HKMO Basın Açıklaması:‘Bu Ateş Sizi de Yakar!‘
- Tekel |
- Eylem |
- işçi |
- tazminat |
- sözleşmeli |
- İstihdam |
- Türkiye |
- Özelleştirme |
- AKP |
- Abdi İpekçi Parkı |
- TÜRK-İŞ |
- siyasal iktidar |
- Hükümet |
- Mücadele |
- Sendika |
- demokratik haklar |
- kaba kuvvet |
- cop |
- Gözaltı |
- Küreselleşme |
- TÜPRAŞ |
- Petkim |
- ABD |
- Emek |
- Demokrasi |
- Basın Açıklaması |
- HKMO |
- İşçi Sınıfı
Bu söz altı gündür eylemde olan TEKEL işçilerine ait. Kuruluş yılı olan 1924‘den bu yana tütün mamülleri, tuz ve alkollü içkiler alanlarında üretim yapan, tüm ülkede yaygın faaliyet gösteren ve binlerce insanın doğrudan ve dolaylı olarak geçim kaynağını oluşturan TEKEL, son işletmesiyle birlikte satılınca yaklaşık 2 yıldır kaderlerinin ne olacağı endişesiyle yaşayan TEKEL işçileri bugün, ya tazminatlarını alıp işsiz kalmak ya da özelleştirilen kuruluşlar için uygulanan 654 sayılı Kanun‘un 4/c maddesine göre sözleşmeli istihdam (yılda 10 ay 500 TL‘ye yakın bir ücretle ve güvencesiz çalışma) seçeneklerine mahkum ediliyor.
12 bin TEKEL işçisi Türkiye gerçeği halini alan özelleştirme ile karşı karşıya. Bu sürecin mağdurlarından olmak istemiyorlar. Bu amaçla başlattıkları haklı mücadelelerinde Türkiye genelinden binlerce TEKEL işçisi ve aileleri 15 Aralık‘ta Ankara‘da buluştular.AKP Genel Merkezi yakınında ve Abdi İpekçi Parkı‘nda başlattıkları eylemlerini Türk-İş önünde sürdürmeye çalışıyorlar. TEKEL emekçileri özlük haklarıyla birlikte geleceklerine sahip çıkmak ve ailelerinin geçimini sürdürebilmek, çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için verdikleri mücadeleyi kararlılıkla devam ettiriyorlar.
Hükümet özelleştirmelere devam edeceklerini ekonomik programda açıkladı. Siyasal iktidar, TEKEL işçilerinin bu mücadelesinde ortaya koyduğu tavır ve açıklamalarla özelleştirme konusunda hiçbir engel tanımayacağını bir kez daha göstermiş oldu. İşçiler ve sendika yöneticileri demokratik haklarını kullanmak isterken kaba kuvvet, cop, biber gazı ve tazikli su ile karşılaştılar, yetmedi bir kısmı da gözaltına alındı.
Ülkemizde 1980‘den bu yana küreselleşme, yeniden yapılanma ve reformlar adına uygulamaya konulan ekonomik politikalar, acil eylem planları ve programlar sonucu her alanda neredeyse üretmeyen, tüketime dayalı bir ekonomi ve ülke yaratıldı. Ekonomik bağımlılıkla birlikte siyasi bağımlılık giderek derinleştirildi. Bu sürecin ana damarı ise "özelleştirme" politikalarıydı.
"Özelleştirme"; küresel kapitalizmin ürettiği krizini aşmak amacıyla, özellikle 1980‘li yıllardan sonra mal, hizmet ve sermayenin küresel ölçekte sınırsız dolaşımını sağlamak için "liberal reformlar" adı altında "dünya" ölçeğinde dayattığı, ekonomik, toplumsal, siyasal ve ideolojik boyutları olan küresel politika araçlarından birisidir. Özelleştirme dar anlamda, "Devletin iktisadi faaliyetlerini gerçekleştiren kamu iktisadi teşebbüslerinin yani KİT‘lerin mülkiyetinin özel sektöre devredilmesi", geniş anlamda, "Devletin iktisadi faaliyetlerinin azaltılması ya da bu fonksiyonunun tümüyle serbest piyasa koşullarına devredilmesi" dir.
