İçeriğe Atla

TMMOB Yönetimi Danışma Kurulu’nda Üç Maymunu Oynadı! Hiçbir Sorumuza Cevap Veremediler!

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

Danışma Kurulu’nda Sorduğumuz Tüm Soruların, Getirdiğimiz Tüm Eleştirilerin Yanıtsız Bırakılması Haklılığımızın TMMOB Etkin Yönetim Anlayışı Tarafından Teyid Edilmesidir. 

TMMOB  40. Dönem 2.  Danışma Kurulu toplantısı 4 Nisan 2009 Cumartesi günü  Ankara'da, İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Salonu’nda gerçekleştirildi. İvme Dergisi, yayın kurulu üyeleri ve okurlarından oluşan 50’ye yakın mühendis, mimar ve öğrenciyle Danışma Kurulu’na başından sonuna dek katıldı. İvme standının açıldığı salon girişinde ayrıca İvme’nin İMO merkez yönetiminin öğrenci üyelere saldırısını kınayan 23 no’lu açıklaması da katılımcılara dağıtıldı. Aynı konuyla ilgili olarak Ankara Genç İMO’dan 20’ye yakın öğrenci de saldırıyı teşhir ve protesto eden bildirilerini dağıttılar.

Toplantı, TMMOB YK başkanı Mehmet Soğancı'nın uzun bir konuşmasıyla başladı. Soğancı, TMMOB'nin 40. dönem çalışmalarını aktarmanın yanısıra Danışma’nın gündem maddelerinden olan ekonomik krizi ve 29 Mart yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi. Genelgeçer sözlerin dışında krize yönelik mücadelede TMMOB adına ciddi bir program ortaya koymayan Soğancı bu konuda bugüne kadar yaşanmış eksikliklere de bir açıklama getirmedi. Muhalefetin ortak mücadele zeminleri olması amacıyla örgütlenen, aralarında Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu’nun da bulunduğu platform yapıları için ise Soğancı’nın “zayıf bileşenli”, “anlamsız” gibi nitelemeler yapması dikkatlerden kaçmadı.  

40. Dönem 2. Danışma Kurulu yine tarafsız bir divanın yönettiği bir toplantı olamadı, TMMOB yürütmesi tarafından yönetildi. Oysa yönetimlerin çalışmalarının üyelerce değerlendirileceği toplantılarda divanda yönetim üyelerinin bulunmaması kuşkusuz daha demokratik bir işleyiş olacaktır. Bu danışma kurulu, toplantı yönetiminde birtakım “yeni usüller”in de sergilendiği bir kurul oldu: Örgüt içindeki rütbesinden bağımsız olarak herkesin eşitçe söz alması gereken Danışma Kurulu’nda Soğancı önce “daha eşit olan” oda başkanlarına söz verdi. Tüm konuşmacıların 7 dakika konuşma hakkı olduğunu ifade eden Soğancı oda başkanlarının bu süreyi kimi zaman çok aşan konuşmalarına ise müdahale etmedi. Muhalif olduğu bilinen Danışma üyelerinin konuşmalarının sonlara atılması ise artık alıştığımız bir uygulamaydı.

Bir diğer “yenilik” ise Danışma üyeleri olması gereken yönetim kurulları yedek üyelerinin Danışma üyesi sayılmamasıydı. Soğancı konuşmacıları Danışma üyesi olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırdı ve yedek yönetim üyelerine olmayanlar arasında söz verildi. Bu durumun TMMOB içinde değiştirilmekte olan çalışma anlayışının yeni bir uygulaması olduğu bilinmelidir. Nitekim Danışma Kurulu’nda da örgüt içi çalışma anlayışının değişmekte olduğu, başkanların yönetim kurullarının başkanları gibi davranmayarak kişisel belirleyicilik noktasında olmaya çalıştıkları bir eleştiri konusu olmuştur. İleride yedek üyelere kürsü hakkı kullandırılmamasına gerekçe oluşturacak bu yeni söz sırası yukarıdaki eleştiriyle birlikte yorumlandığında, TMMOB içinde hiyerarşik bir demokrasi anlayışının yerleştirilmeye başlandığı, yedek yönetim üyelerini bile “düşük rütbeli” gören bu demokrasi anlayışı içinde üyeye ise hiç yer olmadığı açıkça görülmektedir.       

Danışma Kurulu’nda pek çok konuşmacının değindiği bir başlık, Bartın İKK’nın TMMOB yönetimi tarafından feshedilmesiydi. Peyzaj Mimarları Odası YK Başkanı Ayşegül Oruçkaptan Hema’ya karşı mücadele eden Bartın İKK'nın kapatılmasının olumlu olmadığını söylerken TMMOB’ye bu konu ile ilgili bir yazı yazdıkları için onur kuruluna verilen Bartın İKK bileşenleri hakkında açılan soruşturmaların akıbetini sordu ancak soruları TMMOB yöneticilerince yanıtsız bırakıldı.

