Suyu da Sattılar, Cengiz Ağabey!
SİBEL ÖZBUDUN
“Aklın gücüne hiçbir
engel karşı duramaz.”[2]
Demek yirmi yıl oldu, ha Cengiz Ağabey?
Oysa dün gibi aklımda, Çemberlitaş’taki küçük ofisinde bizlere dergi tasarımını (bak, “proje” demiyorum) anlatırken gözlerinden çakmak çakmak fışkıran heyecan… Edebiyatta yeni bir cephe açacaktın: “Star sistemi”ne karşı…
Şimdi ortalığı kasıp kavuran bienallere, kitap fuarlarına, edebiyat âleminin postmodern çapullarına, reklamcı/ yazarlara bakıyorum da, olacakları yirmi yıl önce isabetle kestirmiş, tam hedefe nişan almışsın be ağabey!
Bağımsızlık özlenesi bir şeydir - ama zordur. İnsancıl gibi “bağımsız yayın” olmak daha da zordur.
Sırtını kendinden başka hiçbir şeye yaslamadan, hem de akıntıya karşı dergi çıkarmanın meşakkatini bilen bilir. İnsancıl hiçbir sermaye grubuna, hiçbir “marka”ya, hiçbir siyasal ya da sanatsal “klik”e dayanmadan, sözünü sakınmadan, fincancı katırlarını iplemeden, “iyi sıhatte olsunlar”dan ürkmeden başladı ve öylece devam etti yoluna. Bu nedenle de ısrarla görmezden gelindi, adına adı konulmamış yasaklar uygulandı, en çok, bir dudak büküşüyle karşılandı “yüksek” çevrelerde. Kolay mı, Orhan Kemal’den Orhan Pamuk’a yönelen bu “metamorfoz”a karşı yükselen ender itirazlardan biriydi İnsancıl… Bunun bedelini maddî olanaksızlıklar, yitirilen sağlık ve bir suskunluk salvosuyla ödedi - ödemeyi de sürdürüyor.
Ama pes etmedi… Baksanıza, yirmi yıl olmuş! Yirmi yıllık inat, yirmi yıllık direnç, yirmi yıllık inanılmaz bir çaba…
Meyveleri mi? Gencecik insanların büyük bir coşku ve hevesle devam ettiği atölyeleri, İnsancıl okulundan yetişmiş/yetişen ozan ve yazarları, felsefe tutkunlarını görmüyor olamazsınız… Hiçbir bankanın, hiçbir holdingin, hiçbir reklam şirketinin himmeti olmaksızın kendi ayakları üzerinde doğrulan üretken genç yazarlar, sanatçılar… Sayıları kaça vardı, Cengiz Ağabey?
Neo-liberal sistem menkul ve gayrımenkul servetin, değerlerin aşağıdan yukarı doğru akması, yaşamın her alanının tabanı giderek daralan sermaye tarafından temellük edilmesi demek. Yani emekçilerin işsiz, sosyal güvencesiz, yarı-tok, sağlıksız, konutsuz… ama aynı zamanda edebiyatsız, sanatsız bırakılması…
Bir düşünün, çok değil 30-35 yıl öncesinde hemen her işçi evini Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Nâzım Hikmet kitapları süslerdi… Gecekondu mahallelerinden hareket eden minibüslerde, banliyö trenlerinin eprimiş koltuklarında, Maksim Gorki’nin ‘Ana’sı, Steinbeck’in ‘Gazap Üzümleri’, Behçet Aysan’ın şiirleri okunurdu… Her mahalle kahvesinde mutlaka üzerinde gazete kağıdı kaplı kitaplar, bir-iki masa bulunurdu… Hatırlarsın, Cengiz Ağabey…
Sanatın, edebiyatın emekten kopması sürecine, emekçilerin sanatsızlaşması, edebiyatsızlaşması eşlik etti. Neoliberal kapitalizm, bizler farkına varmadan sanatı, edebiyatı, şiiri, resmi, tiyatroyu usul usul gasp ediverdi. Sen daha o yıllarda uyarıyordun. “Gün gelip de atalarımızın hayrat konusu suyun satılacağı aklınıza gelir miydi?” sorun hâlâ çınlıyor kulaklarımda.
Suyu sattılar, Cengiz Ağabey… Resmi, şiiri, romanı, öyküyü, tiyatroyu da öyle.
İşte İnsancıl, tam da bu rezilliğin orta yerinde dikilip, direnen birileri oldukça her şeyin alım-satım konusuna dönüştürülemeyeceğini, insandan insana sıcak, sevecen, paylaşımcı bir yolun gittiğini, sanatın ve edebiyatın sermaye boyunduruğuna sokulduğunda saray soytarısından öte bir işlev üstlenemeyeceğini, sanatçının, edebiyatçının yerinin sokaklar olduğunu haykırıyor. Ve gencecik, çalışkan, yaratıcı ozanlar, yazarlar kulak veriyor onun sesine…
Bu ülkede hava döndüğünde, yel yeniden emekçilerden yana esmeye başladığında -ki o günler yakındır- edebiyatın, sanatın boynunu piyasanın ahtapot kollarından onlar kurtaracak, Cengiz Ağabey…
Her birinin aklında ve yüreğinde, senin, Berrin Taş’ın ve Şadiye Hanım’ın hakkı, emeği var.
Nice yirmi yıllara, sevgili İnsancıl ailesi…
N O T L A R
[1] İnsancıl, Yıl:20, No:234, Ocak 2010…
[2] Marcus Aurelius.
- yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 709 okuma
-




İlgili İçerikler
- Basın Açıklaması: TEKEL İşçilerine Destek İçin Açlık Grevindeyiz...
- 105'incilikten 129'unculuğa - Dibin de Dibi Varmış[*]
- Çözüm: Siyasi Eşitlik ve Yeniden Yapılanma[*]
- IBM’de Sendikal Haklara Saygı İstiyoruz!
- İstanbul İKK Kent'le İlgili Birlikteliğe Çağırıyor
- Özgürlük Mücadelesi ve Hukuk
- 32 Yıl Sonra!
- İsmail Beşikçi İçin[1]
- Yarin Yanağından Gayrı Paylaşmak İçin Herşeyi
- Bu Abluka Dağıtılacak, Bu Kuşatma Yarılacak!

