Geride binlerce Fidel var!
Küba Devrimi’nin 57'inci yıl dönümünde Türkiye'ye gelen Julio Garmendia Pena, “Fidel'den sonra bu iş biter” spekülasyonlarına yanıtı net oldu: Şu anda Küba'nın yerellerindeki 20, 30, 40 yaşlarında devrimi sürdürebilecek binlerce kadro var. O yüzden Küba'da devrim hep yaşar
Yıl 1953, Fidel Castro'nun önderliğinde ki gerillalar 26 Temmuz tarihinde Batista diktatörlüğün sembollerinden biri olan Bancada kışlasını basar. Bu baskın 7 yıl sonra zafere ulaşacak devrimin ilk kıvılcımıdır. Devrim ve sosyalist mücadelede çok önemli bir yere sahip olan Küba Devrimi’nin 57'inci yıl dönümünde Türkiye'de TKP tarafından düzenlenen bir konserle kutlayan Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Departmanı Avrupa Sorumlusu Julio Garmendia Pena ile hiçbir baskı, ambargo, kuşatmaya boyun eğmeyen Küba'yı konuştuk. Özellikle Batı’da çok sık dile getirilen “Fidel'den sonra bu iş biter” spekülasyonlarına da bu röportaj vesilesiyle cevap veren Pena, “Herkes bilsin ki geride devrimi sürdürecek binlerce Fidel var” dedi.
>>Dünyanın önemli bir bölgesinde sosyalizm büyük bir çöküntü yaşarken Küba her zaman bir örnek ve umut olmayı sürdürüyor. Siz bu farklılığı neye bağlıyorsunuz?
1959'lı yıllarda Küba'da kapitalizm vardı. Bu dönemde Küba'da işsizlik, eğitimsizlik, her türlü hastalığın yaygın olduğu ve ABD'ye bağlı çok partili sistem egemendi. Bebek oranları çok yüksek, yaşam beklentisi çok düşüktü. 20 bin Kübalının canına mal olan kanlı bir diktatörlük vardı. Tüm bu olumsuz etkenlerin içinde halkın en umutsuzluğa düştüğü bir dönemde Fidel'in önderliğinde Küba'da devrim oldu ve bu devrim bizim onurumuzu kurtardı. Bize bağımsızlığımızı verdi. Ama aynı zamanda yüksek bir eğitim ve kültür seviyesi sağladı. Zaten halkta var olan dayanışma duygusunu daha da yükseltti ve herkes birlik içinde hareket etmeye başladı. Bu dayanışma aynı zamanda sürdürebilir ve kapitalizmin yapmadıklarını yapabilen bir sistem oldu bizim için ve bu kararlık sayesinde ayakta kalıp bugünlere geldi.
>>Küba devriminin Latin Amerika'ya yayılması beklentisi varken neden tıkandı?
Her ülkenin kendi tarihi, kendi gelişimi vardır. Kendi nesnel ve öznel koşulları vardır. Latin Amerika'nın da bazı yerlerinde ilerici güçlerin iktidara geldikleri örnekler oldu ama onlar başka yollardan geldi. Örneğin Şili'de Salvadora seçimler yolluyla iktidara gelirken, Venezuela’da yine komandate Chavez de halkın oylarıyla geliren, Nikeragua'da Sandinistlerin öncülüğünde daha çok Küba'ya benzer bir devrimle iktidara gelmiştir ama ardından Sandinist cephenin seçimleri kaybettiği bir süreç yaşandı. Ancak sonradan yine iktidara geldiler ve halkın çıkarlarını savundular. Dolayısıyla her toplumun kendi özellikleri var.
>>Peki bugünkü Latin Amerika’nın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
70-80'lı yıllarının beklentisi çok farklı bir çizgide bugün. O zaman diktatörlükler egemendi kıtaya, bugün Brezilya, Nikeragua, Venezuela, Bolivya, Ekvator’da da yeni toplumsal süreçler var. Alba gibi bütünleşmeye dönük, dayanışmacı projeler var. O yüzden şu an Latin Amerika'nın yaşadığı süreç ulusal çıkarlarını sağlamaya odaklanmış bir durumda. Sağcı bazı hükümetler olmasına rağmen Latin Amerika'daki genel eğilim halkın çıkarlarına cevap verebilecek bir demokrasiye doğru olduğunu söyleyebilirim.
>>ABD'nin ülkeye uygulandığı çok büyük bir ambargo var. Bu halkı nasıl etkiliyor?
50 seneyi aşkın süredir devam eden bu abluka kuşkusuz ki ülkemizi en fazla etkileyen şeylerden birisi. Açlık yoluyla bizim nüfusumuzu kırmaya çalıştıkları için bu abluka aynı zamanda bir suçtan öte bir soykırım. Bu yüzden bu bir ablukadan öte ülkemize karşı bu bir ekonomik savaş. Örneğin ablukadan dolayı sadece ABD topraklarında üretilen bazı ilaçlarının ulaşamaması yüzünden Küba'da ölen bir sürü çocuk var, yine ABD'de birçok insanın hayatını kurtarabilen teknolojiler var, ama biz bunları Japonya gibi başka ülkelerden temin etmek durumunda kaldığımız için çok daha yüksek fiyatlar vermek durumunda kalıyoruz. Ve bu ülkelerdeki şirketler Küba ile bu tarz ticaret yaptıkları için onlara da yaptırım tehditleri geliyor ABD'den. O yüzden bizim ülkemizle ticaretin en minimuma indirmek mecburiyetinde kalıyorlar. Ben size sadece birkaç örnek verdim ama bu ambargonun etkileri tabii ki daha büyük kayıplara da neden oluyor.
>>Fidel Castro çok sevilen bir önder. Ancak her zaman “Castro'dan sonraki Küba” tartışmaları var. Sizce Fidel'den sonra siyasi durumda bir değişiklik olacak mı yoksa bu sadece Batı'nın bir uydurması mı?
Şu an zaten Fidel'den sonrasını yaşıyoruz. Bazıları iktidara Fidel'in kardeşi Raul Castro geldiği için bunun pek farkında olmasalar da şu an Fidel'den sonrası yaşanıyor. Zaten şunu herkes iyi bilmelidir ki Fidel kendinden sonra devrimi devam ettirecek gençlerin önünü açabilecek süreçler yaşattı ülkede. Şu anda Küba'nın yerellerindeki 20, 30, 40 yaşlarında devrimi sürdürebilecek binlerce kadro var. O yüzden Küba'da devrim hep yaşar.
Kaynak: ZEYNEP KURAY/BİRGÜN
- özkan yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 194 okuma
-




İlgili İçerikler
- Raul Castro: Sosyalizmden geri dönüş yok
- 'Devrimin Komutanı' yaşamını yitirdi
- Fidel Castro anılarını yazıyor
- Camilo, Küba Halkının Ölümsüz Savaşçısı
- Dünya Sağlık Örgütü’nden Fidel’in sağlık politikasına övgü
- 'Küba Devrimi Fotoğrafları Sergisi' Yoğun İlgiyle Karşılandı
- Castro'dan 'nükleer savaş' uyarısı
- Castro: 'Uribe savaş suçlusudur'
- Haiti gerçeği
- Kübalı bir kadın devrimci