Danışma Kurulu’nun ikinci bölümünde söz alanlardan Metalurji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Sekreteri Çetin Durukanoğlu İstanbul İKK’da TMMOB işyeri temsilciliklerinin oluşturulmasında yeterli çabanın gösterilmediğini ifade ederken, bir Kent Platformu kurulmasının engellenmesinin kent mücadelesini sekteye uğrattığını belirtti.

EMO İstanbul Şube YK Üyesi Pınar Hocaoğulları, konuşmasının başında Bartın İKK’nın feshedilmesiyle ilgili olarak, bu kararın bölgede termik santrale karşı halk mücadelesini gerileten bir durum oluşturduğu vurguladı. Ardından kriz gündemine değinen Hocaoğulları, TMMOB birimlerinde işsiz mühendisler takip komisyonu kurulması, işyeri temsilciliklerinin aktif hale getirilmesi ve TMMOB’nin bir eylem programı oluşturması gerektiğini vurguladı.

EMO İstanbul Şubesi YK Başkan Yardımcısı ve İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Kurtuluş Kaya ise İsrail'in Gazze'ye düzenlediği insanlık dışı saldırılar ile ilgili TMMOB'nin diğer emek ve meslek örgütleriyle birlikte Birleşmiş Milletler ve AKP’yi göreve çağırmasını, bundan birkaç gün sonra ise örgüt içine bu açıklamanın tam tersi bir açıklamada bulunmasını eleştirdi. Kaya, Türkiye’deki en büyük katliamlardan biri olan 19 Aralık hapishaneler katliamında TMMOB’nin ne bir eylem ne de yazılı da olsa bir açıklama yaptığını, üstelik aynı gün kimi Odaların gece düzenlediğini ifade ederek bu duyarsızlığın altını çizdi. Bartın İKK konusuna da değinen Kaya, TMMOB’nin tarihindeki mücadele dolu günlerin önemini vurgulayarak “Bugün geldiğimiz süreçte demokrasi ve emek mücadelesini sürdürmenin daha zor olduğunu görüyoruz. Ancak bütün bu zorluklara rağmen tekellere karşı mücadeleyi yerelde yükseltmeyi başaran TMMOB Bartın İKK’nın hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilmesi sorgulanmalıdır” dedi.

Bartın İKK’nın feshini eleştiren konuşmalara TMMOB etkin yönetim anlayışının yanıtı ise MMO Adana Şubesi YK Başkanı Hüseyin Atıcı’nın konuşmasında geldi: Atıcı’nın “TMMOB ile Bartın İKK arasında sorun varsa Bartın İKK gider” sözleri etkin yönetim anlayışının örgüt içi demokrasiden ne anladığını hiçbir söze hacet bırakmayacak kadar açıklıkla gözler önüne seriyordu.

Yedek yönetim üyelerine ve danışma üyesi olmayanlara söz verildiği bölüme geçildiğinde ise İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri peş peşe söz aldılar. Önce İMO 2. Öğrenci Kurultayı’nda İMO yöneticileri ve çalışanları tarafından fiziki ve sözlü saldırıya uğrayan öğrencilerden Mustafa Gezegen söz aldı. ODTÜ Genç İMO ve İvme Dergisi yayın kurulu üyesi Mustafa Gezegen yaptığı kısa konuşmasında şunları söyledi: “Genç İMO olarak 2 yılı aşkın süredir yaptığımız çalışmaların sonucunda yaratmayı başardığımız Genç İMO örgütlülüğü öğrenci temsilcilerinin seçimi konusunda yönetimin yaptığı müdahaleyle başka bir boyuta evrildi. Öğrenciler olarak temsilcilerimizi seçmemize rağmen yönetim, kendileriyle uyumlu çalışacak öğrencileri temsilci olarak atadı. Bu antidemokratik süreci İMO öğrenci kurultayında dile getirmek istediğimizde ise bazı İMO yöneticisi ve oda çalışanları bizlere sözlü ve fiziksel saldırıda bulundu. Bu saldırıyı yapanlardan özür dilemelerini talep ediyoruz.”

Mustafa Gezegen’in ardından İMO Ankara Şube Yönetim Kurulu yedek üyeleri ve İvme Dergisi yayın kurulu üyeleri Murat Çeşme ve İsmail Ozan Demirel söz aldılar. Çeşme konuşmasına öğrencilere yapılan saldırıyı kınayarak başladı. Öğrencilere yapılan saldırının İMO’daki muhalif seslere olan tahammülsüzlüğün açık bir göstergesi olduğunu söyleyen Çeşme, kendilerinin de yedek yönetim üyeleri oldukları halde keyfi bir kararla yönetim kurulu toplantılarına alınmadıklarını, bu yönetim anlayışının TMMOB ve bağlı Odalarına ciddi zararlar verdiğini belirtti. İsmail Ozan Demirel ise İMO’nun, iptal edilen yönetmeliğinin yerine yeni bir yönetmelikle yeniden hayata geçirmeye çalıştığı yetkin mühendislik konusuna değinerek yeni mezun mühendislerin nasıl stajyerleştirilip sömürüye karşı korunmasız bırakılacaklarından söz etti ve İMO'nun bu konudaki tavrını eleştirdi. Demirel ayrıca Soğancı’nın açılış konuşmasında TMMOB Öğrenci Üye Kurultayı’nın yapılması için tüm odaların öğrenci üye kurultaylarının yapılmasının beklendiğini söylemesine yanıt olarak, bunun pratikte kurultayı yapmamak anlamına geleceğini, geçen dönem de aynı gerekçeyle bu kurultayın yapılmadığını belirtti.

