İnterneti, elektrik, su gibi "vatandaşlık hakkı" olarak tanımlayıp hattın kesilmesini veya fahiş fiyat uygulanmasını yasaklayan yasa Finlandiya'da yürürlüğe girdi.
Türkiye’de “birdenbire” 50’nin üzerinde termik santral, 3 adet nükleer santral, 1700’ün üzerinde hidroelektrik santral yapma arzusu oluştu. Birkaç yıl önce AKP Hükümeti’nde böyle bir arzu “depreşti.” Sanırsınız dünyada kriz yok. Türkiye kriz yaşamıyor. Türkiye’nin her tarafına fabrikalar yapılıyor da enerjiye şiddetle ihtiyaç var. Enerji olmazsa fabrika olmayacak, fabrika olmayınca da işsizlik alacak başını gidecek!
Çevre sorunlarına ilişkin üretilen rant amaçlı politikalar sonucu, doğal olan depremler katliama, yağışlar sel felaketlerine, çöp dağları bombalara dönüşüyor. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 5 Haziran Dünya Çevre günü dolayısıyla yayınladığı 2010 İstanbul Çevre Durum Raporu'nda bu konuda korkutucu bilgiler sunuyor.
BM tarafından yayınlanan bir raporda, "devletlerin hemen harekete geçmemeleri halinde, biyolojik çeşitliliği sağlayan ekolojik sistemlerin çökme riskiyle karşı karşıya olduğu" bildirildi.
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, İstanbul halkının, suyu çok yüksek fiyatlardan tükettiğini, doğal zenginlik ve su rezervi açılarından dünyanın sayılı şehirlerinden olan İstanbul'da yaşanan bu durumun kabul edilemez boyuta ulaştığını bildirdi.
Dünyada her ay 150 bin çocuk susuzluktan ölüyor, ÖLDÜRÜLÜYOR.
Her ay, bir Artvin ya da 2 Bayburt büyüklüğünüdeki, bir nüfus yok ediliyor.
HERGÜN, 5 BİN ÇOCUK SUSUZLUKTAN ÖLÜYOR, ÖLDÜRÜLÜYOR...
Su ile hayat arasında kurulan ilişki, suyun insan yaşamının zorunlu ve ayrılmaz bir parçası olduğunu anlatır.
Ülkelerin elde ettikleri krediler karşılığında küresel sermayeye kapılarını açmak zorunda olmaları ve bunun sonucunda yurttaşlarının hayatlarını da içinde bulunduran kayıplar vermeleri, bu aktörler için göz ardı edilebilecek niteliktedir