İçeriğe Atla

Halkın Sağlığı ve Malı Olan Doğal Çevreyi Koruma Mücadelesinde TMMOB Üzerine Düşen Görevi, Emekçi Halkla Birlikte Sürdürecektir

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF
23. Dönem
Tarih: 
5 Jun 1978
Yayın: 
Bülten

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDENİYLE BASINA BİR AÇIKLAMA YAPAN, TMMOB BAŞKANI TEOMAN ÖZTÜRK, "HALKIN SAĞLIĞI VE HALKIN MALI OLAN DOĞAL ÇEVREYİ KORUMA MÜCADELESİNDE TMMOB ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ, EMEKÇİ HALKLA BÎRLİKTE SÜRDÜRECEKTİR" DEDİ.

Açıklama metni aynen şöyledir:

Her yıl 5 Haziran'da yapılan Dünya Çevre Gününün konusu 1978 yılı için "Tahribatsız Kalkınma” olarak Birleşmiş Milletler'in Çevre programı tarafından saptanmıştır. İleri kapitalist ülkeler tarafından kalkınma ile çevrenin korunmasının çelişeceği yollu propagandaya karşı bu yıl geri bıraktırılmış ülkeler bu ikilemde gizli aldatmacayı vurgulamaktadırlar. Gerçekten de çevre sorunları çok yönlü, karmaşık bir sorunlar bütünüdür. Emperyalizmin zincirini kırma mücadelesi veren dünya halkları çevre sorunları etrafındaki tartışmaları dikkatle izlemek ve emperyalizmin şartlandırmalarına karşı uyanık olmak zorundadırlar.

ÇEVRE SORUNLARININ KAYNAĞI KAPİTALİST SİSTEMDİR

Çevre sorunlarının kaynağını kapitalist üretim tarzının dayanağı olan kârları maksimize etme çabası ile bu üretim tarzının anarşik yapısı oluşturur. Daha fazla kar hırsı hiç bir toplumsal endişe tarafından sınırlanamaz. Doğal çevre, nehirler, göller, denizler, hava, toprak, her şey insafsız bir şekilde kapitalizm tarafından paraya çevrilmeye çalışılır. Ve bu durum uzun vadede kapitalizmin kendisini de kuşatmaya başlar. Doğanın emme kapasitesinin üstünde artık madde doğaya bırakılmaya başlanır. Doğal kaynaklar birer hammadde olma niteliğini ve; giderek niceliğini yitirirler. Üretimin giderek artması bir taraftan kaynaklara talebi arttırırken bir taraftan da doğayı daha fazla kirletir. Fakat anarşik bir üretim yapısına sahip olan ve tekelci aşamada bulunan kapitalizm kendini kolaylılıkla rasyonalize edemez. Bugün çevre sorunları olarak ortaya çıkan sorunun bir yönünü bu olgu meydana getirir. Ancak kapitalizm bir yandan da, çevre sorunları dolayısıyla içine düştüğü bunalımı kendi çıkarları için kullanmaya çalışır. Çevre sorunlarının en önde gelen özelliklerinden birisi saklanamaz, gizlenemez bir olgu olmasıdır. Çünkü günlük hayatta devamlı bu sorunlarla yüz yüzeyizdir. Kapitalizm bu durumda kendi özünden gelen artı değer sömürüsü, tekel gibi olguları göz ardı ederek sisteme gelen bütün eleştirileri çevre sorunları üzerinde yoğunlaştırır ve alıyor gözüktüğü sözde önlemlerle de sistemi ideolojik olarak kurtarmış olur. İşte bütün bu nedenlerden dolayı çevre sorunları üzerinde en çok gürültüyü koparanlar bizzat çevreyi en çok kirletenlerdir.

GERİ BIRAKTIRILMIŞ ÜLKELERDE ÇEVRE SORUNLARI

Ülkemiz gibi geri bıraktırılmış ülkeler açısından çevre sorunları bütün bu sayılanlarla birlikte, ülkemizin geri bıraktırılmışlarından, emperyalist sömürü ağı içinde olmasından kaynaklanan sorunları da içirir . Düşük gelir seviyesi, yetersiz üretim, geri teknoloji kendini geliştirmekten yoksun üretici güçler, tüm bunlar geri bıraktırılmamış ülkelerde ve Türkiye'de de çevre sorunlarının kaynağıdır.

