IBM'de çalışan ve çoğunluğu mühendis olan bilişim alanındaki emekçileri, 24 Ekim Cuma günü saat 12.30'da IBM binası önünde bir basın açıklaması yaptı. İvme Dergisi'nin de destek verdiği basın açıklamasına yaklaşık 80 kişi katıldı. Eylemde IBM çalışanları tarafından 12-14 Kasım tarihlerinde Türkiye'ye gelecek olan IBM CEO'su Sam Palmisano'ya yönelik olara "Sam, Fix the problem or do not come" (Sam, ya sorunu çöz yada gelme) pankartı açıldı.
IBM Türk çalışanlarının öğle tatiliyle birlikte binadan çıkarak bina önüne gelmeleriyle başlayan basın açıklaması metnini Tez-Koop-İş Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Osman Gürsu okudu. Gürsu basın açıklamasında: IBM Türk‘teki sendikalaşma sürecini aktararak yönetimin yaptığı yetki itirazın tam bir mizah konusu olduğunu belirtti.
"Çalışanlara son 5 yıldır zam vermeyenler, aynı işi yapanlar arasında ücret farkı yaratanlar, ayrımcı uygulamalarla çalışanları güvensizliğe itenler çözümü yanlış yerde arıyorlar. Yapılan bu haksızlıklar nedeniyle çalışanlar arayış içine girmiştir."
"IBM bu yaptıkları ile sırtından milyonlarca dolar kazandığı çalışanların iradesini yok saymaktadır. Onların emeğini yok saymakta, onların tercihlerine saygı duymamaktadır. Huzurunuzda bu çağdışı anlayışı kınıyor ve protesto ediyorum" diyerek "Bizler için artık söz bitmiştir. IBM itirazlarını geri çekmediği ve diyalog başlatmadığı sürece süresiz ve sürekli eylem sürecini başlattıklarını" söyledi.
Basın metninin okunmasından ardından EMO İstanbul Şubesi Başkanı Erhan Karaçay‘a söz verildi. Karaçay, Bilişim çağı denen koca bir yalanın ortasında, dünya tekeli IBM‘in aldığı emek düşmanı tutumunun ibret verici olduğunu, bu tutuma karşı örgütlenen ve direnen IBM Türk çalışanlarının sadece kendi hakları için değil, bilişim sektöründeki bütün çalışanların haklarının korunması için saygıdeğer ve heyecan verici bir mücadele içinde olduklarını belirtti. Küresel krizin her yanı sardığı ve ilk elden emekçilerin haklarının gaspedilmesinin düşünüldüğü bugünlerde, IBM Türk çalışanlarının örgütlenmesinin bütün emekçiler için büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Karaçay, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bilişim emekçilerinin örgütlenme ve hak arama mücadelesini sonuna kadar destekleyeceklerini bir kere daha ilan etti. Alkışlar ve sloganlar eşliğinde sona eren basın açıklamasında, IBM çalışanlarının yüzlerine Sarı Öküz masalına atfen öküz maskeleri takmaları ilgi çekiciydi.
Aşağıda IBM çalışanlarının dağıttığı "Sarı Öküz" masalını yayınlıyoruz:
NEDEN SARI ÖKÜZ!!!!
Ormanın birinde...
Aslanlar toplanmış.
“Yahu” demişler, “Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N'aapsak?”
Bir tanesi” En iyisi, öküzlere saldıralım” demiş,”iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!”
Olur mu Olur.
Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç bilaç.
N'aapsak, n'aapsak?
“Tilkiye danışalım” demişler.
Tilki “kolay” demiş, “beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim...”
Kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama şu aranızdaki sarı öküz varya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!”
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla, verivermişler sarı öküzü...
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün...
Tilki gene gelmiş.
“Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemeiş: “Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!”
Öküz heyeti düşünmüş, “otlağın selameti için” teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün...
Tilki gene gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı...
Burnu beyaz olanı...
Tombul olanı...
Tek tek alıp, gitmiş.
Otlak seyrelmiş.
Aslanlar semirmiş.
Bir gün... Tilki gelmemiş!
Gerek kalmamış çünkü.
Direkt aslan gelmiş.
“Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin” demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, “keşke sarı öküzü vermeseydik” demiş ama, iş işten geçmiş.
SÖZ MECLİSTEN DIŞARI SONRADAN 'AH SARI ÖKÜZ' DEMEMEK İÇİN; İŞ İŞTEN GEÇMESİN DİYE, BİZ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZÜ SÜRDÜRECEĞİZ, DAĞILMAYACAĞIZ, BİRLİKTE HAREKET EDECEĞİZ. YANİ HEPİMİZ SARI ÖKÜZÜZ!















