Ümraniye’de 12 Haziran 2007 tarihinde bir gecekondunun tavanında ele geçirilen 27 bombanın ardından Ergenekon adı verilen bir gizli örgütlenmenin açığa çıktığı operasyonlar zinciri bir anda ülke gündemine oturdu. Sanıklar Veli Küçük, Arif Doğan, Levent Ersöz gibi isimlerin ortak noktaları ise dikkat çekiciydi. ‘90’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu’daki kontrgerilla olaylarının baş aktörü Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele yani JİTEM’in kurucularıydı, ya da eylemlerinde adı geçiyordu.
Ancak Ergenekon iddianamesinde JİTEM’in karıştığı suçlarla ilgili herhangi bir ceza öngörülmüyordu. Gündem 20 Ekim’de İstanbul’da yapılacak ilk duruşmaya kilitlenmişken, JİTEM’in cinayetlerini 2004 yılında yaptığı itiraflarla tek tek ortaya çıkartan eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, Ergenekon davasında ifade verebileceğini söyledi.
Öte yandan JİTEM davası da Diyarbakır Ağır Ceza’da görüşülmeye başlandı. 9 yıl Diyarbakır’da görev yapan Abdulkadir Aygan ile Stockholm’de görüştük. Aygan, Ergenekon ve JİTEM davalarına ışık tutacak tanıklıklarını savcılara bir daha EVRENSEL aracılığı ile hatırlattı.
JİTEM ile tanışman nasıl oldu?
1983’de askerliğimi Kıbrıs’ta yaparken firar ettim. Bir süre yurtdışında kaldıktan sonra PKK’dan kaçarak askere teslim oldum. 5 yıl yattıktan sonra pişmanlık yasasından yararlanarak çıktım. Ellerim kelepçeli bir şekilde askerliği tamamlamam için Kars’a yolladılar. 1985’te Siirt’te sorgumu Cem Ersever yapmıştı. O zamanlar yüzbaşıydı. Emirleri doğrudan Ankara’dan aldığını söylüyordu. Tavır ve davranışlarından, hal ve hareketlerinden bir istihbaratçı olduğu ve özel bir görevle gönderildiği belliydi. Kars’ta askerliğimi yaparken Ersever telefon edip kendilerini aramamı istemiş. Aradığımda karşıma Arif Doğan çıktı. İstersem askerliğimi Diyarbakır’da yapmam için bana yardımcı olacaklarını söyledi. Beni önce Silvan’daki eğitim alayına gönderdiler. Normal erler gibi jandarma eğitimine tabi tutuldum. Sonra Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı emrine verdiler. Biz Cem Ersever’in yönetiminde bulunan JİTEM’de çalışacaktık. Tabanca verdiler. Böylelikle JİTEM’e girmiş olduk.
JİTEM’in örgütlenmesi nasıldı?
Bize her devletin kendi sistem ve düzenini korumak amacıyla oluşturduğu örgütlerin olduğu söylendi. Benim tanıdığım ve bildiğim ve uzun yıllar içerisinde çalıştığım örgütlenmenin adı JİTEM’di. JİTEM görünüşte jandarmanın istihbarat toplama birimi. JİTEM, Veli Küçük, Arif Doğan ve Cem Ersever tarafından kuruldu. JİTEM’in ana karargahı Ankara’da. Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanlığına bağlı olarak çalışıyor. Ankara’nın altında grup komutanlıkları ve onların altında da timler var. Mesela Diyarbakır Bölge Komutanlığına bağlı olarak “Batman timi, Silopi timi” gibi timler var. Tıpkı illegal örgütler gibi bir yapılanmaya sahip. Diyelim ki bir eylemi üç kişi yapacak. O eylemi sadece onlar bilir. Diğerlerinin sorma, eylemi yapanların da başkalarına eylemden sözetme hakları yok.
Sizlere hangi görevleri verdiler?