Özelleştirme sürecinde, doğal tekel alanlarında kamu işletmeleri parçalanarak, kamuya ait çimento, süt, et, yem, dokuma, orman ürünleri, gemi, gübre sanayileri, enerji santralleri, kimya ve petrokimya tesisleri, maden işletmeleri, demir çelik işletmeleri, kâğıt fabrikaları, telekomünikasyon hizmetleri, ulaşım hizmetleri ve bankacılık sektörü özelleştirilerek, bu alanlar uluslararası tekellere bırakılmış, ülkemiz daha da fazla dışa bağımlı hale getirilmiştir.
Ekonomik programda özelleştirme kapsamında ilk sırada şeker fabrikaları, otoyollar ve limanlar geliyor. Bu kapsamda son olarak satış gerçekleştirilecek KİT ise, Türkşeker‘e ait fabrikalar. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı‘nın, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker)‘e ait Çarşamba, Çorum, Kastamonu, Kırşehir, Turhal ve Yozgat Fabrikaları ihalesindeki nihai pazarlık görüşmesi tamamlandı. Özelleştirilen fabrikalarının çoğunun kapatılmasıyla birlikte şeker pancarı üretiminde yaşanacak eksilmeye bağlı olarak hububat sektörü yüzde 20 oranında daralacaktır. Çiftçilerin istihdamı azalacak, kırsal alanda işsizlik yaşanacaktır. Şeker sektöründe de dışa bağımlılık artacaktır.
Yıllarca siyasi iktidarlar özelleştirmeleri, yeniden yapılanma, bir reform üretimi ve şeffaflığı arttırma hamlesi olarak halka sundular, beyinler yıkandı ve akıl tutulmasını başardılar. Medya rolünü çok iyi oynadı ve Özelleştirme uygulamaları başlangıcında büyük destek buldu.
Özelleştirmenin gerçek yüzü algılanıncaya kadar, TELEKOM, Tüpraş, Petkim, Sümerbank vb. devasa kuruluşları satıldı. TEKEL‘in özelleştirilmesine dair veriler de bize bu gerçeği veriyor. TEKEL‘in özelleştirilmesi süreci 2001 yılında kurumun özelleştirme kapsamına alınmasıyla başlatıldı. Alkollü içkiler kısmının satışı 2003 yılında gerçekleştirildi, bugün şirketin %90 hissesi Amerikan şirketi olan Texas Pasific firmasına aittir. Sigara bölümü ise 2008 yılında yine bir Amerikan şirketi olan British American Tobacco (BAT) firmasına 1 milyar 720 milyon liraya satıldı.
TEKEL‘in özelleştirilmesinin sonuçları rakamlardan açıklıkla görüldüğü gibi, üretim alanlarının kapatılması, binlerce kişinin işsiz kalması ve tarımsal üretime ket vurulması olmuştur.
Bugün emek ve demokrasi mücadelesi veren bütün örgütlerin, özelleştirmelere dur demek ve hak mücadelelerini yükseltmek için TEKEL işçilerinin direnişinin yanında ve destekçisi olması gerekmektedir. Siyasal iktidara iletilecek mesaj bellidir: ‘Bu Ateş Sizi de Yakar!‘
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası
19 Aralık 2009
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 506 okuma



İlgili İçerikler
- TMMOB: 4 Şubat'ta sokaktayız!
- TMMOB TEKEL İşçileri İçin 4 Şubat'ta Sokakta Olacak!
- Tekel İşçilerinden Türk-İş'e: Genel Greve Gidelim ya da İstifa Edin!
- TMMOB Türkiye'de Özelleştir(me) Gerçeği Sempozyumu III
- Tekel İşçileri: "Ölmek Var, Dönmek Yok"
- Tekel işçileri 'eyleme devam' dedi
- HKMO: Özelleştirmeler Hız Kesmeden Devam Ediyor
- TEKEL İşçilerinden Erdoğan'a Mesaj: 15 Aralık'ta Ankara'dayız
- 'İşçiyim ben, 4-D'li olmak istiyorum'
- Yatağan işçisi özelleştirmeye barikat oldu


