Tayyip Erdoğan, 30 Kasım'daki AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmasında ''Hemen Danıştaya dava açarlar, bilmem nereye dava açarlar. 'Bunlar yapılmasın' derler. Bir de belediyelerimiz bunlarla uğraşır. Yapılacak olan bir çok şeyi şu anda yapamıyorsak inanın bu odalar sebebiyle yapamıyoruz'' dedi.
Odaların ise bu konuşmaya tepkileri gecikmedi. Önce TMMOB olarak Erdoğan'ın açıklamasına yanıt verilirken ardında; Mimarlar Odası, MMO, ZMO, EMO, İMO, Maden MO, JFMO, Peyzaj MO, ŞPO, KMO, HKMO, Gemi MO açıklama yaparak Başbakan'ı eleştirdi.
Tayyip Erdoğan'ın konuşması ile ilgili haber aşağıdadır:
"Erdoğan, 'Hemen Danıştaya Dava Açarlar, Bilmem Nereye Dava Açarlar. 'Bunlar Yapılmasın' Derler." Dedi.
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, ''Hemen Danıştaya dava açarlar, bilmem nereye dava açarlar. 'Bunlar yapılmasın' derler. Bir de belediyelerimiz bunlarla uğraşır. Yapılacak olan bir çok şeyi şu anda yapamıyorsak inanın bu odalar sebebiyle yapamıyoruz'' dedi.
Başbakan Erdoğan, AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısının kapanışında yaptığı konuşmada, yerel yönetimlerin önemine dikkat çekti. Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şuraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum: Bütün adaylarımızın da bu noktaya dikkat etmelerini bilhassa istiyor, önemsiyorum. Bizler, her alanda olduğu gibi, şehircilik ve mimarlık alanında da dünyaya örnek teşkil eden bir medeniyetin mensuplarıyız. Önce medeniyetimizi iyi tanıyacağız. Biz sıradan bir millet değiliz. Bizim bu noktada bastığımız yer çok farklıdır. İnsanımız çok farklıdır. Ecdadımızın yaptıklarına baktığımızda ortaya koydukları eserler çok farklı ama biz kendimizi hala tanıyamamışız. Onun için dünyaya bakışımız o pencereden değil. Hala farklı pencerelerden dünyaya bakıyoruz. Gururlu bakacağız, onurlu bakacağız, biz böyle bir milletiz. Bunu yakalayacağız.
Biz niçin bir Selimiye'nin penceresinden, bir Süleymaniye'nin penceresinden dünyaya bakamayalım, neden? Bunca kervansaraylarımız var. Bunların penceresinden biz dünyaya neden bakamıyoruz, neden? Kimsenin aklına getirmediği tarihlerde, o tarihi mekanlarda su ile akıl hastalarını tedavi eden bir medeniyetin mensupları olarak niçin oralardan biz dünyaya bakamıyoruz? Bunlar bunu daha yeni yakalamış.
Öyleyse biz, eski dilimizde 'medine' yani şehir kelimesiyle, medeniyet kelimesi biliyorsunuz aynı kökten geliyor. Bizler, Merv, Semerkand, İsfahan, Bağdat, Gırnata, Kurtuba, Üsküp, Saraybosna gibi aşkın, sevdanın, estetiğin, güzelliğin sembolü haline gelmiş şehirler imar eden bir kültürden geliyoruz.
Sivas'ı, Konya'yı, Bursa'yı, Edirne'yi, İstanbul'u dünya medeniyetinin başkentleri haline getiren bir gelenekten geliyoruz. Bizim şehirlerimiz insan merkezlidir, bizim şehir kültürümüz insan odaklıdır. Bu çok önemli. Ama şimdi maalesef insan merkezli olmaktan biz bu şehirlerimizi çıkardık. Adeta betonların arasına insanımızı mahkum ettik. Estetik yok, insanın sağlığına güç katacak bir anlayış yok. Adeta nefes alamaz hale getiriyoruz. İşte biz AKP'nin belediyecilik anlayışıyla bunu yıkıyoruz. Şehirlerimizi buna göre imar ediyoruz. Bizim kirlenmeye, bizim gürültüye, estetikten yoksunluğa, çirkinliğe, çarpık yapılaşmaya tahammülümüz olamaz, olmamalıdır.
Bizim her bir şehrimiz, her bir ilçemiz, huzurun, barışın, sükunetin, dinginliğin, estetiğin, mimarinin merkezleri olmak zorundadır. İstanbul kadar şairane, New York kadar modern, Bursa kadar huzurlu, Londra kadar çağdaş, Konya kadar hoşgörülü, Paris kadar göz alıcı kentleri inşa etmek, imar etmek gibi bir vizyonun, bir ufkun sahipleri olmak durumundayız.
Geçmişle geleceği aynı potada buluşturan, modern ile tarihi barıştıran, yeşil ile yapıyı kaynaştıran, insan ile şehri bütünleştiren bir şehircilik anlayışını, Türkiye'nin tamamına hakim kılmak gibi bir mesuliyet taşıyoruz. 2004 yılından itibaren mahalli idarelerimiz bu anlayışla hizmet ürettiler. Şehirlerimizin her birini dünya markası haline getirebiliriz.''
Şehirlerin, tüm dünyanın ilgi odağı yapılabileceğini kaydeden Erdoğan, yollarıyla, köprüleriyle, çağdaş konutlarıyla, kütüphaneleri, spor salonları, kültür merkezleri, parkları, bahçeleri, alt ve üst yapılarıyla, AKP'li belediyelerin şehirlerin çehrelerini değiştirdiğini söyledi. 81 ilin bu potansiyeli ve zenginliği taşıdığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, 29 Mart 2009 tarihinde yapılacak yerel seçimlerin hazırlıklarına şimdi değil, uzun zaman önce başladıklarını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Aylardır çalışıyoruz ha. Yani biz şimdi kampanya başlayınca çalışmalara başlamayacağız. Yani 29 Mart'tan sonra bu işlere başlamayacağız. O illerle ilgili çalışmalara başladık. Dosyalar hazır. 29 Mart'ta o illerde AKP, AK belediyecilik işbaşı yaptığı zaman projeler hazır. Hemen uygulamaya başlayacağız. Nerede, neyi nasıl yapacağız? Bunun çalışmaları şu anda devam ediyor. Niye? Geldiğin zaman işin zaten 3 ayı önemli. İlk 3 ayda işin temelini attın, attın. 3 aydan sonra şehir seni yemeye başlar. Ondan sonra belediye başkanı olarak kusura bakma, patinaj yapmaya başlarsın. İlk üç ayda ne yapacağını bilmelisin ve hemen de adımları atmalısın. Bunun raconu budur. Bizler bu tecrübeyi yaşadığımız içindir ki çalışmalarımızı şu anda yaptık, hazırlıklarımız hala devam ediyor. Şehirlerimizin her birini bir dünya markası haline getirebiliriz ve bunu da başaracağız.
Geçmişte, bir tane Allah aşkına katlı köprülü kavşak olmaz mı? Ama olmadı. Ne diyorlar biliyor musunuz? Modern şehirlerde katlı köprülü kavşak olmaz diyorlar. Hala bu sol zihniyet katlı köprülü kavşak fikrine karşı. Geçen baktım, bir televizyonda bir tartışma. Yani bu işin içinden gelmesem ben de hakikaten yani doğru söylüyorlar diyeceğim.