Önce istihbarat toplama görevini verdiler. JİTEM çok kapsamlı istihbarata sahip. Halkın sosyal ve siyasal yapısı, aşiretlerin durumu, PKK mı yoksa devlet yanlısı mı oldukları belirleniyor ve buna göre tüm bölgeyi kapsayan renkli haritalar yapılıyor. Kırmızı renkli bölgeler ve köyler PKK’yı, mavi devleti destekleyenleri sarı ise ortada olanları gösteriyor. JİTEM’in geniş bir muhbir ağı var. Ajan olmadan, yerel işbirlikçiler olmadan istihbarat elde edilemez. İki türlü muhbirler var. Bazıları gönüllü muhbirlik yapıyorlar. Bazıları para almak için muhbirlik yapıyorlar. Bir de santaj ve tehditle muhbirlik yapmaya zorlananlar var. Bazen yetkililer muhbirlerle görüşürken bizleri de yanlarına alıyorlardı. Barzani ve Talabani ile devlet yetkilileri görüşürken tercümanlıklarını bizler yapıyorduk.
JİTEM elemanları, öldürdükleri kişileri ya bir yerlere atıyor ya da gömerek kaybediyorlardı. Bazılarının cesetlerini halkta korku ve panik yaratmak için bir yerlere atıyorlar. Bazılarının cesetlerini de PKK’nın üzerine yıkmak için kaybediyorlardı. Ya gömüyor ya da taş içerisindeki bir torbaya koyarak nehirlere ve göllere atıyorlar. El altından da söz konusu kişinin örgüt tarafından kaçırıldığını, belki de infaz edildiği dedikodusunu yayıyorlar. Ortadan kaybolan kişilerin aileleri, yakınlarının örgüt tarafından kaçırılmış olabileceğini düşünüyor, örgütten de istediği cevabı alamayınca PKK’ya düşman oluyor.
JİTEM kurbanlarına hangi yöntemleri uyguluyor?
Ben 12 Eylül’den önce Antep’te yakalandım ve işkence gördüm. Polisin yaptığı işkencelerin tamamı, elektrik verme, Filistin askısı, falaka ve kaba dayak JİTEM’de de yapılıyor. Ama daha kaba, daha acımasız bir biçimde. Emniyette, polis memurları işkence yapılan kişinin ölümünün başlarına iş açabileceğinden korkabiliyorlardı. JİTEM’cilerde öyle bir korku yok. Zaten öldürmek amacıyla işkence yapıyorlar. JİTEM’e giren canlı çıkamıyor.
Vedat Aydın’ın ölümünde sizin de rolünüz olduğu söyleniyor?
Aydın’ın katledilmesinde PKK’dan ayrılan Selahattin Görgülü önemli bir rol oynadı. Vedat Aydın’la ilişkiye geçip onu bir yerlere getirecekti. Orada da JİTEM tarafından öldürülecekti. Bu plan tutmayınca Görgülü, Vedat Aydın’ın evini gösterdi. Evden kaçırarak infaz ettiler. Evin bulunduğu İstasyon caddesine gittik. Görgülü, Cem Ersever ve Ali Ozansoy’a evi gösterirken ben de Binbaşı Aytekin Özen ile birlikte arabada bekledim. Binaya girip çıktılar. Bundan birkaç gün sonra işe gittiğimde mesai saati olmasına rağmen Ersever ve diğerlerinin uyuduklarını gördüm. Ersever, uyandığında bana “haberin var mı Vedat Aydın’ı vurmuşlar” dedi. Ben durumu anlamak amacıyla “komutanım hani biz beraber keşfe gitmiştik” dedim. “Birşey olmaz, kom-
şuda pişer, bize de düşer” diye cevap verdi. O zaman ben Ersever’in Yeşil’le birlikte bu eylemi gerçekleştirdiklerini anladım. Vedat Aydın’ın eşi Şükran Aydın’ın belirttiği eşgallerden biri Yeşil’e tıpa tıp uyuyor.
