İskenderun'da Yetkin/Yetkili Mühendislik Panel-Forumu'na MKÜ EMO-Genç Damgasını Vurdu
Elektrik Mühendisleri Odası Adana Şubesi'nin "Yetkin/Yetkili Mühendislik Kurultayı'na Giderken" adlı etkinlik 30 Mayıs 2009 Cumartesi günü panel-forum olarak İskenderun Belediye Meclisi Salonu'nda yapıldı.
EMO-Genç Mustafa Kemal Üniversitesi Temsilcileri panelden önce, hazırladıkları "Yetkin Mühendislik Değil Yetkin Üniversite İstiyoruz" başlıklı bildiriyi dağıttılar. Panelde Mersin Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yusuf Zeren, EMO'dan Avni Haznedaroğlu ve Mahir Ulutaş birer konuşma yaptılar. Prof. Dr. Yusuf Zeren konuşmasında
"Emogenc in önerisi doğru bir öneridir ve tartışılması gereken yetkin mühendislik tartışması değil yetkin üniversite tartışması olmalıdır." dedi.
Elektrik Mühendisleri Odası‘ndan Avni Haznedaroğlu "Gençlerin önerisi en doğru öneridir. Mühendislik hizmetlerinin ticaretleştirilmesine karşı olunmalıdır." dedi.
Elektrik Mühendisleri Odası‘ndan Mahir Ulutaşkonuşmasında "Yetkin mühendislik yerine yapılması gereken, yeni mezun mühendislere bazı alanlarda imza yetkisinin sınırlandırılmasıdır. İnşaat mühendisliği odasının kabul ettiği gibi bir yetkin mühendislik kabul edilemez." dedi.
EMO-Genç Mustafa Kemal Üniversitesi Temsilerini hazırladığı bildiri şu şekilde:
EMOGENÇ MUSTAFA KEMAL ÜNİVETSİTESİ TEMSİLCİLİĞİ
YETKİN/YETKİLİ MÜHENDİSLİK FORUMU BİLDİRİSİ
YETKİN MÜHENDİSLİK DEĞİL
YETKİN ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ
Bir yıllık eğitim süreci boyunca kütüphanesi olan fakat içinde kitap olmayan, laboratuar ve derslikleri olan içinde malzeme olmayan, inşaat sahası vaziyetinde, iş makineleri içersinde eğitim gören bir mühendislik fakültesinin öğrencileri olarak, yetkin/yetkili mühendislik kavramını eğitim süreci ve eğitim yaklaşımı penceresinden değerlendirmek, Neo-liberalizm kazanında eğitim ticarethanelerinin sıcaklığıyla konuya giriş yapmak konuyu anlamamıza yardımcı olacağı düşüncesindeyiz.
Eğitimin, tarih boyunca güç ve iktidar sahiplerinden başlayarak, feodalitenin ve burjuvazinin zaman içersinde birbirinden devraldıkları bir olgu olduğu yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu olgu yakından incelendiğinde, günümüzde ticari bir saha halini almıştır. 12 eylül süreciyle birlikte YÖK hegemonyası üniversite eğitiminin başlıca sorunu haline gelmiştir.
Üniversitelerdeki eğitimin kamusal bir hizmet olması gerekirken devlet üniversitelerinde talep edilen yüksek harç miktarları eğitimin kamusal olmadığının göstergesidir. Özel üniversitelere hiç değinmemek gerekir. Parayla ter satın alınarak mühendis olunabilen bu üniversiteler uluslararası standartları yakalayamamış olmakla birlikte sosyo-ekonomik homojenitesizliği ortaya koymaktadır. Ayrıca ülkemizde iş alanlarında birkaç üniversitenin ön planda olmasıysa üniversiteler arası eşitsizliği açıkça gösterir.
Üniversitelerdeki iktidar doğrultusunda kadrolaşma ise ilerici, çağdaş, bilimsel eğitim anlayışını zedelemektedir. Global standartlardaki gibi bilim insanları doğurmak yerine kapital düzene uygun sorgulamayan, düşünmeyen, bilimden uzak ucuz işgücü yetiştirmektedir.