Dünyada böyle şey yok diyorlar. Demek ki bunlar herhaldeRusya'ya gidip dolaşmamışlar. Moskova'ya bile gitseler orada var. ABD'ye git var. Tokyo'da bırak tek katlıyı, beş katlı yollar var. Niye? Ulaşım sıkıntısı var da onun için. Onu aşmak için bunu yapmış. Artık bunlar mimarının literatürü içerisinde yerini aldı. Ama bunlar tabii inat olsun, 'AKP belediyeciliği böyle bir şey mi yaptı, öyleyse bizim buna karşı olmamız lazım'. Başarıyor ya. Baksana adam şurada 4.5-5 yıl içerisinde 10 tane katlı köprülü kavşak yapmış. 'Nasıl olur?' diyor.
Arkadaşlar, bu iş sevda işidir. Öyle rahat rahat, ben belediye başkanı oldum yok. O inceliği, o güzelliği yakalayacaksın. O heyecanı yakalayacaksın. 'Efendim, ama işte mimarlar odası ne der? Mimarlar odasının böyle bir derdi yok ki. Varsa başımız, gözümüz üstünde. Ama bir deseler bize 'Ya şöyle, şöyle yapsanız çok güzel olacak.' Aslında sivil toplum örgütlerinin yapması gereken bu değil mi? Bu. Ama bunu yapmazlar. Tam aksine hemen Danıştay'a dava açarlar, bilmem nereye dava açarlar. Bunlar yapılmasın derler. Bir de belediyelerimiz bunlarla uğraşır. Yapılacak olan bir çok şeyi şu anda yapamıyorsak inanın bu odalar sebebiyle yapamıyoruz. Bunu da burada halkımın özellikle duymasını istiyorum. Yapamıyoruz. İstemiyorlar. Çünkü halka çok uzaklar ve her şeye yaklaşımları ideolojik. 'Ülkem bir şey kazansın'. Yok böyle bir dertleri.'' "
Bu konuşmaya yanıt olarak odaların açıklamaları ise aşağıdadır:
TMMOB:
BAŞBAKAN MESLEK ÖRGÜTLERİ İLE UĞRAŞMAK YERİNE, TMMOB'NİN SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERSE KENTLERİMİZ DE, BU ÜLKE DE DAHA YAŞANABİLİR OLUR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, belediye çalışmalarının meslek odaları tarafından engellediğini iddia etmiştir.
Bilinmelidir ki; TMMOB ve bağlı meslek odaları çalışmalarını ve değerlendirmelerini bilimin ve tekniğin ışığında sürdürmektedir ve bilimin ve tekniğin ışığında doğruları söylemekten, bu alanda hukuksal mücadelesini sürdürmekten vazgeçmeyecektir.
Siyasi iktidar, çalışmalarını sürdürürken meslek odaların bilimsel görüşlerini almaya yatkın olsa, meslek odalarının uyarılarına kulak verse Sayın Başbakan'ın sözünü ettiği davalara da gerek kalmayacaktır.
TMMOB kent yaşamını ilgilendiren imar, kültür ve turizm, çevre, kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemini düzenleyen yasaların eksiklik ve yetersizliklerinden bahsederken insan sağlığı, doğal çevre, insan hakları-kentli hakları, katılım, yaşanabilirlik gibi kavramları referans almaktadır.
TMMOB, kent sorunlarına ilişkin olarak özellikle son yirmi yıldır yerel yönetimler, kamu kaynaklarının dağılımı, afetler, çevre, altyapı, ulaşım, konut, turizm, kentsel koruma ve kentsel dönüşüm temalarında sorun tespitlerini ve çözüm önerilerini kamuoyuna sunmaktadır. Kamuoyunun dikkatine sunduğumuz önerilerimiz kimi zaman gündemi oluşturmuş, kimi zamansa dönemin siyasetçilerince görmezlikten gelinmiştir. Siyasal alan, bu önerileri çoğunlukla özünden ve amacından uzaklaştırıp farklı bir kurguda değerlendirmektedir.
TMMOB, özellikle son 2 yıldır kentlerde "kent sempozyumları" düzenlemekte ve yerel yönetimlere ilişkin çözüm önerilerini, bilim adamları ve kentte yaşayanlarla birlikte oluşturmaktadır. Bugüne kadar, Bursa, İstanbul, Ankara, Kocaeli, Eskişehir, Bodrum, Denizli, Adana, Mersin ve Samsun'da düzenlenen bu sempozyumlara İzmir, Diyarbakır ve Kırklareli ile devam edeceğiz. Ankara'da 20 Şubat'ta düzenleyeceğimiz Yerel Yönetimler Sempozyumu ile de kentlerde gerçekleştirdiğimiz bu etkinliklerin sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacağız.
Sayın Başbakanı, bu ülkenin mühendislerine, mimarlarına, şehir plancılarına kulak vermeye çağırıyoruz.
Sayın Başbakan, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanlarının oluşturduğu meslek örgütleri ile uğraşmak yerine, onların bilim ve tekniğin ışığında geliştirdiği çalışmalara kulak verse, kentlerimiz de bu ülke de daha yaşanabilir olur.
Mehmet Soğancı
TMMOB
Yönetim Kurulu Başkanı
MİMARLAR ODASI:
TMMOB Mimarlar Odası; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 30.11.2008 tarihinde yaptığı konuşmada yer alan, Odaları ve Mimarlar Odası'nı suçlayan ifadelerine yönelik olarak 1 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
KENTLERİMİZİN GELECEĞİ İÇİN KENT SUÇLARINA YÖNELİK YÜRÜTTÜĞÜ
MÜCADELEYİ HER KOŞULDA SÜRDÜRECEKTİR!...
30.11.2008 tarihinde parti toplantısında konuşan Sayın Başbakan Tayyip ERDOĞAN, konuşmasının bir bölümünde meslek odalarının ve özellikle odamızın adını vererek, bizleri belediye uygulamalarının önünde engel yaratmakla ve ideolojik davranmakla suçlamıştır.
Sayın Başbakan öncelikle şunu iyi bilmelidir: TMMOB Mimarlar Odası, hükümetinin mimarlıktan sorumlu devlet bakanlığı değildir. Mimarlar Odası siyasi bir yapılanma olmayıp gücünü Anayasadan alan, kamu yararına hizmet eden bir mesleki uzmanlık kurumudur. Kuruluşundan bu yana geçen 54 yıldır kente karşı suç niteliği taşıyan düşünce ve uygulamalara hoşgörü göstermeyen Odamız, Türkiye'nin mimarlık meslek kuruluşudur. Ülkemizdeki yapılaşma ile ilgili tüm kentsel uygulama ve kararları yakından takip etmek, incelemek, irdelemek ve gerekirse hukuki yollara başvurmak Odamızın temel yükümlülüğüdür. Bu görevimizi, elbette İdareye hoş görünmek veya zıtlaşmak için değil, toplumsal sorumluluğumuz gereği yapmaktayız.
Sayın Başbakan belediye uygulamalarının sürekli yargıya taşınmasından şikâyetçi olmaktadır. Çağdaş, demokratik ülkelerde bir başbakanın, hukuk devletinde yargıya gidilmesinden, yargının kararlarından yola çıkarak bir meslek odasını halka şikâyet etmesi alışık olunmayan bir yaklaşımdır. Bizler bu davaları sadece kendisinin iktidarında olduğu belediyelere değil, mesleğimizle ilgili hatalı uygulamalar içerisine giren tüm belediyelere açmaktayız. Eğer bu davaların çoğu kendi partisinin belediye yönetimlerini kapsıyor ise bunu herkesten önce Başbakanın oturup ciddi olarak düşünmesi gerekmektedir.
