Bir kurumun yönetim kurulu başkanı, o kurumun ne amaçla kurulduğunu ve geçirdiği evreleri, kırılma noktalarını ve bugün bulunduğu noktayı bilmez mi? Bu sorunun cevabı, evet bilir ya da bilmesi gerekir olur. Ama olmuyor. Ya bilmiyor, ya da bildiği halde işine öyle geldiği için isteyerek çarpıtıyor. 20 Eylül 2008 tarihli Birgün Gazetesi’nde, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TMMOB’nin 1954 yılındaki kuruluş amacını, “1954 yılında kurulan TMMOB, kökleri 1900’lü yılların başına dayanan bir örgütlenme, birlik ve mücadele geleneğinin ürünüdür. TMMOB, ülkemizdeki mühendisleri, mimarları, mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda temsil etmek, hak ve çıkarlarını halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek, mesleki sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak ve mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak amacıyla kuruldu.” sözleriyle açıklıyor. Açıklıyor ama TMMOB üyelerinin de çok iyi bildiği gibi Birlik, Soğancı’nın açıklamasının aksine 18-21 Ekim 1954 tarihinde devlet tarafından “bu alanın düzenlenmesi” amacıyla 6235 Sayılı yasa ile kurulmuştur.
Nedir “bu alanın düzenlenmesi” ve bu alanların düzenlenmesinde amaçlanan nedir? Kısaca ona bir göz atalım:
2. paylaşım savaşına kadar devletin ekonomiye müdahale etmemesi düşünülüyordu. Ancak 2. paylaşım savaşından sonra değişen şartlar ve oluşan “sosyalist blok” karşısında politikaların yeniden oluşturulması gerekiyordu. Emperyalizmin “yeni sömürgecilik”, “gizli işgal” politikası gereği, ekonomik, sosyal ve politika alanında da egemenlerin ihtiyaçları doğrultusunda sistemi yeniden yapılandırma için devletin daha etkin rol oynama politikası ülkemizde de uygulamaya sokuldu. İşçilerin, işverenlerin, mühendislerin, tabiplerin, avukatların, vb devletten, hükümetten isteklerinin uzlaşmacı ve uzlaştırıcı bir politikayla karşılanması gerekiyordu. İşte bu amaçla, 1951’de TOBB, 1952’de TÜRK-İŞ, 1953’de TTB ve 1954 yılında TMMOB tepe örgütler olarak kurulmuştur. Bu ve bunun gibi tepe örgütlerin birbiri peşi sıra yasalarla kurulması ise tesadüf değildir. TMMOB’nin kuruluş yasasının 1. maddesi (Kamu niteliğinde meslek kuruluşudur - verilen ödül), 2. maddesi (Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar - alınan ödün), 33. maddesi de (birliğe üyeliğin zorunlu olması - verilen ödül) Birlik’in korporatist ilişkiler için kurulduğunu açık olarak göstermektedir. “Korporatist politikanın temel amacı ise; devlete sermaye birikimini güvence altına almak için, gerekli olan siyasi istikrarın sağlanabilmesi için siyasi ve iktisadi tavizler verebilmektir. Toplumda var olduğu peşinen kabul edilen sınıf çatışmalarının, bu sınıfların temsilcisi olan örgütlere toplumsal, yapısal, ve siyasal ayrıcalıklar tanıyarak ve karar verme süreçlerine katarak işbirliğine dönüştürülebileceği, böylece çıkarların çatışmacı olmayan bir yoldan uzlaştırılabileceği düşünülmektedir.” (1)
Kuruluşu yasası ve yönetmenliği ile devletin TMMOB’yi korporatist bir kurum kimliği ile gördüğü, TMMOB’nin de 1973 yılına kadar bu kimliğe uygun hareket ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 1973 yılında yapılan 18. Genel Kurulda Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Teoman ÖZTÜRK’le birlikte TMMOB, korporatist kimliğini reddederek, sistemle arasında kurulan köprüleri yıkarak gerçek kimliğini, “Mesleki Demokratik Kitle Örgütü” kimliğini kazanmıştır. Ama ne yazık ki, mücadeleyi temel alan TMMOB kimliği, 12 Eylül 1980 Yılına kadar sürebilmiştir. Kim ne derse desin bugün TMMOB’nin “şanlı tarihi” diye bahsedilen tarihi 1973 – 1980 yılları arasındaki tarihtir. 1980 sonrası TMMOB tarihinin ise, 1973 – 1980 arası TMMOB tarihi ile bir benzerliği ve alakası yoktur, olmamıştır. 1980 Sonrası TMMOB, sistemle 1973 - 1980 yılları arasında atılan köprülerin tekrar kurulmaya başlamıştır. TMMOB bugün “katılımcılık” adı altında kurumsal olarak sistemin komisyon, kurul, komite, vb’lerin içinde yer almaktadır. Sistemin kurumları içinde yer aldığı için de bu kurumların politikalarına karşı mücadeleyi değil, uzlaşmayı öne çıkaran, icazeti seçen, hızla kuruluş kimliğine doğru yol almaktadır. Her şey bu kadar açık ve ortadayken TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, neden TMMOB’yi kuruluşundan bugüne aynı çizgideymiş gibi göstermeye çalışıyor? Nedeni çok açık; çünkü, 1980 sonrası TMMOB’nin politikasın belirleyen ideoloji, Mehmet Soğancı’nın da içinde yer aldığı ideolojidir.
