13 Ağustos 2010 tarihli Sabah gazetesinde bu başlığı okuyanlar, yıllardır süren Hasan Balıkçı davasıyla ilgili yeni bir gelişmeden haberdar olacaklarını zannettiler. Oysa Sabah Gazetesi’nin niyeti, Hasan Balıkçı’nın kaçak elektrik çetelerine karşı yaşamı pahasına verdiği mücadeleyi istismar ederek, özelleştirme adı altındaki talanı meşrulaştırmakmış.
Geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) eğitim bilimleri testinde kopya çekildiğine ilişkin iddiaları inceleyen Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Denetleme Kurulu, Türk Eğitim-Sen'in adaylara dağıtıldığını öne sürdüğü soruların KPSS'de çıkan soruların ham hali olduğu kanaatine vardı.
Kurul yetkilileri, soruların KPSS sınavından önce mi yoksa mı sızdırıldığını ve sızdıran kişinin kimliğini ortaya çıkartmaya çalışıyor.
Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu’nun “ÖSYM, YÖK ve Tüm Yetkili Kurumlara Çağrımızdır: Kpss İle İlgili İddialar Öğretmen Atamalarından Önce Tüm Yönleriyle Aydınlatılmalıdır” başlıklı açıklama metni.
380 kişinin yaptığı açıklamaya Ankara'da toplanan 106 imza daha eklendi. Ana vurgu 12 Eylül anayasasına dokunmayan paketin etrafındaki kutuplaşmaya taraf olmamak ve yeni, eşilikçi, özgürlükçü bir anayasa talebini yükseltmek.
Timsahlar gözyaşlarını akıtadursunlar, 12 Eylül cuntasının Türkiye’ye bir cendere olarak giydirdiği siyasi-hukuki rejim, referandumdan sonra da sıhhat ve afiyette olacak. Bunun sayısız nedeni var. Sözde solculuk adına, 12 Eylül’e karşı çıkmak gerekçesiyle referandumda “evet” oyu kullanmak gerektiğini ileri sürenlerin argümanlara cevap vermeden mugalataya devam edeceklerini bilmemize rağmen, bu nedenlerden bazılarına değinelim.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, çeşitli nedenlerle üniversite öğrenimi göremeyen veya ikinci bir üniversite diploması almak isteyen 25 ve üstündeki yaş gruplarına yönelik özel bir ''üniversiteye giriş sınavı'' yapılarak üniversitede "okuma şansı" verileceğini açıkladı.
Kurumların yöneticisi olan kişilerden yönettikleri kurumların hukuki ve etik ilkelerine uygun davranmaları beklenir. Bugün Yüksek Öğretim Kurulu’nda, üniversiteler için en büyük günah sayılan “bilimsel aşırma” (intihal) fiilini işlemiş olduğu iddia edilen bir kimse görev yapmaktadır. Yakın zamana kadar Yüksek Öğretim Kurulu Başkanvekilliği görevini yürüten, bugün YÖK Yürütme Kurulu üyesi olan Prof. Dr.