Aydın’ı öldürerek halka gözdağı vermek istediler ama bu tersine tepti. Halkın sokaklara dökülerek protesto gösterileri yapmasından ve cenaze törenine katılmasından korkuya kapıldılar. Alay komutanı İsmet Yediyıldız askerlere halkı tarama emrini verdi. 7-8 kişi öldü ve onlarca kişi de yaralandı.
Musa Anter’in öldürülmesi...
Yeşil kod adını kullanan Mahmut Yıldırım’ın kendisi bu işi PKK’nın kafa bir adamı sayesinde gerçekleştirdiğini söyledi. Yeşil’in kullandığını söylediği kişi Hogir kod adlı Cemil Işık’tır. Cemil örgütten ayrılmış Habur sınır kapısının Irak tarafındaki kesiminde bir kulübe içinde eşi ve Şırnak’lı Hamit diye birisi ile beraber kalıyordu. KDP’liler Işık’ın teslim olabileceğini Ersever’e iletmişler. Birkaç kişi Hogir’in evine gittik. Ona bir şey yapılmayacağına dair Cem’in gönderdiği başçavuş sözler verdi. Ersever ile görüştü. Bir gün tim komutanı Savaş Gevrekçi mesai bitiminden sonra beklememizi istedi. Bizleri Yeşil’in emrine verdi. Yeşil, Musa Anter’i bir yere çekebilmek için onu daha önceden tanıyan Hogir’i görevlendirmiş. Hogir’de bir otelde kalan Anter’e Hamit’i göndererek görüşmek istediğini söylemiş. Hogir’e bir kalaşnikof verdiler. Ben, Mustafa Deniz, Hogir ve Yeşil’le birlikte arabaya bindik. Beni ve Hogir’i Silvan çıkışında indirdiler. Yeşil ve Deniz biraz daha tepelere doğru çıktılar. Plana göre Hamit, Ape Musa’yı bize getirecek Hogir da onu öldürecekti. Bunu bana orada beklerken Hogir söyledi. Aradan epey bir süre geçmesine rağmen Hamit ile Musa gelmeyince Yeşil’in yanına gittik. O sırada siren sesleri gelmeye başladı. Yeşil telsizini açarak polisin konuşmalarını dinledi. Herhalde Hamit vurmuş, bir kişi ölmüş diyorlar dedi. JİTEM’e gittik. Orada telsizin başında bulunan Ali Ozansoy, Hamit’in Anter’i vurduğunu söyledi. Aradan çok geçmeden Hamit geldi. Yanlışlıkla Anter’i Ergani yoluna götürdüğünü ve farkedince geri döndüğünü ama Anter’in şüphelendiğini görünce O’nu ve yeğenini araçtan indirerek vurduğunu söyledi. Yeşil Hogir’i Almanya’ya göndereceğini söyledi. Ben böylesi bir olaya bulaştırıldığı için Hogir’in Yeşil tarafından öldürüleceğini anladım. Ama sonradan Hogir’in Almanya’da vurulduğunu duyunca şaşırdım. Yeşil’in Hogir’i Almanya’ya göndereceğini sanmıyordum.
JİTEM’in Hizbullah ve MHP ile ilişkileri var mıydı?
JİTEM’in Hizbullah ile ilişkisine tanık olmadım. Ama devlet görevlilerinin Hizbullah’ı koruduklarına şahit oldum. JİTEM, Hizbullah’ın gücü ve faaliyetlerini belirlemek için bir araştırma yaptı. Grup komutanı bu konuyu araştırmamız için bizi Silvan’a yolladı. Karakollarda görevli sorumlular Hizbullah’ı araştırmamızı istemiyorlardı. Silvan Emniyet Amiri “ben Hizbullah’ın üzerine gidilmesinden yana değilim. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur. Onlar PKK ile çatışıyorlar. Onlara karışmamak lazım” dedi.
JİTEM, MHP’nin Diyarbakır’da şube açmasına ve örgütlenmesine yardımcı oldu. Valiliğin karşısındaki binadaki bir dairenin MHP’ye kiralanmasını sağladı. Partinin örgütlenmesi için destek, bina ve parti yöneticilerinin güvenliklerinin sağlanması için silah ve eski itirafçılardan oluşan korumalar verdiler.