Tek tip insan, tek tip eğitim, tek tip mühendislik, tek tip üniversite anlayışı bu gün zehrini olağanca gücüyle göstermektedir.
Herkese eşit, katılımcı, çağdaş, bilimsel ve parasız eğitim yerine ezberci, eşitsizlik ve yetersiz eğitim uygulamalarından vazgeçmeyen iktidar sahipleri sorgulanmalı, eleştirilmeli ve değiştirilmelidir.
Oy kaygılarından kaygılanan yeni üniversitelerinin kurulması yerine var olan üniversiteler özel veya devlet üniversiteleri fark etmeksizin, parasız, bilimsel ve yetkin hale getirilmelidir.
Yetkin hale getirilmesi gereken öncelikli olarak üniversitelerimiz ve eğitim sürecidir.
Yetkin mühendislik; mühendislik eğitiminin, mühendislik mesleğinin uygulanmasında yeterli olmadığını savunan ve bu tezden hareketle mezuniyet sonrası pratik bilgi edinimini zorunlu kılan en nihayetinde sınav sistemine tabi tutulan bir yetkilendirme sistemidir.
Öyleyse bu soru kaçınılmaz oluyor;
Üniversitelerde aldığımız eğitim bize yeterli değilse neden eğitim sürecinin iyileştirilme çabaları hızlandırılmıyor?
17 ağustos 1999 Marmara depreminden sonra yetkin mühendislik ülkemizde tartışılmaya başlanmıştır. Deprem sonrası yaşanan can ve mal kayıplarının, yıkımların gerekçesi olarak “uzman mühendisliğin” olmaması gösterilmiştir.
Bu konu Marmara depremiyle bağdaşlaştırılarak insanların sadece mühendislik hatalarından öldüğü kastedilmektedir. Bu bir demagojidir. Burada temel problem BİLİNÇ problemidir. Mühendislerin kar amacı güderek “meslek etiği ve ilkeleri” diye dillendirdikleri yaklaşımlardan uzak olmalarıdır.
Deprem öncesi ve sonrası hesap yöntemlerinde yapılan değişiklerden de anlaşılacağı üzere depremin yarattığı yıkımın mühendislik uygulamaları kadar, yönetmelik ve hesap yöntemlerinden kaynaklandığı dolayısıyla yıkım faturasının kesileceği adresler arasında bu yönetmelikleri hazırlamaktan sorumlu kurumlarında bulunduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.
2009 başında TÜİK(Türkiye istatistik kurumu) tarafından yapılan araştırmalara göre işsizlik oranı genç nüfusta % 25.7 ‘ ye ulaşmıştır. Kayıt dışı işsizlik hesaba katıldığında her 3 gençten birinin işsiz olduğunu görülmektedir. Buna her yıl üniversitelerden mezun olan öğrencilerde eklendiğinde ülkemizde ciddi bir işsizlik sorunu oluşmaktadır.
Hal böyle iken stajyer durumda bulunacak mühendislerin istihdam güvencesi, kapitalizmin tahtalarının çıtırdadığı küresel mali krizde sağlanabilecek mi?
Bu ekonomik çıkmaza rağmen stajyerleri yanında eğitim görmesi için çalıştıracak, sosyal güvencesini karşılayacak işveren mühendislerin olanakları mevcut mu?
Eğer mevcut durum sağlanamazsa mühendislik mezunları ellerindeki diplomalarla işsizler ordusuna mı katılacak?
Gençliğin dinamizmini 3-5 yıl boyunca stajyer olarak söndürmek bilimsel ve ulusal ekonomik gelişime dur demek olmaz mı?
Sorunun çözümü yetkin yetkili mühendislik kapsamında stajyerliği öngörürken, piyasadaki denetim yetersizliğinin daha da büyüyen bir delik haline gelerek imza yetkisinin kullanımı başlı başına bir kazanç(düzensizlik) kapısı haline gelmez mi?
İstanbul ile Ankara’yı birbirine bağlayan ekspres tren 22 temmuz 2004 akşamı ülkenin kuzeybatısında raydan çıkarak 38 kişinin ölmesine ve 80 kişinin yaralanmasına yol açmıştı.