Onun içindir ki;
-TMMOB’ “etkin” yönetimi, TMMOB’nin geleneksel tarihi çizgisi olan bağımsızlık ve anti emperyalizm mücadele ilkesini terk etmiştir.
-AB “müzakere sürecini mücadele sürecine çevireceğiz” iddiasıyla “müzakere süreci” içerisinde yer alınılmasını savunmuştur.
-Emperyalizmin bir projesi olan yetkili/yetkin mühendislik savunularak, Mühendis, mimar ve şehir plancılarının emperyalist sömürünün bir nesnesi haline getirilmesi savunulmuştur.-AB ülkelerindeki kurumlardan TMMOB ve birimlerinin fonlanması kararı alınmıştır.
-TMMOB’nin demokratik ve meşru kurumlarına “yasal” ve “tüzüksel” işlevler yükleyerek örgüt de brokratlaşma ve anti demokratik uygulamaların yoğunlaştırılmıştır.
-Yapılan panel ve sempozyum vb etkinliklerde muhalefete yasaklar uygulanmıştır.
-Genel Kurullarda öğrenciler konuşturulmamıştır.
-TMMOB örgütlülüğü yok edilerek örgütte Avrupacı “sivil toplumculuk” hakim kılınmıştır.
-1999 Marmara depremi sonrası binlerce binanın yıkılması, 40.000 civarında insanımızın ölmesi nedeniyle yüzlerce mimar, mühendis’in yargılanması “zaman aşımı” ile düşürülürken, TMMOB depremle ilgili bir tek kişiyi bile onur kuruluna veremeyerek toplumun vicdanında aklanmamıştır.
-TMMOB ve bağlı odaların, üyelerin ekonomik, demokratik taleplerini gündem konusu dahi yapılmayarak, üyeler sahipsiz olarak vahşi kapitalizmin insafına terk etmiştir.
-Odaların mal, mülk sahibi olabilmek için her yolun mubah sayılması, şirket gibi yönetilmesini hayata geçirmiştir.
-Odaların, oda adına A.Ş kurma girişimleri ve havuz oluşturmaları karşısında sessiz kalmıştır.
-40. Genel Kurulun 5 Mühendis bakanın onur kuruluna verilmesi kararı karşısında, MMO ve İMO kararı uygulamayacağını açıklamış, diğer odalar ise sessizliğini korumaktadır.
- Ankara Emniyet Müdürlüğünün iftar yemeğine kurumsal olarak katılmıştır.
-TMMOB’ye bağlı odaların bazı yöneticilerinin “rant” ilişkileri TMMOB ortamının da dışına taşarak Türkiye geneline yayılması ve günlük gazetelerin haber ve köşe yazılarının konusu olması konusunda sessizliğini korumuştur.
Saymakla bitecek gibi değil, bunlar sadece son bir yılda olanlardan bazıları. Bunların hangisi 1973 – 1980 yılları arasındaki TMMOB’nin politikasıydı? Bu olanların herhangi birisinin 1973 – 1980 yılları arasındaki TMMOB’de olması mümkün müydü? Her şey çok açık, Mehmet Soğancı da zor durumda, zor durumda olduğu içinde tüm gerçeklerin üstünü örtmek, çarpıtmak da ona düşüyor. Ne yapsın, muhalefet de rahat durmuyor, unutturmak istedikleri 19 Eylül 1979’u hatırlatıyor. TMMOB’un sistemle korporatist ilişkileri yeniden kurduğu, bazı yöneticilerinin rant ilişkileri içerisinde oturdukları koltuklarına sıkı sıkıya sarıldığı, ülke, üye sorunlarının gündem konusu yapılmadığı bir örgütün Yönetim Kurulu Başkanı’na da “şanlı tarihimiz”le başlayıp “derin tahliller” yaparak “başka bir….. mümkün” deyip, “iyi ki TMMOB var” diyerek bitirmekten başka bir şey düşmüyor. Düşmüyor da “başka”dan neyi kastettiğini, “iyi ki var” ında kimler için “var” olduğunu bizleri de ikna edecek şekilde açıklaması gerekmez mi?
Mehmet GÖÇEBE
(1) Yüksel Akkaya; Çıkar Gurupları Ve Korporatist Temsil: TMMOB Örneği
















Son yorumlar
3 gün 2 saat önce
1 hafta 5 gün önce
2 hafta 5 gün önce
2 hafta 5 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 2 gün önce
4 hafta 5 gün önce
5 hafta 3 gün önce
7 hafta 1 gün önce
7 hafta 1 gün önce