Binbaşı Ali Yıldız gibi Özel Kuvvetlerden gelenler, komando kökenli olanların mafyayla ilişkileri vardı. Yıldız’ın Sedat Peker ile ilişkisi vardı. Peker, JİTEM Diyarbakır Grup Komutanlığı’na geldiğinde gidip arabasının kapısını açtı ve ceketinin düğmelerini ilikledi.
‘JİTEM, Uğur Mumcu’dan hoşlanmıyordu’
JİTEM tarafından gerçekleştirilen başka cinayetler hakkında bilgin var mı?
Ben Uğur Mumcu’nun Cem Ersever ve ekibi tarafından öldürüldüğünü düşünüyordum. JİTEM yöneticileri Mumcu’dan hoşlanmıyorlardı. Erveser ve yardımcısı Aytekin Özer’in kendi aralarında Mumcu hakkındaki konuşmalarına şahit oldum. “Mumcu’nun çok ileri gittiğini ve haddini bildirmek gerektiği” gibi laflar kullanıyorlardı. Ersever, Ankara’ya giderken C4 patlayıcılarını götürdü. Bir süre sonra Mumcu öldürülünce ben eylemin Ersever tarafından yapıldığını düşündüm. Ben Mumcu’nun Ersever tarafından öldürüldüğüne inanıyorum. JİTEM yöneticileri rahmetli Turgut Özal’dan bile rahatsızlardı. Özal’dan “yuvarlanan fıçı” diye sözediyor, ülkeyi dış güçlere peşkeş çekeceğini söylüyorlardı. Kürt devleti kurduracak diye laflar ediyorlardı. Ama Ben Özal’ın ölümünün Cem Ersever’in boyunu aştığına inanıyorum.
Yeşil , tüm bu olayların arasında önemli bir isim. Nasıl bir kişilikti? Kimlerle ilişkileri vardı?
Yeşil Diyarbakır’ın Ofis semtinde bir ev kiralamıştı. Yanında PKK’dan ayrılmış itirafçılarla birlikte çalışıyordu. Cezaevinde yattıkları halde çıkarılıp göreve götürülen ve daha sonra cezaevine geri gönderilen Adil Timurtaş, Alaattin Kanat, Mesut Mehmetoğlu, Muhsin Gül itirafçıları kullanıyordu. Yeşil’in yukarılarda ise Veli Küçük ve Mehmet Ağar’la ilişkileri vardı. DYP çevresi ile bağlantısı vardı. Ersever’in katili de Yeşil’dir. Ben Ankara’da olayı araştırmaya çalıştım. Ankara Grup Komutanı Ektem Ata’ydı. Bana ‘Ersever bir haindi cezasını buldu’ dedi. Ersever’in öldürülmesinden birkaç gün sonra Yeşil Diyarbakır’a geldi. “Ersever kendi hesabına bankaya bir sürü para yatırmış. O bir haindi. Cezasını verdik” dedi. Yeşil, Diyarbakır’a geldiğinde bazen bizi gazinolara ve içkili yerlere davet ederdi. İçtikten sonra Behçet Cantürk ve Savaş Buldan’ı öldürdüklerini övünerek anlatıyordu.
‘Eşref Bitlis’i Ersever öldürdü’
Eşref Bitlis’in ölümü hakkında neler biliyorsun?
Bitlis, Kürt sorununun halka zarar verilmeden çözülmesinden yanaydı. Bitlis ve Ersever başlangıçta baba-oğul gibiydiler. Bitlis’in uçağının düşmesi Cem Ersever Ankara’da görev yaparken oldu. JİTEM’in içinde, bu olayın Ersever tarafından organize edildiği yolunda söylentiler vardı. Nurettin Ata, o zaman Ankara Gruplar Komutanıydı. Ersever’in Bitlis’e sabotaj yapan bir hain olduğunu açıkça söylüyordu.