 

TMMOB birimlerinde yaşanan antidemokratik uygulamaların bir başka örneğiyle karşılaşmış olan İvme Dergisi yayın kurulu üyesi mimar Alev Şahin ise konuşmasına ‘Geçen sene bu zamanlar Sincan F Tipi Hapishanesi’nde tutsaktım’ diyerek başladı ve geçen sene düzenlenen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne katıldığı için 3 ay süreyle tutuklu yargılandığını, serbest kaldıktan sonra Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ndeki sekreter yardımcılığı görevine geri döndüğünü, fakat aynı antidemokratik yaklaşımla kendi meslek odasında da karşılaştığını ve hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını anlattı. Şahin, ilgili Oda yönetiminin bu antidemokratik tutumunun sorgulanması gerektiğini vurgularken yönetimlerin farklı düşüncelere karşı tavırlarının birçok odada aynılaştığını da gözler önüne serdi.

 

Yine İvme yayın kurulu üyelerinden Mehmet Göçebe ise TMMOB'nin zamanında 100.000 mühendisle iş bırakma eylemi gerçekleştirirken, şimdilerde mitinglere 600 kişi ile katılımın başarı sayıldığına dikkat çekti. MMO Adana Şb. Başkanı Hüseyin Atıcı’nın “Bartın İKK ile TMMOB arasında sorun olursa Barın İKK gider” yaklaşımını “Siz padişah mısınız?” sözleriyle eleştirdi. Göçebe, TMMOB içinde eleştiri-özeleştiri mekanizmasının işletilmediğini, oysa eleştirinin bir eğitim olduğunu, ne var ki Soğancı’nın da açılış konuşmasında kullandığı ifadeyle “eleştirileri aynen iade ederim” türü yaklaşımların apolitik yaklaşımlar olduğunu ifade etti. İnşaat Mühendisleri Odası'nın düzenlediği 2. Su Kongresi'ne de değinen Göçebe, bu kongrenin ana sponsorunun Dünya Su Konseyi üyesi Nurol Holding olduğunu, sonuç bildirgesinde Dünya Su Konseyi’nin temel politikaları olan “suyun ekonomik bir değer olması”, “bütünleşik su havza yönetimi” gibi ifadelerin savunulduğu, bu durumun özeleştirisi yapılmadan TMMOB olarak Dünya Su Konseyi’ne ve Konsey’in savunduğu suyun ticarileştirilmesi politikalarına karşı samimi bir mücadele yürütülemeyeceğini belirtti.

 

EMO İstanbul Şubesi YK Yedek Üyesi ve İvme Dergisi yayın kurulu üyesi Tigin Öztürk  de Genç İMO üyelerine yapılan saldırıyı kınayarak başladığı konuşmasında saldırıyı yapanların örgütü kaosa sürüklediğini, kimsenin örgütü kaosa sürüklemeye hakkı olmadığını, benzer bir saldırı olma durumunda oluşacak ortamın sorumlularının öğrencilere dönük saldırıyı yapanlar olacağını ifade etti.  Öztürk, TMMOB Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı'nın baştaki sunumunu dinleyince TMMOB'nin hiçbir sorunu olmadığı izlenimi doğduğunu, ne var ki TMMOB birimlerinin “havuz” uygulamasından dolayı mali polis tarafından basılmasından TMMOB’nin emniyetin iftar yemeğine katılmasına, MMO ve İMO’nun genel kurul kararına uymamalarından Filistin’e dönük İsrail saldırısında TMMOB’nin AKP ve BM’den medet ummasına kadar son 8 ay içinde meydana gelen 8 olay ile TMMOB’in içinde bulunduğu tabloyu gözler önüne sererek bunların her birinin bir sorun olduğunu belirtti.

Konuşmalar tamamlandığında, TMMOB yöneticilerinden hiçbiri başta Bartın İKK’nın feshedilmesi ve Genç İMO üyelerine saldırı olmak üzere kendilerine yöneltilen hiçbir eleştiriye hiçbir yanıt vermediler. Son sözü alan Mehmet Soğancı, sanki bu soruların ve eleştirilerin hiçbirinin muhatabı değilmişçesine, yanıt niteliği taşımayan, birkaç dakikalık bir kapanış konuşması yaptı.

TMMOB'ye yönelik değerlendirme ve eleştirilerin yapılması, bu eleştirilerin tartışılması, ileriye dönük kararların alınması gereken bir ortamda, TMMOB etkin yönetim anlayışının tüm temsilcileri, bütün eleştirilere kulaklarını tıkayıp üç maymunu oynadılar. Bu eleştiriler karşısında sergilenen suskunluk, bir yandan söylenenlerin kabulü anlamına gelirken, öte yandan İvme’nin mücadelesinde ne kadar haklı olduğunun da en somut ispatıydı.

Görüntü: