Kurban Edilen Kavramlar

| Kurban Edilen Kavramlar

Denir ki, AKP, demokrat!

Peki nedir demokrasi?

Halkın yönetimi!

AKP'nin bunu yapmaya çalışan bir parti olduğunu kim söyleyebilir?

Nedir demokrasi?

Haklar ve özgürlükler değil mi?

Ama polis terörü azgın bir biçimde sürmüyor mu AKP iktidarında?

CMK, CİK gibi yeni baskı yasaları çıkarılmadı mı?

Denir ki, Genelkurmay, ulusalcı!

Peki nedir ulusalcı olmak?

Ulusal onurunu korumak, emperyalizme her türlü bağımlılığa karşı çıkmak, ulusların özgür iradesini savunmak...

Peki bu generaller nasıl ulusalcı?

Sırtlarındaki üniforma, kışlalarındaki tanklar ne malı?

NATO yok mu üstlerinde?

Sonra;

işbirlikçinin demokratı, işbirlikçinin ulusalcısı olur mu?

Sorular çok.

AKP'ye demokrat diyen, demokratlık nedir onu mu bilmiyor, yoksa AKP'yi mi tanımıyor, yoksa başka bir hesabı mı var?

Genelkurmay'a ulusalcı diyen, onda ilerici yan bulan, ulusallıktan,
ilericilikten bihaber mi, generallerin bu topraklardaki misyonundan mı
bi haber, yoksa yine başka hesaplar mı söz konusu?

*

Sonuçta hangi hesaplarla, kaygılarla olursa olsun, bu kavramlar bu hesaplara kurban edilmiştir.

Siyaset dünyası, nicedir kurban edilmiş kavramlarla dolu zaten.

Demokratlık, vatanseverlik, ulusalcılık, insan hakları
savunuculuğu, kadın hakları savunuculuğu, demokratik kitle örgütlerinin
demokratikliği, benmerkezci, pragmatik, düzeniçi politikaların aleti
yapılmıştır.
Kavramların böylesine içinin boşaltıldığı, çarpıtıldığı yerde,
ortalığı yoğun bir riyakarlık, yoğun bir samimiyetsizlik kaplamış
demektir.
Kime hangi sıfatların takılacağı, kimin nerede kimi savunacağı ve kimin kimi satacağı belli olmaz.

Dostluklar ve düşmanlıklar da en az kavramların kendisi kadar kaypaklaşır ya da içi boşalır.

Kavramların baş aşağı çevrilmesinde, sosyalist ülkelerdeki
karşı-devrimlerin, kapitalist restorasyon dönemlerinin en önemli dönüm
noktası olduğu söylenebilir.
Gorbaçov'un kapitalizme geri dönüş uygulamaları, o zamanki
emperyalist dünya basınında "ilericilik" olarak lanse edilip,
karşı-devrime karşı çıkanlar da "muhafazakar", "tutucu" olarak
damgalanmışlardı. Yani bu tabloya göre, kapitalist savunucuları
ilerici, yenilikçi, sosyalizmi savunanlar ise yeniliğe karşı, gerici
idiler.
Baş aşağı çevrilmişti her şey.

Ve o zamandan beri de burjuva ideologları kavramların o zaman çevrildiği şekliyle baş aşağı durumda kalması için uğraşıyorlar.

şimdi AKP'yi demokrat, Genelkurmay'ı ulusalcı ilan etmenin farkı yoktur bu baş aşağı çevirmeden.

*

Kavramlar deyip geçmeyin.

Devrim ve karşı-devrim arasında süren politik ve ideolojik savaşta,
kavramlar da birer silahtır. Kimin nasıl kullandığına bağlı olarak,
kitleler için uyarıcı/uyandırıcı olduğu kadar, muğlaklaştırıcı/uyutucu
da olabilirler.
Bağımsızlığı demokrasiden, demokrasiyi de bağımsızlıktan
kopardılar; işte bu da kavramlar aracılığıyla uyutmanın, bilinçleri
bulandırmanın bir biçimidir.
Kavramların gerçek karşılığıyla konuşacak olursak;

AKP demokrasiden yana mı? Hayır. Tam tersine, o emperyalizme
bağımlılığı sürdüren bir partidir. O zaman demek ki AKP demokrat da
olamaz. Bu iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir. Kesindir ki,
emperyalizme bağımlı yeni sömürge bir ülkede, bağımlılık sürdükçe
demokrasi olmaz. Bu bağımlılığı sürdüren hiçbir siyasi güç, demokrat
olarak nitelendirilemez.
Kavramların gerçek karşılığıyla konuşacak olursak;

Genelkurmay bağımsızlıktan yana mı? Hayır. O, faşizmin onyıllardır
uygulayıcısıdır. Onyıllardır emperyalizmin ülkemizdeki gizli işgalinin
ordusudur. Kesindir ki, halka karşı faşizmi uygulayan, kapitalizm
savunucusu bir ordu, bağımsızlıkçı, ulusalcı da olamaz.
*

Marks, teorik araştırmalarının ilk döneminde, yaptığı işin, baş
aşağı duran teoriyi, ayakları üstüne oturtmak olduğunu söylemişti.
Tersine çevrilmiş, içi boşaltılmış tüm kavramları düzeltip içini
doldurmalıyız. İdeolojik mücadelenin en önemli görevlerinden biri
olarak görmeliyiz bunu.
Darbe, şeriat, laiklik, bakın bunlar da nasıl kullanılıyor halka karşı.

Kavramlar, bir meseleyi en kısa yoldan anlatabilmek,
tanımlayabilmek için üretilmiştir. Ama işte örneğimizde görüldüğü gibi,
bazen kavramlar, bizi yanlış saflara yönlendiren roller de
üstlenebiliyor.
Bazen ideolojik mücadele, bir kavramın bir başka kavramla savaşı biçiminde de sürebilir.

Bir kelime işte deyip geçemeyiz. Unutmayalım ki, "Kavramlarla yapılan felsefi, ideolojik savaş, siyasal savaşın bir parçasıdır."

Kaynak; 2008.07.13 Yürüyüş Dergisi

Reformistlerin,

Reformistlerin, "Emperyalizm" kavramı yerine, emperyalizmin sömürüsünü meşrulaştıran "Küresel Sermaye" kavramını kullanmaları. Bu kavramın, tüm düzeniçi parti ve kurumlardan TUSİAD'a kadar kullanılması ise reformistlerin bugün hangi nktada oldukları açısından da dikkat çekicidir.