Ersever’in Dıyarbakır’dan tayin edildikten sonra bir valiz dolusu C4 patlayıcıyı Ankara’ya götürdüğünü kendi gözlerimle gördüm. Söylentilerin çıkmasından sonra ben de Bitlis’in Ersever tarafından öldürüldüğüne kanaat getirdim. Ersever, Ankara’ya gönderilmekle kızağa alındı. Diyarbakır’da iken bölgenin kralıydı. Ersever ile Veli Küçük arasında da çelişkiler vardı. Ersever JİTEM’e çok emek verdiğini söylüyor ve “ben bunu Küçük’e yedirtmem” gibi laflar ediyordu. Veli Küçük de buna karşı yerini sağlamlaştırmak için batıda daha sıkı bir örgütlenme yarattı. Ersever’in tasfiye edilmesinde Veli Küçük’ün parmağı var.
JİTEM Ergenekon’un askeri kanadıdır
Abdülkadir Aygan, 2001 yılında Ankara’da JİTEM dışında yeni bir örgütlenmenin hissedildiğini söylüyor
Eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele yani JİTEM’in Ergenekon’un askeri kanadı olduğunu söylüyor. Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın suikaste uğradığı 2001 yılında Ankara’da farklı bir örgütlenmeye gidildiğini hissettiklerini belirten Aygan, bu yeni örgütlenmenin Ergenekon olabileceğine dikkat çekiyor. “Bu eylem çok daha yukarılardan örgütlendi ve Diyarbakır dışından gelen başka timler tarafından gerçekleştirildi. Bu sıralarda Diyarbakır’da yeni örgütlenmelere gidildiğini hissediyorduk” diyen Aygan ile Stockholm’de yaptığımız söyleşimize devam ediyoruz.
Ergenekon örgütü - JİTEM ilişkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Ben JİTEM’de görev yaptığım dönem içinde Ergenekon adını hiç duymamıştım. Demek ki çok gizli çalışma yapıyormuş. Ben ancak Ergenekon operasyonunun başlamasından sonra JİTEM’in Ergenekon’un askeri kanadı ve kolu olduğunu anlayabildim.
Sizin 2004 yılındaki itiraflarınızın ardından JİTEM hakkında dava açıldı ama yargılanması istenenler arasında Veli Küçük ve Arif Doğan gibi Ergenekon davasında da tutuklanan JİTEM kurucuları yok? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
JİTEM iddiaanamesi devede kulak. O iddianamade sadece kullanılmış ve harcanacak kişiler var. Ben varım. Ali Timurtaş ve birkaç uzman çavuş var. Felç olduğu için malulen emekli edilen Abdulkerim Kırca var. Kırca’ya devlet önce madalya verdi. Sonra da yargılıyor. Felçli adamı yargılasan ne olacak.
Kimlerin JİTEM davasında yargılanmaları gerekiyor?
A’den Z’ye kadar JİTEM’e bulaşmış herkesin yargılanması gerekiyor. JİTEM’in kurucuları ve yöneticileri Veli Küçük, Arif Doğan, Nurettin Ata, Hüseyin Kara, Zahit Engin başta olmak üzere JİTEM içinde yer alan 250-300 kişinin yargılanması lazım. O dönemde JİTEM’in görev yaptığı yerlerdeki sorumlu paşaların da yargılanmaları da gerekir. Cem Ersever, Bismil’den bir genci yoldan alıp infaz ediyorsa bunu oradaki komutandan izinsiz yapamaz. Musa Toprak’ı yakalatmak isterken bomba patladı. Toprak, kendini imha ettiği gibi yüzbaşı ve bir itirafçının yaralanmasına neden oldu. Operasyon JİTEM tarafından gerçekleştirildi. Bunu hem emniyet hem de askerler biliyorlardı. Her şey kılıfına uyduruldu. Operasyon Bismil Jandarma Komutanlığı tarafından yapılmış gibi gösterildi. Bu olay gibi başka eylemler de JİTEM tarafından o bölgedeki askerlerin, komutanların bilgileri dahilinde yapılıyordu. Bölge Jandarma Komutanları ve valileri de işin içindeydiler. Bunların hepsinin yargılanmaları gerekiyor. Bu işe emniyet müdürü ve amirlerinin de dahil edilmeleri gerekiyor. Bazı şeyleri biliyorlardı ya da en azından JİTEM’i, istihbarat vererek destekliyorlardı.