Belediyelerimizin ellerindeki çok ciddi olanakları kent suçu niteliğindeki gösterişli yatırımlara yönlendirip toplumun aldatılmaya çalışıldığı günümüz uygulamalarını onaylamamız bizlerden beklenmemelidir. Kentlerimiz yerel yöneticilerin her isteğini yapabileceği boş arsalar değildir. Yerel yönetimler katılımcı, şeffaf ve bilimselliği öne çıkaran bir süreci izleyip uygulamalarına yansıtırlarsa, elbette bu sorunlar oldukça azalacaktır. Bu bilinçle kentlerimize yaklaşmalı, bu bilinçle hareket edilmelidir.
İktidarın Odaların etkinliğini azaltacak yasal düzenleme hazırlıkları içinde olduğunu bildiğimiz bir süreçte, en yetkili ağızdan sunulan bu yaklaşımın; bu düzenleme için bir gerekçe oluşturma gayreti olduğu da anlaşılmaktadır. TMMOB Mimarlar Odası, tüm bu girişimlere karşın, kimseden talimat almadan; arsa ve arazi yağmasına, kentsel talana, kente karşı işlenen suçlara karşı, çağdaşlıktan, bilimden, demokrasiden ve halktan yana tavrını, bu güne kadar sürdürdüğü gibi, bundan sonra da hukuk çerçevesinde mücadelesini sürdürecektir.
TMMOB Mimarlar Odası
MMO:
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ, Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN'ın AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısında TMMOB'ye bağlı meslek odalarına yönelttiği eleştiriler üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Meslek Odaları Kentlere Dair Yanlış Planların Onay Makamı Değil, Çağdaş
Yaşamın Güvencesi Olan Kamusal Kurumlardır
Başbakan'ın Örnek Verdiği Moskova ve Tokyo Katlı Kavşak Çalışmaları
AKP Belediyeciliğinin Tersine Gerçekte Dev Metro Sistemlerinin Bir Parçasıdır
Biz Meslek Odaları, Trafik Sorununun Yeraltı, Yerüstü Kavşak ve Köprü Çalışmaları ile Değil,
Esesen Raylı Sistemleri Temel Alan Toplu Ulaşım Politikaları ile Çözümünü Savunuyoruz
AKP Belediyeciliği, Ülkemiz Çıkarları, Yayaları ve Yaya Haklarını Değil
Petrole Bağımlılığı ve Otomotiv Endüstrisinin Çıkarlarını Geliştiren Yol ve Kavşak Çalışmaları ile
Toplu Ulaşım ve Kombine Taşımacılıkta Sınıfta Kalmıştır
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, Pazar günü yerel seçim çalışmalarının startını verdiği partisinin İstişare ve Değerlendirme Toplantısında yaptığı konuşmada, meslek odalarının belediye çalışmalarını açtıkları davalarla engellediğinden yakınıp, rahatsızlığını dile getirmiştir.
Başbakan, basında çıkan haberlere şöyle konuşmuştur: "Modern şehirlerde katlı köprülü kavşak olmaz diyorlar. Hala bu sol zihniyet katlı köprülü kavşak fikrine karşı. (...) Yani bu işin içinden gelmesem ben de hakikaten yani doğru söylüyorlar diyeceğim. Dünyada böyle şey yok diyorlar. Demek ki bunlar herhalde Rusya'ya gidip dolaşmamışlar. Moskova'ya bile gitseler orada var. ABD'ye git var. Tokyo'da bırak tek katlıyı, beş katlı yollar var. Niye? Ulaşım sıkıntısı var da onun için. Onu aşmak için bunu yapmış. Artık bunlar mimarinin literatürü içerisinde yerini aldı. Ama bunlar tabii inat olsun, 'AK Parti belediyeciliği böyle bir şey mi yaptı, öyleyse bizim buna karşı olmamız lazım'. (...) 'Efendim, ama işte Mimarlar Odası ne der? Mimarlar Odasının böyle bir derdi yok ki. Varsa başımız, gözümüz üstünde. Ama bir deseler bize 'Ya şöyle, şöyle yapsanız çok güzel olacak.' Aslında sivil toplum örgütlerinin yapması gereken bu değil mi? Bu. Ama bunu yapmazlar. Tam aksine hemen Danıştay'a dava açarlar, bilmem nereye dava açarlar. Bunlar yapılmasın derler. Bir de belediyelerimiz bunlarla uğraşır. Yapılacak olan birçok şeyi şu anda yapamıyorsak inanın bu Odalar sebebiyle yapamıyoruz. Bunu da burada halkımın özellikle duymasını istiyorum. Yapamıyoruz. İstemiyorlar. Çünkü halka çok uzaklar ve her şeye yaklaşımları ideolojik. 'Ülkem bir şey kazansın'. Yok böyle bir dertleri."
Her şeyden önce, herkesin bilmesi gereken bir nokta bulunmaktadır: TMMOB ve bağlı Odaları keyfi yorumlara tabi ideolojik, siyasal organizasyonlar değildir. Odalarımız, tüm çalışmalarında meslek ve uzmanlık alanlarından hareketle bilim ve tekniği referans alan, yasa ve yönetmelikleri bulunan birer kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.
Odalarımız, yanlış kentsel uygulamaları eleştirirken gerçekler ve doğruların dayanağını bilim ve tekniğin öğretilerinden almaktadır. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütleri olan Odalar, toplumsal yaşamın biçimlenişine dair görüş, öneri ve çözümlerini tamamen bu temelde ve siyasal kaygı gözetmeksizin belirlerler. Başbakan'ın gerçekte bizlerle birlikte eleştirdiği Danıştay da esasen bu nedenle Odalarımızın yanlış uygulamalara karşı başvurularını dikkate almaktadır.
Diğer yandan Başbakan, Moskova, Tokyo, ABD katlı kavşak çalışmalarını örnek vermektedir. Oysa Paris katlı kavşak sistemi, Moskova katlı kavşak ve yol genişletme çalışmaları sistemi, Tokyo'da 5 yıl içinde yapılacak kazılar, katlı kavşak ve yol genişletme çalışmaları sistemi, bu ülkelerdeki dev metro sistemlerinin bir parçasıdır.
