
“Meslekler Nereye?” Sempozyumu, 13-14 Nisan tarihlerinde YTÜ Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.
2 günlük Sempozyum’un ilk günü yaklaşık 180 kişilik katılımla yapıldı. Katılımcıların önemli bir kesimini öğrenciler oluştururken, mühendis, mimar, şehir plancısı v akademisyenler de Sempozyum’un katılımcıları arasındaydı.
Birinci gün programda yer alan konuşmacılardan Özgür Müftüoğlu, eğitim sistemi üzerine konuştu. Eğitim ve üretim süreci arasındaki bağıntıya değinen Müftüoğlu, kapitalist eğitimim anlayışının sorgulamayan, tek-tip insanlar ürettiğini ifade etti. YÖK’ün de bu döngünün içinde yer aldığını belirten Müftüoğlu, çağlara göre eğitim sisteminin gelişimini de irdelediği konuşmasında “Eğitim bir haktır ama işçi sınıfının çocukları bu haktan mahrum bırakılmak isteniyor. Mesleki yeterlilik, kapitalistlerin ucuz işgücü elde etmesinin bir aracı haline geliyor” dedi.
Avukat Selçuk Kozağaçlı da hukuk alanında yaşanan mesleki dönüşümlerden bahsederek, disiplinlerarası işbirliğinin ve mesleki örgütlenmenin önemine dikkat çekti. Mesleki yeterlilik kavramı ve yabancıların ülkemizde çalışmasına yönelik çıkarılan yasalarla birlikte ülkemize gelecek olanın tek başına yabancı avukat, doktor ya da mühendisler değil uluslararası tekeller olduğunu ifade eden Kozağaçlı, meslekler içinde sınıfsal faklılıkların derinleştirildiğini belirtti. Kozağaçlı konuşmasında “İyi ve kötü mühendis ya da avukat karşıtlığı yok, meslekte bir sınıf çatışması oluşturulmak isteniyor. Çıkarılan yönetmelikler, mesleki gericilik üretmekte.” biçiminde konuştu.
İstanbul Barosu Başkanı avukat Yücel Sayman ise 12 Eylül’ün en iyi tarifinin, örgüt konusunda korku yaratmak olduğunu söyledi. Hukukun tarihsel gelişiminden söz ederek konuşmasını sürdüren Sayman, “Barolar yargının bir kurumu durumuna getirilmiştir. Halbuki Barolar, savunmanın birer örgütü olabilmelidir. Avukatlık, doğrudan devlet avukatlığına dönüştürülmek istenmektedir.” dedi.
Sempozyum’a SES’ten katılan Songül Beydilli, sağlıkta dönüşümün GSS, aile hekimliği, hastanelerin işletmelere dönüştürülmesi ve yeni personel yasası olmak üzere dört ayağı olduğundan bahsetti. GSS sigorta primini nüfusun çok büyük çoğunluğunun ödemek durumunda kalacağına işaret eden Beydilli, aile hekimliği uygulamasıyla sağlık çalışanları arasındaki uçurum oluşacağını ve hastaların müşterileşeceğini ifade etti.
Artı İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Mustafa Aral, yetkin mühendislik kavramından ve bu uygulamanın olası sonuçlarından söz ederek, meslekte dönüşümün mühendislik alanındaki ayağı olan yetkin mühendisliğin aslında herhangibir somut temele dayanmadığını söyledi.
Fuat Ercan ise konuşmasında akreditasyon konusuna değindi. Yetkin mühendislik ve benzeri kavramlarla, mühendislerin belli bir kalıba uydurularak “tak-kullan” mühendis tipi yaratılmak istendiğini söyledi. “Modüler insan” kavramını da ele alan Ercan, eğitimin ve dolayısıyla yetişirdiği insan tipinin, kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştiğini söyledi.
Gaye Yılmaz da “Birikmiş olan uluslararası sermaye, üretime yönlendirilmek isteniyor. Bunun için altyapı hizmetleri gerekiyor. Bu gerekli altyapı hizmetlerini, çok uluslu şirketler ülkelerin kendisine bırakmazlar” diye konuştu. Uluslararası anlaşmalar hakkında bilgi veren Yılmaz, GATS ile ortaya çıkanın piyasalaştırma ve ticarileştirme olduğunu belirtti.
Konuşmaların ardından soruların sorulması ve yanıtlanmasıyla birinci gün programı son buldu.
İkinci gün forum dahilinde tebliğler sunuldu ve tartışmalar yapılarak tebliğler oylandı ve sonuç bildirgesi sunuldu. Konuşmalar kısmında söz alan Öğretim Üyeleri Derneği’nden Tahsin Yeşildere, TMMOB’dan arandıklarını ve Sempozyum’un yapılmasına katkı sundukları için “iyi bir iş yapmadıklarının” ifade edildiğini söyledi.
Sonuç bildirgesinin sunulmasının ardından, Sempozyum 5 Mayıs’ta yapılacak açık toplantının duyurusuyla son buldu.