Sizin bizzat şahit olduğunuz başka hangi cinayetler oldu?
Grup Komutanı Abdulkerim Kırca’nın yaşamım boyu unutamayacağım bir katliamına şahit oldum. Kırca kendi başına buyruk, MİT’e ve emniyete kafa tutan biriydi. Sivaslıdır ve ülkücü gelenekten gelmedir. Sağlık Emekçileri Sendikası, SES’ten Necati Aydın, Mehmet Ay ve Ramazan Keskin adındaki üç genci DGM’den bırakılmalarından sonra gözaltına almamızı emretti. Bunları aldık ve JİTEM’e götürdük. Orada sorgulandıktan sonra Silvan yoluna götürdük. Kırca gözleri kapalı olan bu gençlere arazide diz çöktürdü ve çok yakın mesafeden enselerine kurşun sıktı. O manzara bana Vietnam’da bir gerillanın şakağına silah dayayan generalin olduğu resmi hatırlattı.
Yeşil’in şahit olduğun eylemi ise Mazgirt HEP ilçe başkanı Harbi Arman’ın öldürülmesi oldu. Yeşil nasıl yaptı bilmiyorum ama Arman’ın bir biçimde Diyarbakır’a gelmesini sağladı. Arman JİTEM’e geldi. Arman’ı sorguladıktan sonra Elazığ yoluna götürerek kafasına kurşun sıkarak öldürdü. Bizden onu köprü altına atmamızı istedi.
Ergenekon iddianamesi hazırlandı ve sanıklar yakında yargı önüne çıkarılacaklar. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben esas olarak operasyonu olumlu değerlendiriyorum. Şartlar böyle bir operasyonu dayattı. Artık Türkiye Ergenekon, JİTEM gibi çeteleşmeleri kaldıramıyor. Bir yandan Avrupa Birliği’ne katılmak istiyorsun öte yandan da böylesi yasa dışı örgütlerle cinayetler yapıyorsun. İkisi bir arada yürümez. Türkiye bu pisliklerden arınmadan Avrupa Birliği’ne üye olamaz.
Ergenekon davasında gerçek sorumluların yargı karşısına çıkarılacağına ve derin devletle hesaplaşılacağına inanıyor musunuz?
İpler hala ordunun elinde. Türkiye’yi perde arkasından yöneten gizli bir güç var. Bunlar gerçek suçluları koruyorlar. Genelkurmay Başkanlığı tutuklu generalleri ziyaret etmesi için bir başka generalini görevlendiriyor. Verilen mesaj açık ve nettir. Sınırı aşmayın deniyor. Susurluk olayından sonra İbrahim Babat ifade verdi. Bir komutan onu ziyarete gitti ve kendisinden devlete zarar vermemesini istedi. Bu susturmak amacıyla yapılan bir tehditti. Bu generallere yapılan ziyaretle de amaçlanan bakın bunlar bizim korumamız altında. Daha yukarılara çıkmayın denilmek isteniyor.
Bunlar gerçek sorumluların ortaya çıkarılmayacağını mı gösteriyor?
JİTEM davası da bunu gösteriyor. Dava tekrar Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş. Gerekçe olarak bizlerin askerlikle ilişkimizin kesilmiş olması gösteriliyor. Nasıl kesilmişti ilişkimiz. Bu suçlar işlenirken ben 657 sayılı kanuna tabi bir memur değil miydim? JİTEM bünyesinde çalışmıyor muydum? Abdulkerim Kırca, JİTEM komutanı değil miydi? Bu iddianamede neden Veli Küçük, Arif Doğan ve Zahid Engin yok. Bu mekanizmayı kim kurdu? JİTEM’i kim kurdu? Bunlar kendi başlarına mı suç işlediler. Her şey komutanların emriyle ve bilgisi dahilinde yapıldı. Yargılanma yukarıdan başlamalı.