Biz Meslek Odaları, Başbakan'ın iddia ettiği gibi, "Modern şehirlerde katlı köprülü kavşak olmaz" demiyoruz. Önermelerimiz Başbakan'ın ettiği gibi sığ değil, çok kapsamlıdır. Örneğin Odamız, "Ulaşım ve Trafik Politikalarında Planlama Gerekliliği" başlıklı Oda Raporunda, tüm ulaşım modlarının tek bir taşıma zinciri oluşturacak şekilde entegre edilmesine yönelik kombine (seri, ekonomik, çevreci, güvenli ve hızlı) taşımacılığın esas alınmasını ve bütün ulaşım politikalarının ülke geneli ve yerel düzeyde birbirleri ile entegre ve bütünlüklü olarak planlanmasını, tarihsel, kültürel doku, çevre ve ekonomik boyutların dikkate alınmasını; kentsel ulaşım açısından ise kent merkezlerine trafik akışının caydırıcı hale getirilmesi ve kent içi ulaşımda toplu taşımacılık ve raylı sistemlerin tercih edilmesini savunmaktadır. Bu kapsamda elbette ki katlı kavşak, köprüler, alt üst geçitler yapılabilir. Ancak AKP belediyeciliği yanlış uygulamaları ifrada vardırmıştır. Kent merkezlerine otomobillerin girişini kolaylaştıran katlı kavşak, alt üst geçit ve köprülerin inşası yoluyla motorlu taşıtların birkaç noktadan durmadan geçmelerini sağlayarak trafik sorununun çözüleceğini sanmak, gerçekte ulaşım ve trafik gerekliliklerini anlamaktan uzaktır. AKP belediyeleri bu politikaları ile petrole bağımlılığı ve otomotiv endüstrisinin çıkarlarını geliştirmiştir.
Kentin tüm sokaklarını birbiriyle kesişmeyecek şekilde katlı kavşaklarla donatmak ve yayaların tüm yaşantılarını alt ve üst geçitlerde sürdürmelerini önerecek kadar büyük yanlışların yapılmadığı bir çağda yaşıyoruz. Yayalara ve çevrede yaşayanlara olumsuz etkiler yaratacak katlı kavşakların çokluğu, kamu kaynaklarını ve kentsel mekanları savurganca tüketmekten başka bir anlamı yoktur.
Kentlerde ortaya çıkan ulaşım sorunlarını sadece trafik sıkışıklığı boyutunda görmek ve bu sorunun çözümünün birkaç katlı kavşak yapımı ile çözmeye çalışmak konuyla ilgili uzmanların ve bilim insanlarının yıllar önce terk ettiği bir çözümdür. Bugün Avrupa'nın birçok kentinde ve özellikle metropol kentlerde merkeze yönelen yollardaki taşıt trafiği yoğunluğunu kontrol edebilmek için var olan otopark alanları azaltılmakta ve kent merkezlerine artık katlı otopark ve katlı kavşak gibi sorunu göreceli olarak çözmeye yönelik yatırımlardan vazgeçilmekte, araçların kent merkezine yığılması önlenmektedir.
Gerçek şu ki, AKP'nin ve Başbakan'ın kendisine onay vermeyen herhangi bir kuruma, yasal süreçlerin belirleyiciliğine, hukukun güvenilirliğine, gıda, ulaşım, ısınma, kent planlaması gibi konularda bilimsel tespit ve önerilere tahammülü yoktur. Ancak biz meslek odaları, ülkemizin ve kentlerimizin kaynaklarının özelleştirilmesine, kamu yönetimi, imar, çevre, kültür ve turizmin rant alanlarına dönüştürülmesine karşı çıkmaya; gıda, su, elektrik, akaryakıt, doğalgaz, ulaşım ve kentsel uygulamaların soygun kapısı olmamasına, Belediyeler eliyle ruhsatsız inşaatlar yapılmasını durdurmaya devam edeceğiz.
Odamız ve Birliğimiz TMMOB, bu Hükümetten önce olduğu gibi, toplumsal yaşamın olması gereken normları içermesine dönük kalıcı çözümleri savunmada halkın yanında taraf olmaya bu Hükümet dönemi ve ondan sonra da devam edecek, tüm yanlış uygulamalar ve kentlerin tüketilmesinin karşısında olacak, ülkenin geleceğine sahip çıkacaktır.
Emin KORAMAZ
TMMOB
MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
Yönetim Kurulu Başkanı
ZMO:
Ziraat Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
MESLEK ODALARININ ONURLU MÜCADELELERİNE SELAM OLSUN !..
Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, Partisinin Kızılcahamam'daki İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, meslek odalarının kendileri ile irtibata geçmeyerek hemen dava yoluna başvurduğunu, açılan davaların ve gösterilen yaklaşımların çoğunun ideolojik olduğunu, bu nedenle yapılacak olan birçok şeyi şu anda yapamadıklarını, halkla kopuk meslek odalarının "ülkem bir şey kazansın" diye bir dertlerinin olmadığını ifade etmiştir.
Başbakan'ın meslek odalarına yönelik suçlamaları açıktır. Ziraat Mühendisleri Odası olarak, bu suçlamalara aynı açıklıkla yanıt vermeyi görev sayarız. Bu bağlamda, yalnızca gerçeklerin görünürlüğünün üstüne bir sis perdesi örtmeye yarayacak polemik geliştirme çabasından uzak bir şekilde, aşağıda, çalışmalarımızın amaç ve yöntemlerini ortaya koyacağız.
1 - Ziraat Mühendisleri Odası, Ana Yönetmeliği'nde kendisine yüklenen görev alanı içinde, kamu hizmetinin kamu yararına yönelik uygulamasını denetlemek, idareyi uzmanlık alanı içinde bilgilendirmek ve kamuoyunu aydınlatmak görevini sürdürmektedir.
2 - Bu kapsamda, ilgili Bakanlık / Genel Müdürlük / kurul yönetimleriyle ilkeli bir çalışma ilişkisi gerçekleştirmekte, düzenlenen toplantılara katılmakta, Yasa / Yönetmelik hazırlıklarına yönelik katılımcı bir şekilde hazırladığı görüşlerini, yazılı olarak ilgili idarelere iletmektedir.
3 - Sözü edilen konularda Türkiye Büyük Millet Meclisi ihtisas komisyonlarına da katılarak, görüşlerini yasama organında da dile getirmektedir.
4 - Buna karşılık, çeşitli çevrelere rant aktarma odaklı, meslek haklarımızı görmezden gelen, çoğu kez bilimsel düşünce sisteminden uzak çalışma ortamının katılımcılıktan anladığı, kamuoyunu aldatmaya yönelik gösterilerden ibaret kalmaktadır. Başka bir deyişle, katıldığımız tüm toplantılara, komisyonlarımızca dikkat ve özenle hazırlanan görüşlerimizi anlatmaya yönelik tüm çabalarımıza karşın, ortaya koyduğumuz mesleki -bilimsel -halk yararına yaklaşımların kabul görmemesi durumunda, bir hukuk devletinde geriye kalan tek seçeneği kullanıyor ve bir meslek kuruluşu olarak yargı yoluna başvuruyoruz.
5 - Sözü edilen uygulamalar nedeniyle Ziraat Mühendisleri Odası'nın açtığı davalardan birkaç örnek aşağıda sunulmaktadır;
- Tarım topraklarımızı korumaya yönelik davalar : Eğer bugün Dalaman'da, Yalova'da, Atatürk Orman Çiftliği'nde, tarımsal üretim alanları yerinde kimi Arap şeyhlerine ait oteller yükselmiyorsa, bu sonuçlar açtığımız davalar sonucunda kazanılmıştır. Eğer Adana - Antalya -Çanakkale'de birinci sınıf tarım topraklarının amacı dışında kullanımı önlenmişse, bunu başarımız ve onurumuz sayarız. Kamu yöneticileri ve siyasetçilerin görevi, bu davaları açanları eleştirmek değil, Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Toprak Koruma Kurullarını yasalara uygun çalıştırmak olmalıdır...