ÜLKEMİZDE ÇEVRE SORUNLARI YALNIZCA KİRLENEN HALİÇ, İZMİT KÖRFEZİ VE ANKARA'NIN KİRLİ HAVASI DEĞİLDİR. KIRSAL ALANLARDA VE HIZLA BÜYÜYEN KENTLERDEKİ YETERSİZ SAĞLIK KOŞULLARI, BULUNAMAYAN İÇME VE KULLANMA SULARI, SALGIN HASTALIKLAR, HIZLA ARTAN NÜFUS, EROZYONA UĞRAYAN TOPRAKLAR, YOK OLAN ORMANLARINIZ, YAĞMALANAN MADENLERİMİZ TÜM BUNLARDA ÇEVRE SORUNLARININ SONUÇLARIDIR.

Emperyalist Ülkeler çevre sorunlarının çözümü için uluslararası önlemler önermekte, böylece kendi yarattıkları sorunları çözmek için yapacakları masraflara geri bıraktırılmış ülkeleri de ortak etmek istemektedirler. Böylece ihraç mallarının fiyatlarında meydana gelecek artışı bütün mallara yansıtarak göreli kayıplarına azaltmak istemektedirler. “Çevre sorunları insanlığın geleceğini tehdit ediyor" gerekçesiyle geri bıraktırılmış ülkelerin sanayileşmeleri yavaşlatılmak, emperyalist zinciri" kırma yolundaki mücadeleleri engellenmek isteniyor. Emperyalist ülkeler çevre sorunları dolayısıyla geliştirdikleri yeni teknolojilerle hem yeni pazarlar yaratıyorlar, hem de ticaret hadlerini kendi lehlerine değiştirmiş oluyorlar.

BÖYLESİNE KOŞULLARDA, ÜLKEMİZ GİBİ GERİ BIRAKTIRILMIŞ ÜKKELERİN DEVRİMCİLERİ, İLERİCİLERİ YURTSEVERLERİNİN ÖNÜNDE DURAN GÖREV, HALA EMME KAPASİTESİ DOYMAMIŞ ÇEVRESİNİ KORUMAK, DOĞAL VE TARİHİ ÇEVREMİZE, YERALTI VE YERÜSTÜ KAYNAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR. Bu mücadeleyi halkı seferber ederek yapmak; onun çevresini, sağlığını giderek yaşama hakkını koruma mücadelesini sistemin özüne dönük hale getirmek, ülkemizin birçok yöresinde giderek yükselen bu tür kendiliğinden eylemlere politik öz kazandırmak gerekmektedir. Mücadelemiz iki yönlüdür. Hem çevremizi ve sağlığımızı koruma mücadelesi hem de bu mücadeleden hareketle kitlelerin demokratik taleplerine anti-emperyalist mücadele ile birleştirme mücadelesi. Çevreyi koruma ve kalkınma, emperyalist sömürü ağı içindeki ülkeler için bir çelişkidir. İnsanın insanı sömürmediği, insanın ve bütün üretici güçlerin gelişiminin önündeki engellerin kalktığı yeni bir toplumsal düzende doğal çevre korunabilir, geliştirilebilir bir varlık olacaktır. Bugün yapılması gereken temel bir görev bu konudaki teknik bilginin izlenmesi ve sorunların biriktirilmemesi yolunda da mücadele etmektir. TMMOB bu konuda üstüne düşeni yapmaktadır, bundan sonra da yapacaktır.

UZMANLIĞINDAN KAYNAKLANAN BİLGİLERİNİ HALKININ MÜCADELESİNDE BİR ARAÇ YAPMA KAVGASINI VEREN TMMOB, HEM SORUNUN KAYNAĞININ ARAŞTIRILMASINDA, HEM DE HALKIN SAĞLIĞI VE HALKIN MALI OLAN DOĞAL ÇEVREYİ KORUMA MÜCADELESİNİN BİLİMSEL YÖNLERİNİN AÇIKLANMASINDA BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ, BUGÜNDEN SONRA DA EN ÖN SAFLARDA OLACAKTIR. TMMOB, BAĞLI ODALAR VE BÜTÜN ÜYELERİ İLE SANAYİLEŞMENİN VE AZ GELİŞMİŞLİĞİN HALK SAĞLIĞI VE ÇEVRE ÜZERİNDEKİ TAHRİBATINI BİLİMSEL VERİLERLE AÇIKLAMA VE HALKI BU MÜCADELEYE SEFERBER ETME MÜCADELESİNİN DAHA DA YÜKSELTECEKTİR.