Üniversitelerde bir dönüşüm yaşanıyor. Performans değerlendirme, eğitim ve araştırmanın, diploma ve derslerin ortak ölçülere göre sertifikalandırılması, Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’nın bir parçası olma, “toplam kalite sistemi”nin eğitimde ve bilimsel araştırmalarda da yaşama geçirilmesi, piyasa ve sanayi ile sıkı işbirliği gibi başlıklar altında hayata geçirilen planlı düzenlemeler olarak görünüyorlar.
Beklendiği gibi 2009, krizin etkilerinin emekçiler tarafından iyiden iyiye hissedildiği bir yıl oldu. İşsizlik arttı, ücretler düştü ya da ödenmedi, çalışma saatleri uzadı, ücretsiz izinler arttı. Kısacası emekçiler işsizleşti, yoksullaştı ve güvencesizleşti ve sömürü daha da arttı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) eğitimin piyasalaştırılması ve üniversitelerin sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi çabasında bir adım daha atmanın hazırlığı içindedir. YÖK’ün hazırladığı “Yükseköğretim Kurumlarında Danışma Kurulları Kurulması Hakkında Yönetmelik Taslağı”, Avrupa emperyalizminin eğitim alanındaki politikalarının ifadesi olan Bologna Süreci'nin gereklerinden biri olduğu gerekçesiyle, üniversitelerde danışma kurulları kurulmasını düzenliyor. Bu danışma kurullarında “üniversitenin fiziksel ve yapısal konuları, eğitim-öğretim ve araştırma program ve politikaları, üniversitenin gelişme stratejisi vb.” konularında “dış paydaş”ların da görüş, öneri ve desteklerinin alınması hedefleniyor.
Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan üniversitelerde danışma kurulları kurulmasını öngören yönetmelik taslağına karşı üniversite emekçileri imza kampanyası başlattı.