- Özlük haklarımıza yönelik davalar: Ekmek ve pasta üreten işyerlerinde ziraat mühendisleri yerine ustaların sorumlu yönetici olmasına yönelik düzenlemeyi, üç yıl takip ettirerek iptal ettirdik. Öncesinde dönemin Bakanı ile görüştük, ancak ikna edemedik. Ne yapmalıydık, siyasetçi oy kazansın diye üyelerimizin özlük haklarının ihlal edilmesine, halkın gıda güvenliği ile oynanmasına göz mü yummalıydık ?
- Özlük haklarımıza yönelik davalar: Ziraat mühendislerinin, Yasa ve Tüzük'te kendilerine verilen yetkilere rağmen zirai mücadele bayii açabilmelerini sınav koşuluna bağlayan uygulamaya karşı, defalarca yazı yazdık, toplantılara katıldık, Bakanlığın tüm yöneticilerini ziyaret ettik, yetkilerimizi açıkladık, Basın Toplantısı yaptık. Ama sonuç değişmedi. Doğal olarak yargı yoluna başvurduk, süreç devam ediyor.
- Oda hukukumuzun korunmasına yönelik davalar: Ziraat Mühendisleri Odası'nın eğitim verme yetkisini görmezden gelen uygulamaları iptal ettirdik. Böylece özel sektörde çalışan tüm üyelerimizin iyi planlanmış, uzman akademisyenler tarafından uygun ücretlerle verilen, en önemlisi katılımcılığın sınırlanmadığı eğitimlere katılma haklarını garanti ettik.
Bu davaların önemli bir kısmının kazanılıyor olması, haklılığımızın hukuk dünyası tarafından karara bağlanmasının bir sonucudur. "Yalnızca benim kazandığım davada hukuk iyidir" anlayışı, önce Hukuk Devleti yöneticilerine yabancı olmalıdır...
6 - Ziraat Mühendisleri Odası yalnızca dava açmaz, mutlaka halk -kamu yararını işaret eder.
- Tarım toprağı üstünde yapılaşma amacı güdenlere alternatif alanlar gösterir,
- Tarım işletmelerini özelleştirmeye çalışanları, bu alanları üretim yapmak üzere bir araya gelmiş ziraat mühendislerine tahsis etmeye davet eder,
- Mayınlı alanları, buraları temizleyecek yabancı şirketlere 49 yıllığına devretmeyi planlayanları, yörenin topraksız köylüleri ve ziraat mühendislerinin kuracağı kooperatiflere devir yapmaya çağırır...
- Özlük haklarımızı ihlal ederek hizmetleri piyasalaştırmaya çalışanları, kamu yararına uygun düzenleme önerilerimizle doğruyu bulmaya davet eder...
7 - Görülmektedir ki, Odaların derdi, "ülkem - halkım - mesleğim kazansın" derdidir. Çünkü meslek odaları meslek insanlarının örgütleridir, yöneticileri her iki yılda yapılan demokratik seçimlerle belirlenir. Kimseyle bir çıkar bağları olmadığı için de, bilimi halkın hizmetine sunma, üye hak ve yetkilerini halk yararına geliştirme çabası içinde ödünsüz olurlar...
8 - Bu uygulamaları ve onurlu duruşu eleştirmek yerine, meslek odalarının bilimsel görüşünün gerçekten katılımcı ortamlarda alınarak doğru uygulamaların yaşama geçirilmesi durumunda, Sayın Başbakan'ın sözünü ettiği davalara da gerek kalmayacaktır.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
Dr. Gökhan GÜNAYDIN
Başkan
(Yönetim Kurulu adına)
EMO:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kızılcahamam'da düzenlenen AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda meslek odalarına yönelik suçlamalarına Elektrik Mühendisleri Odası 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.
AKP, baskı ortamını kişilerden kurumlara doğru genişletiyor...
EMO'DAN BAŞBAKAN'A YANIT
Yerel seçimler öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin Kızılcahamam toplantısında, AKP'li belediyelerin icraat yapamamasının nedeni olarak "meslek odalarını ve açılan davaları" göstererek, toplumun çeşitli kesimleriyle girdiği çatışmaların içine bir yenisini daha eklemiştir. Erdoğan, bu ülkede yıllarca eğitim görerek yetişen mühendis, mimar ve şehir plancılarını suçlarken, hukuk devletini de hiçe saydığını bir kez daha göstermiştir.
Öncelikle AKP Hükümeti'nin 6 yıllık iktidarı boyunca yürüttüğü icraatı masaya yatırmasını, bunların ne kadarının kamu çıkarına olduğunun hesabını vermesi gerekir. Meslek odalarını halka uzak olmakla suçlayan AKP iktidarı, ne yazık ki yüzde 47'lik oyla iktidara gelen hükümetlerin de halkın yararına icraat yapmadığının kanıtını oluşturmuştur. Meslek odalarının "şöyle şöyle yapsanız çok güzel olacak" demesi gerektiğini söyleyen Başbakan'ın bugüne kadar meslek odalarının sempozyum, çalıştay, kongre gibi bilimsel etkinliklerinden, hazırladıkları raporlardan bihaber olduğu görülmektedir. Başbakan'a odaları ideolojik yaklaşımla suçlamak yerine, kendi ideolojik önyargılarından arınarak meslek odalarının çalışmalarını titizlikle incelemesini tavsiye ederiz.
AKP Hükümeti, kamu yararına, yasalara, Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen rant temelli yaklaşım içerisinde kendine yakın kesimleri memnun etmek üzere icraat yürütmektedir. Elbette meslek odaları olarak bu tür uygulamalara karşı hukuki zeminde mücadeleler sürdürülmektedir ve sürdürülecektir. Yargı kararlarıyla hukuksuz olduğu belgelenen uygulamaları karşısında AKP Hükümeti, dolambaçlı yollara başvurmakta, yargı kararlarını dahi yok sayarak hukuk dışı uygulamalarına Meclis'teki aritmetik çoğunluğuyla kılıflar hazırlamaktadır. Kamu yararı kapsamında yapılan itirazlara baskıcı bir yaklaşımla yanıt verilmekte, görevini yapmaya çalışan kişiler çeşitli sindirme politikalarıyla yıldırılmaya çalışılmaktadır. Başbakan'ın talihsiz açıklamaları, bu baskı ortamının kişiler üzerinden kurumlara doğru genişletildiğini belgelemektedir. "Kendine demokrasi, kendine hukuk" zihniyeti, bu açıklamaların altında yatan temel nedendir.
Anayasa'ya dayanarak kurulmuş, kamu kurumu niteliğine sahip TMMOB'un diğer odaları gibi Elektrik Mühendisleri Odası'nın da hiçbir siyasal ayrım gütmeden bilimsel gerçekler ışığında, yalnızca hukuki anlamda değil, her türlü platformda kamu yararını temel alarak sürdürdüğü mücadelesi kamu yararı görevinin yerine getirilmesi örnekleri ile doludur.
