Engelli olmak, insanın bir seçeneği olmadığı gibi ülkemizin şartları nedeniyle engelli olmayan insanın, her an engelli bir insan olma riski taşıdığı da ülkemizin bir gerçeğidir.
“Engellilik” günlük yaşamda birçok şeyi yapabilme yeteneğinden yoksun kalma olarak adlandırılabilir. Demokrasi kültürünün ve insan haklarının yerleşik olduğu ülkelerde engellilerin sorunlarının en aza indirildiğini, engelli haklarının yasal zeminde korunduğunu görürüz. Gelişmişliğin ve çağdaşlaşmanın bir göstergesi de engelli sorunlarının en aza indirilmesi değil midir? Ülkemizde engelli insanlara bakış açısının son yıllarda olumsuz bir şekilde değiştiğine, uygar bir toplumda olması gereken kriterlerin dışında bir düzenleme getirildiğine tanık oluyoruz. Örneğin engellileri üretimin içine katarak kendi kendine yetebilen birer birey olmasını sağlamak yerine, engellilerin; üretimin dışına itilerek, verilen 3 aylık maaşa veya yerel yönetimlerin yardım kolilerine muhtaç hale getirildiğine hep birlikte tanık oluyoruz. Üretime katılamayacak durumda olan engelliler için devletin sosyal devlet anlayışı gereği gerekli rehabilitasyon merkezleri kurarak engellilerin sosyal yaşam kalitesini yükseltmesi, engelli aileleri için, özellikle engelli çocukların annelerinin çalışma hayatına katılmaları bakımından büyük önem arz etmektedir. Oysa ülkemizde yapılan son engelliler yasasıyla; rehabilitasyon veya engelli bakım merkezleri kurmak yerine, engelli ailelerine belirli miktarda nakit para ödenerek bu uygulamayla engellilerin eve hapsedildiklerini, engelli çocuğu olan annelerin de evde, engelli çocuğuna bakmak zorunda bırakılarak sosyal güvencesi olmayan, üretime katılmayan bir birey haline getirildiğini görüyoruz.
Çalışma hayatına katılan üreten engelliler 3 bin iş günü ve 15 yılda emekli olabilirken, yeni yasal düzenlemelerle kademeli olarak 5 bin iş günü ile 20 yıl çalıştıktan sonra emekli olabileceklerdir. Bu uygulama ile engellilerin kazanılmış hakları gasp edilmiştir.
Son beş-altı yıl içinde ülkemizde engelliler için yapılan yasal düzenlemeler hep engellilerin aleyhine olmuştur. Bu yasal düzenlemelerde, kazanılmış birçok hakkın gaspı söz konusu iken, bir reform gibi sunulması, iktidarın engellilere bakışı açısını göstermektedir. Bu olumsuz yasal düzenlemelere imza atanların şunu hiçbir zaman unutmamaları gerekir; özürlülük bir seçenek değildir ve hiç kimse özürlü olmak istemez, ancak herkesin doğmadan önce ve doğduktan sonra özürlü olma riski vardır. Bu riske bu olumsuz yasal düzenlemelere imza atanlar da dahiller. Ancak engelliler, bu olumsuz düzenlemelere imza atanlardan merhamet beklememeliler; bilinmelidir ki toplumsal tüm olumsuzluklar gibi engelliler için var olan olumsuzlukları ortadan kaldırmak da olumsuzlukları yaratanlar tarafından değil, olumsuzluklardan etkilenenlerin ortak çabası ve direnişleriyle mümkündür.
İşlevsiz göstermelik özürlü milletvekili adayları seçtirerek, özürlü sorunlarının aşılmadığı görüldüğü gibi, bilakis özürlülerin haklarının ellerinden alındığı bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Engellilerin önündeki bu sorunların aşılması için başta yerel yönetimlerin ve merkezi yönetimin bünyesinde sorunları yaşayan, konusunda uzman engelli komisyonları kurulması gerekir. Bu komisyonlarda temel ögenin engelliliğin önlenmesi olacağı, mevcut engellilerin ve engelli ailelerin ekonomik, siyasal, eğitim ve kültürel sorunlarının en aza indirileceği; bunu bilimsel yöntemlerle çözüme kavuşturacak bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bunu gerçekleştirebilecek siyasiler halkına inanmış, halkının refah ve mutluluğu için yasal düzenleme yapabilme iradesine sahip olanlardır. Ne yazık ki bugünkü iktidarın gerek engelliler için ve gerekse tüm Türkiye halkı için icraatları bizlere gösterdi ki, bunlar halkın yararına değil uluslararası sermaye ve onun iş birlikçileri yerel sermayenin yararınadır.
Engellilerin sorunları Türkiye’nin diğer yoksulluk, yolsuzluk, eşitsizlik gibi sorunlarından ayrı değildir ve çözüm bir bütündür. Türkiye’nin kuruluş tarihinden günümüze süregelen ve aynı zihniyetleri taşıyarak günümüze gelen sermaye iş birlikçileri sağ iktidarların, bu sorunları artırmasıyla ve yandaşlarına bu sorunların üzerinden rant sağlamalarıyla bugünlere gelinmiştir. Engellilerin sorunları başta bir insan hakkı sorunudur; eşitlikten, özgürlükten, emekten yana, insan haklarına inanmış bir halk iktidarının, ülkenin diğer sorunlarını çözeceği gibi engellilerin sorunlarını da çözeceği inancını taşıyorum.
Rafi Nur (Sincan-ANKARA)
Kaynak; Evrensel
Özürlüler ve halk iktidarı
- gocebe yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
Arkadaşına Gönder
















özürlü demekten kaçınmalıyız
Özürlü sözcüğü çok negatif. Onun yerine "Engelli" denilmesini istiyorlar kendilerine.