Peki siz yargılanmaya hazır mısınız?
Ben her zaman yargılanmaya hazırım ama Türkiye’de değil. Adil bir yargıya tabi tutulacağıma inanmıyorum. Çünkü bu davada Veli Küçük, Arif Doğan ve Zahid Engin gibi Jitem kurucuları yargılanmıyorlar.
Genelkurmay Başkanı dahil tüm komutanların olanlardan haberleri vardı. Faili meçhul cinayetler işlenirken, yol kenarlarında, tarlalarda, nehirlerde, köprü altlarında cesetler bulunurken bölge valileri ve emniyet müdürleri ne yapıyorlardı? Bölgede işlenen cinayetlerin yüzde 80’i JİTEM tarafından yapıldı. Bunlar göz yummasaydı bu cinayetler olmazdı. Genelkurmay başkanından emniyet amirine kadar bunların hepsi suçlu ve yargı karşısına çıkarılmalıdırlar. Murat Kuseyri
(Stockholm/EVRENSEL)
2001’deki yeni örgütlenme Ergenekon muydu?
Peki Diyarbakır emniyet müdürü Gaffar Okkan’ı kimler ne için öldürdüler?
Bana göre Okan, JİTEM tarafından öldürüldü. Okkan’ın görev yaptığı dönemde Zahit Engin Jandarma komutanıydı. Faşişt görüşlü bir kişiydi ve faili meçhul cinayetler en fazla onun döneminde oldu. Okkan’ın gelmesinden sonra JİTEM artık eskisi gibi rahat hareket edemiyordu. İstediği gibi adam alıp kaybedemiyordu. JİTEM’in arabalarının plakaları sahteydi ve istediğimiz yere park edebiliyorduk. Ama Okkan tüm bunları kaldırdı. Cinayet işleyen bazı itirafçılar JİTEM’e sığınıyorlardı. Polisler onları ta JİTEM’in kapısına kadar kovalıyorlardı. “Peppe” lakaplı Müslüm Gül, JİTEM ve Yeşil ile birlikte çalışıyordu. Emniyet bir gün bunu alarak kendi deyimiyle işkenceden geçirmişti. O da JİTEM hakkında tüm bildiklerini anlatmış. Yeşil ve Abdulkerim Kırca’nın eylemleri ve faaliyetlerini anlatmış. Gül daha sonra JİTEM tarafından ortadan kaldırıldı ama emniyetin bu sorgusu JİTEM’de çok büyük rahatsızlık yarattı. Ama Okkan suikastı Diyarbakır JİTEM’i tarafından gerçekleştirilmedi. Bırakın Hizbullah’ı El Kaide bile böylesi bir eylemi Diyarbakır’da yapamaz. JİTEM’in Diyarbakır’daki elemanlarının sayısı belliydi ve böyle bir şey yapılsaydı büyük bir olasılıkla beni de buna katarlardı. Bu eylem çok daha yukarılardan örgütlendi ve Diyarbakır dışından gelen başka timler tarafından gerçekleştirildi. Bu sıralarda Diyarbakır’da yeni örgütlenmelere gidildiğini hissediyorduk. Bunların nereye bağlı olduklarını bilmiyorum ama şimdi açığa çıkan Ergenekon’un uzantıları olabilir. Diyarbakır’ın en lüks semti Ofis’te tutulan lüks dairelere MHP’liler eski ülkücüler yerleştiriliyordu. Bunların çoğunluğu başka illerden getiriliyordu.
















Son yorumlar
1 gün 18 saat önce
2 hafta 15 saat önce
3 hafta 2 gün önce
4 hafta 2 gün önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 6 gün önce
4 hafta 6 gün önce
6 hafta 2 gün önce
7 hafta 22 saat önce
8 hafta 6 gün önce