Sayın Başbakan'ın son açıklaması bilinen yaklaşımının bir kez daha tekrarıdır. Bu yaklaşım Elektrik Mühendisleri Odası'nın halkımız, ülkemiz ve insanlığın ortak çıkarları için sürdürdüğü mücadelenin ne denli doğru, önemli ve anlamlı olduğunun kanıtlanmasından başka bir anlam taşımamaktadır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI
41. DÖNEM YÖNETİM KURULU
İnşaat Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın basında çıkan sözlerine ilişkin olarak 1 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
MESLEK ODALARI BAŞBAKANIN İSTEDİĞİ HİZAYA GELMEYECEKTİR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına karşı aklı almaz, anlaşılmaz saldırganlığı devam ediyor. Kızılcıhamam'da gerçekleştirilen AKP toplantısında, Meslek Odalarına dair sarf ettiği dayanaksız sözleri tartışmadan önce, Erdoğan'ın yerel seçimlere yaklaştıkça üslubunun sertleştiğine, farklı toplumsal ve siyasal kesimlere karşı tahammülsüzlüğünü ele veren yaklaşımına dikkat çekmek istiyoruz.
Başbakanın uzun zamandan bu yana sergilediği ruh hali kamu yöneticisi hassasiyetinden oldukça uzak bir noktayı işaret etmektedir. Bir Başbakan düşününki; ülkenin yetişmiş teknik personelini, saldırgan bir söylemle dayanaksız eleştirilere tabi tutmakta, adeta partililerini meslek odalarına karşı yönlendirmeye çalışmaktadır.
Başbakanın bu tavrını, AKP'li belediye başkanlarının başarısızlığını perdeleme, örtme gayreti olarak algılıyoruz. AKP'li belediyeler kentleri yaşanılır olmaktan çıkarmış, hiçbir alt yapı sorununu çözememiş, sosyal yerel yönetim anlayışını tasfiye ederek, insanları dilencileştirmeye çalışmıştır.
Meslek Odalarının kente karşı işlenen suçlarla ilgili yargıya başvurmasının bile Başbakan tarafından eleştirilmesi ise bir başka vahim noktadır. Başbakan doğruyu söylemektedir; meslek odaları ne zaman yargıya başvursa, yargı AKP'li belediyelerin hukuk dışı uygulamalarını durdurmakta, kente, kentlilere karşı suç işlemesini önlemektedir. Bir başbakanın ülke yargısından rahatsız olmasını anlamak ve kabul etmek mümkün değildir. Yargı bağımsızdır; meslek odalarının başvurularına olumlu karşılık vermesi, AKP'li belediyelerin uygulamalarının yanlışlığını ve Meslek Odalarının itirazlarının haklılığının kanıtıdır.
Başbakan Meslek Odalarıyla, yargıyla, üniversitelerle, demokratik örgütlerle kavga etmeyi marifet saymaktadır. Meslek Odaları kurulduğu günden bu yana toplumsal çıkarları ön planda tutmuş, bilimi, bilimsel düşünceyi kendisine rehber olarak almıştır. Dün olduğu gibi bugün de, toplum ve ülke zararına bir uygulamayla karşılaştığında, engellemek için her yolu deneyecektir.
Başbakan anlaşılan o ki, dikensiz gül bahçesi istemektedir. Ancak hemen belirtelim: Türkiye dikensiz gül bahçesi değildir; Meslek Odaları Başbakanın istediği hizaya gelmeyecektir.
TMMOB
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
MADEN MO
Maden Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam'da gerçekleştirilen AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, meslek odalarını suçlayarak çalışmalarının engellendiğini belirtmiştir.
Başbakan; meslek odalarıyla, yargıyla, üniversitelerle, demokratik örgütlerle, çiftçiyle, işçiyle kavga etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Yerel seçimler yaklaştıkça üslubunun sertleştiği ve farklı toplumsal kesimlere karşı tahammülsüzlüğünün arttığı görülmektedir.
Maden Mühendisleri Odası; gerçek sahibi halkımız olan, yenilenemez ve tükenme özelliğinden dolayı gelecek nesillerin de hak sahibi olduğu madenlerimizin kamu yararı gözetilerek ülkemiz sanayisine hammadde girdisi olacak şekilde planlanmasını ve üretilmesini önemsemekte, madenlerimizin çokuluslu tekeller tarafından talan edilmesine itiraz etmektedir.
Meslek Odaları kurulduğu günden bu yana toplumsal çıkarları ön planda tutmuş, bilimi, bilimsel düşünceyi kendisine rehber olarak almış, kamu yararını koruyarak sorumluluğunun gereğini yerine getirmiştir. Dün olduğu gibi bugün de, toplum ve ülke yararına gördüğü görüşlerini açıklamaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TMMOB
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
Jeofizik Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
TMMOB VE BAĞLI ODALAR BİLİM VE TEKNOLOJİNİN ISIĞINDA HALKTAN
YANADIR
Basbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Kızılcahamam'daki AKP İstisare ve
Değerlendirme toplantısının kapanısındaki konusmasında, meslek odalarının AKP'li belediyelerin Çalısmalarına engeller koyduğunu iddia etmistir.
Basbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konusmasını, AKP'li yerel yöneticilerin basarısızlıklarını, hukuk tanımaz tavırlarını, kadrolasmalarını örtmek ve yaklasan yerel seçimlerde puan kazanmak amacı ile yaptığını algılıyoruz. çok yakın geçmiste anayasa değisiklikleri, türban, sosyal ve ekonomik konularda yargıyı, üniversiteleri, demokratik kitle örgütlerini nasıl yok saymaya çalıstığını unutmadık.
TMMOB ve bağlı odalar, bilim ve teknik dısı, hukuk tanımaz, kamu yararına olmayan tüm uygulamalara karsı çıkmıstır, bundan böyle de karsı çıkmaya devam edecektir. Yerel yönetimlerin, çağdas kentlesme kriterlerini hiç sayarak yaptığı uygulamalara, TMMOB ve bağlı odalar, kamu yararı adına halktan yana tavır alacaktır.
Kentlerdeki tarihi dokuyu, tarım alanlarını yok edecek, park ve yesil alanları yeraltı su kaynaklarını düşünmeden, bölgenin yer yapısını ve depremselliğini dikkate almadan yapılasmaya gidilmesine elbette TMMOB ve bağlı odalar, çağdaslık ve halk adına karsı çıkacaktır.
Ülkemizin büyük bir kısmı deprem ve afet bölgesidir. Yerel yönetimlerin bazılarında, yönetmelik ve genelgelere rağmen yer seçimi, imar alanlarının ve sanayi bölgelerinin belirlenmesi, ulasım güzergahlarının saptanması, yeraltı su alanlarının belirlenmesi gibi konularda hala Jeofizik Mühendisleri yok sayılmaktadır. Oda olarak bizlerde yanlıs uygulamalara karsı yasal mücadelemizi sürdürmekteyiz. Yerel yetkililere karsı, hukuksal ve yasal mücadelenin TMMOB ve bağlı odalar tarafından yapılmasını, çalısmaları engelleme olarak değerlendiren bir zihniyet ile karsı karsıyayız.
Tüm kurum ve kuruluslar bilim ve teknoloji ısığında, çevreye duyarlı, insan sağlığına ve can güvenliğine önem veren, katılımcı, demokratik, seffaf, kamu yararını gözeten uygulamalar yapmak zorundadırlar.
Tüm mühendisler, mimarlar ve sehir plancıları; kamu yararı olmayan, hukuk dısı, yanlıs yapılan uygulamaların takipçisi olmustur, olmaya da devam edecektir.
Kamuoyuna duyurulur.
TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU
Peyzaj Mimarları Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
TMMOB VE MESLEK ODALARININ ONURLU MÜCADELESİNE DİL UZATMAYIN!