Tren seferi, mühendislerin ülkenin yıpranmış tren raylarının hızlı trenler için uygun olmadığını konusunda yaptıkları uyarılara rağmen, haziran ayının başlarında, bizzat başbakan tarafından törenle hizmete sunulmuştur. Buda gösteriyor ki kaza mühendislik hatasından çok siyasi çıkarlar doğrultusunda hareket eden iktidarın hatasıdır.
Türkiye’deki eğitim sisteminin eksikleri, yanlışlıkları sayılamayacak kadar çok fazladır. Doğal olarak böyle bir ortamda eğitim gören mühendislerinde iyi bir eğitim alamayacağı bir gerçektir.
Peki çözüm yetkin mühendislik mi ?
Bizce yetkin mühendislik yırtık eğitim sistemine yama yapmaktan başka bir şey değildir. Önemli olan soruna kökten çözüm bulmaktır, yamalamak değildir.
Eğer “TMMOB” bozuk eğitim sistemine çare olarak yetkin/yetkili mühendisliğe evet derse, kendi muhalifliğini ya da emekten yana olduğunu nasıl gösterecek. Siyasal iktidarın sorunlarına yama bulan bir “TMMOB” mu olacak.
Biz düşüncelerimiz doğrultusunda sorunun çözümüne yönelik birkaç fikir sunmak istiyoruz.
ÖNERİLER
1-) Mühendislik eğitimin temeli doğru yönlendirmelerle ortaöğretim kurumlarından itibaren atılmalı, meslek okullarına teşvik edici çalışmalar yapılmalıdır.
2-) Üniversitelerimizde Avrupa da kabul görmeyen “Elektrik-Elektronik” gibi çok dallı bölümlerin yerine üniversitelerde branşlaşma-uzmanlaşma-dallanma çalışmaları olabildiğince öne çekilmeli, önemle üzerinde durulmalıdır.
3-) Eğitimci, öğrenci ve Sivil toplum kuruluşlarının(STK) eğitim denetleyicilerinin aldığı kararlarda etkin ve söz sahibi olmalıdır.
4-) Üniversitelerde yüksek lisans, doktora teşvikleri yapılarak akademik eğitimin önü açılmalı, öğretim elemanı açığını giderme konusunda aktif adımlar atılmalıdır.
5-) Öğrencilerin sahayla dirsek temasına geçtiği stajlar daha aktif ve verimli hale getirilmelidir.
6-) Eğitim reformuyla mühendislikler 2 yıl teorik, 2 yılda teorik + pratik yaklaşımı üzerinde durulması geren bir öneridir.
7-) Belirli periyotlarla yıl içi eğitimler, oda çalışmaları, seminerler gibi Meslek içi eğitim(MİSEM) çalışmalarına önem ve öncelik verilmelidir.
8-)TMMOB eğitim sürecine üniversitelerle işbirliği içerisine girerek dahil olmalı ve yetkin üniversiteler için çalışılmalıdır. Eğitim sürecindeki iyileşme çalışmaları sorunun kökten çözümü için uzun vadede yapılacak en önemli çalışmadır.
Emo Mustafa Kemal Üniversitesi Temsilciliği Öğrenci Üye Komisyonu
Abdullah KOYUN- Mehmet ZENGİN
- yuREKLI yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 561 okuma



İlgili İçerikler
- Ankara Yetkin, Yetkili Mühendislik Panel- Forumu
- EMO Kocaeli Şube Yetkin-Yetkili Mühendislik Paneli Düzenlendi
- Yetkin Mühendislik
- EMO Yetkin Yetkili Uzman Mühendislik Kavramı ve Uygulamaları Kurultayı Yapılacaktır
- Panel: Yetkin Mühendislik, Mühendisliğin Uygulama Alanları ve Mühendislikte Etik
- Sayı 1-Yetkin Mühendislik: İçindekiler
- EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Yapıldı
- Yetkin, Yetkili, Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı İzmir Yerel Etkinliği Yapıldı
- Yetkin Mühendislik Kampanyası
- Yetkin mühendislik üzerine çok faydalı bir etkinlik