Sn Başbakan partisinin Kızılcahamam' da yaptığı toplantının kapanış konuşmasında anayasal kurumlar olan meslek odalarını belediye uygulamalarının önünde engel yaratmakla ve ideolojik davranmakla suçladı. Bu konuşmadan güç alan "yandaş" Yeni Şafak gazetesi ise krize mali kaynak olarak meslek odalarının bütçesini gösterdi.
Odamız , Anayasa'nın 135. Maddesi'nde tanımlanan 66 ve 85 KHK ve 7303 Yasa ile değişik 6235 sayılı Yasa'ya göre kurulmuş, "Kamu Kurumu" niteliğinde bir Meslek Kuruluşu'dur.
Bu bağlamda;
Çalışmalarını bilimin ve tekniğin ışığında, emekten, toplumdan yana yapar. Kamu ve toplum yararını çalışmalarının merkezine koyar. Doğal-tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkar, yaşam alanlarının ranta alanları olmasına karşı mücadele eder. İnsanların biraraya gelebileceği, sosyal alanların , meydanların, parkların, yeşil alanların korunması ve yapılması konusunda çalışmalar yapar.
Bu konuda ilgili bakanlık, genel müdürlük, daire başkanlıkları, diğer birim ve organlarla görüşür, raporlar hazırlar, çalışma komisyonları içinde yer alır, ihtiyaç olduğunda ortak etkinlikler düzenler.
Bütün bunları "kar" odaklı değil "insan ve toplum" oolarak planlar. Bilimsel bilgi akıl ve hukukun üstünlüğüne inanır. Kamu ve toplum yararına bulmadığı çalışmaları herhangi bir siyasi kategori yapmadan, ayrım gözetmeksizin yargıya taşır.
Bir ülkenin en yetkili ağzının söyledikleri bu anlamda oldukça şaşırtıcıdır. Bir o kadar da manüpilatif ve provakatifdir. Meslek Odalarının hukuk mücadeleleri ve bunun sonucunda alınan yargı kararları, hukukun üstünülüğüne, yargının bağımsızlığına inanması gereken bir başbabakanı rahatsız ediyorsa üzerine düşünülmelidir.
"Yandaş" medyalarının krize çare olarak meslek odalarının bütçesini göstermesi ise "doğru okunmalıdır". Meslek Odaları ile ticari odaları yanyana koymak bilinçli bir tercihtir. İlerici, halktan ve emekten yana meslek odaları bu değerlerinden koparılmak, hizaye getirilmek ve sonrasında tasfiye edilmek istenmektedir. Krize mali kaynak için önerimiz ise yanıbaşlarında duran Deniz Feneri Derneği'dir.
Topraklarımızın satışı durdurulduğunda, kentlerde rantsal dönüşüm uygulamarına son verildiğinde, kıyılarımız, ormanlarımız, doğal-tarihi ve kültürel varlıklarımız korunduğunda, imar yolsuzlukları, çarpık kentleşme bittiğinde, kentlerde toplu taşıma, yaya haklarına, yeşil alana, alt yapıya gerekli yatırımlar yapıldığında, yoksul mahallelere sadaka değil hizmet görütüldüğünde, yerel yönetimlerin oldu-bittici, otoriter, plansız politikaları yerine meslek odalarını da içine alan katılımcı bir anlayış sergilendiğinde , Sn Başbakan ve yerel yönetici kadroları bu davalarla uğraşmayacaktır.
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, dün olduğu gibi bugünde meslektaşlarının, toplumun ve ülkenin çıkarları için verdiği onurlu mücadelesine devam edecek, bu mücadeleyi veren TMMOB ve bağlı meslek odaları ile yanyana durmayı, dayanışma içinde olmayı sürdürecektir.
TMMOB
PEYZAJ MİMARLARI ODASI
Şehir Plancıları Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
HÜKÜMETİN HEDEF TAHTASINDA BU KEZ DE MESLEK ODALARI VAR!
Başbakan Tayyip Erdoğan Partisinin Kızılcahamam'da düzenlenen 13. İstişare toplantısında yaptığı açıklamada bazı meslek odalarının ideolojik bir yaklaşımla AKP'li belediyelere dava açtığını öne sürmüştür. Aynı türden bir değerlendirmeyi Cumartesi Akşamı Kanal B'de yayınlanan bir programda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de yapmış; odamızı yalan söylemek ve ideolojik davranmakla suçlamıştır.
İktidarın en yetkili ağızlarından gelen bu ithamlar karşısında, TMMOB Şehir Plancıları Odası aşağıdaki açıklamayı yapmayı gerekli görmüştür:
Birçok sorumlu meslek odası gibi, TMMOB Şehir Plancıları Odası da, ülkemizin ve meslek alanımızın sorunlarına yönelik olarak değerlendirmeler ve tespitler yapmakta, Anayasal haklarını kullanarak gerek merkezi gerek yerel yönetimlerin plan kararları ve uygulamalarını yargıya taşımaktadır. Bugüne kadar yargıya taşınan bu kararların sonuçlananlarının büyük bölümünde davalar kazanılmış, sürmekte olanlarında ise yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Açmış olduğu davalar karşısında Bağımsız Mahkemelerin almış olduğu kararlar Odamızın salt ideolojik saiklerle davranmadığının en önemli kanıtıdır. Aksini iddia etmek bağımsız mahkemelerin de ideolojik davrandığını öne sürmek olacaktır.
TMMOB Şehir Plancıları Odası meslek alanında belli değerleri savunmaktadır. Bu değerler olmadan herhangi bir mesleğin kendi alanında teknik sayılan çalışmalarda dahi çalışabilmesi mümkün değildir. TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın savunduğu düşüncelerin geri planında kamu yararı, kentlerin yaşanabilirliği, kamusal mekanların korunması, güvenli kentler gibi değerler vardır. Bu çerçevede bu değerlerin bir ideolojik ve siyasi anlamının bulunması da kaçınılmazdır.
Uzun süredir iktidarda bulunan AKP hükümeti ve AKP Belediyeleri bu değerleri ortadan kaldırmaya çalışan serbest piyasa değerlerinin ve ideolojisinin savunucusu olarak birçoğu hukuksuz çok sayıda uygulama ve plan değişikliğine imza atmıştır. Kamu arazilerini hızla elden çıkartan, 2B niteliğindeki arazileri tasfiye eden, fabrikaları kapatıp, alışveriş merkezine dönüştüren, kent yönetmeyi dış borçlanma olarak anlayan bu yönetim anlayışının Türkiye'yi getirdiği nokta dış ve iç borç batağında bir ekonomidir.
TMMOB Şehir Plancıları Odası bugün Türkiye'nin ve Türkiye kentlerinin getirildiği noktayı çok önceden öngörerek bu politikalara karşı Anayasal haklarını da kullanarak bir tutum takınmıştır. Hak-İş'in "2B Arazilerini satarak krizden kurtulabiliriz" reçetesi ne derece ideolojik ve taraflıysa, Odamızın bu satışa karşı çıkan tutumu da o derece ideolojiktir. TOKİ başkanının gecekondu alanlarını suç yuvası gösteren tutumu ne derece ideolojikse, TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın gecekonduluları vatandaş gören yaklaşımı o derece ideolojiktir.
Sayın Başbakan bir süredir açık hale gelen tutumu ile kendi yaklaşımı ve ideolojisi ile uyuşmayan hiçbir yaklaşıma hoşgörü göstermemektedir. Tek bir doğru olduğunu ve bunun da kendi doğrusu olduğunu savunan bir anlayış ve ideolojinin ne anlama geldiğini kamuoyu değerlendirmesine bırakıyor, Sayın Başbakanın her gün bir başka yolsuzluğu açığa çıkan AKP Belediye yönetimlerini gündemine almasını öneriyoruz.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.
TMMOB
ŞEHİR PLANCILARI ODASI
Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, Pazar günü yerel seçim çalışmalarının stardını verdiği partisinin İstişare ve Değerlendirme Toplantısında yaptığı konuşmada, meslek odalarının belediye çalışmalarını açtıkları davalarla engellediği gerekçesi ile Oda'ları suçlamıştır. Konu ile ilgili olarak Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Besleme 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Başbakan Yerel Yönetimlerin Başarısızlığını Örtmeye Çalışıyor
TMMOB ve bağlı meslek odaları; ülkesinin ve halkının çıkarları doğrultusunda mesleki uygulamaları düzenlemek, denetleme ve öneriler geliştirmek amacı ile kurulmuş, Anayasa temelli kamusal kuruluşlardır.
Doğal olarak odaların öncelikli görevi, mühendislik ve mimarlık alanında bilimin gerekliliklerinin yerine getirilip getirilmediğini sorgulamaktır. İster mühendis - mimar, ister belediye başkanı, ister başbakan, kısaca her kim veya hangi kurum, kuruluş olursa olsun, uygulamalarını çağdaş bir zeminde ve bilimsel gerekliler ekseninde yürütmek zorundadır.
Odalarımız; ülke yönetiminin hangi parti ve grupta olduğuna bakmadan, ülkesinin, meslektaşının ve halkının çıkarları doğrultusunda, çalışmalarını devam ettirecek, eleştiri ve önerilerini sunacak, gerekirse yanlış uygulamaları hukuksal alana taşıyacaktır.
Kimya Mühendisleri Odası dün olduğu gibi, bugün de; yönetimlerin her türlü keyfi uygulamalarına, popülist yaklaşımla imar aflarına, siyasi istismarlara, kaçak yapılara, kenti talana dönüştüren politikalara, ülke kaynaklarının peşkeş çekilmesine, bilimden uzak dogmatik uygulamalara karşı çıkışını sürdürecektir.
Sayın Başbakana şunu hatırlatmak istiyoruz, Odalar hiçbir siyasi partinin hegemonyasında değildir, bizler talimatlarla veya temayül yoklamaları sonucu atama usulü göreve gelmiyoruz. Söz verdiğimiz yandaşlarımız olmadığı gibi, yöneticilerimizin hiçbirinin ekonomik beklentileri de bulunmamaktadır. Bugün odalarımızın yükünü, tamamı ile gönüllülük esasına dayalı, insanını, mesleğini ve ülkesini seven mühendis ve mimarlar omuzluyor. Ne mutlu ki, halen piyasa ve sadaka ideolojisi henüz TMMOB' ye bulaşmadı.
Sayın Başbakan, evet davalar açtık ve nerede ise hepsini kazandık, bunlar doğruluğumuzun ve haklılığımızın göstergesidir. Çok söylediğiniz gibi Türkiye bir hukuk devleti ise, sayısı yüzleri bulan bu davaların gereğini yapmanızı bekliyoruz, hükümetlerin görevi de budur.
Mehmet Besleme
KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI
Yönetim Kurulu Başkanı
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
İFTİRALARA İNAT, MÜCADELEYE DEVAM...
Başbakan R. Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam' da yaptığı 13. İstişare toplantısının kapanış konuşmasında anayasal kurumlar olan meslek odalarını belediye uygulamalarının önünde engel yaratmakla; ideolojik bir yaklaşımla AKP' li belediyelere dava açmakla suçladı.
Bu suçlamaya karşı TMMOB ve bileşeni Odaların ve Odamızın sessiz ve kayıtsız kalması mümkün değildir. Ekonomik krizin beceriksiz yönetiminin, haksız işten çıkarılmaların, birbirinden başarısız politikaların ve gittikçe yükselen toplumsal muhalefetin üstünü örterek dikkat dağıtmayı hedefleyen Sayın Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın bu talihsiz açıklaması açıktır ki yerel seçimler öncesi oy toplama amacı gütmektedir.
Odamız kuruluş yılı olan 1954'ten bu yana, üyelerini ve tüm toplumu gerek mesleki, gerekse toplumsal konularda aydınlatma ve toplumsal gelişmeye katkı sağlamada üzerine düşen görevleri yerine getirmektedir.
Odamız toplumsal varlıklarımızı ve zenginliklerimizi; ormanlarımızı, mera alanlarımızı, kıyılarımızı, topraklarımızı yıllarca satılabilir bir meta olarak algılayan zihniyetle yıllardır mücadele etmektedir. Bu açıdan Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, herhangi bir siyasal iktidara değil, dünya üzerinde emeğin yerine karı yücelten, yıllarca emekçileri sömürerek sermayeyi büyütmeyi hedefleyen; bu uğurda bir ülkenin en önemli değerleri olan kamusal varlıklarını bile elden çıkarmakta tereddüt etmeyen, kenti kamuya değil sermayenin hizmetine sunan sermaye yanlısı zihniyete karşıyız.
Evet, taraf tutuyoruz. Emeğin, toprağın, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin ve halkın tarafını tutuyoruz. Yıllardır, Tapu Kanunu, Kamu İhale Kanunu, İmar Kanunu, Mera Kanunu, Kıyı Kanunu, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu,...vb gibi toprağı, suyu, ormanı, yaşam alanlarımız olan kırı ve kenti rant aracı olarak algılayan zihniyetle mücadelemizi hukuki ve toplumsal yollardan sürdürdürdük ve bundan sonra da sürdüreceğiz.
Bir bütünün parçası olan yapısal değişikliklere bir bütün olarak karşı durmak gerektiğinin bilincinde olarak, bundan sonraki süreçte de, kamu ve toplum yararını temel alan, bilimsel ve teknik çalışmalar ışığında hazırlanan görüş ve raporlarımızla bu mücadelenin takipçisi olacağız. TMMOB ve bağlı meslek odaları ile birlikte, dayanışma içinde olmayı sürdürerek, sermayenin değil, emekçinin ve emeğin yanında olacağız.
Üyelerimize ve kamuoyuna duyurulur.
TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın meslek odalarına yönelik açıklamaları üzerine 2 Aralık 2008 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
Sorumluluklarımızı Yerine Getirmeye Devam Edeceğiz
Sayın Başbakan 30.11.2008 tarihinde AKP istişare ve değerlendirme toplantısı kapanış oturumunda yaptığı konuşma ile meslek odalarının yerel yönetimlerin çalışmalarını engellediğini ve ideolojik davrandığını iddia etmiştir.
TMMOB 6235 sayılı yasa ile kurulmuş bir meslek örgütü olup; ana yönetmeliğinde odalarımızın amaçları şöyle açıklanmıştır;
"Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınaî üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak"
Bu çerçevede mesleğine ve topluma karşı sorumluluklarının gereğini yerine getiren meslek odalarımızı dün olduğu gibi bugün de toplum ve ülke yararına gördüğü her konuda görüş açıklamaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
TMMOB
GEMİ MAKİNELERİ
İŞLETME MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU















