Dergimizin KRİZ konulu yeni sayısını, içinden geçmekte olduğumuz kriz döneminde, krizin sonuçlarını çalışma hayatlarımızda birebir yaşayarak, yoğun bir emekle hazırladık.
Daha önce sadece birkaç çeşit GDO’lu mısır ve soyaya izin veren Bilimsel Komite, izin verilen GDO’lu ürün sayısını 25’e çıkarttı. Komitenin aldığı bu karar GDO'lu ürünlerle ilgili yeni tartışmaları gündeme getirdi.
Ülkemiz tarım sektörü uzun zamandır ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. TÜİK‘in geçen hafta yayımladığı veriler, sorunun büyüklüğünü teyit edici niteliktedir.
Köye kamyonetle gelen manav köylü kadınlarına sebze, meyve satıyor. İzmir’in birçok köyünde gördüğümüz manzara bu. Köylüler satmak için bir iki ürün yetiştiriyorlar ve sebze, meyveleri dışarıdan alıyorlar. Bazı bahçe ve tarlaların boş durduğunu da gözlüyoruz. Alınan sebze ve meyveler aşırı ilaç ve kimyasal gübre ile yetiştirilmiş ve çoğu da lezzetsiz.
Kent mekânının üretimi, yeniden üretimi ve dönüşümü sermaye birikiminde önemli rol oynamaktadır. Kapitalist üretim tarzının sürdürülebilirliği için kentsel gelişme bir zorunluluktur. Lefebre’ye göre, eğer kapitalizm 20. yüzyılı görebilmişse bunu büyük ölçüde kent mekânını keşfetmesine borçludur. Kapitalist kent mekânının oluşumunu anlamak için kent ve kent-üstü dönüşümlere bakmak gerekir.
Dünya’da ekolojik bir tarımın mümkün olmadığını ileri sürenler açlık olayını öne sürüyorlar. Halbuki eğer dünya’daki tahıl üretimi eşit olarak dağıtılırsa, kişi başına 300 kilonun üzerinde tahıl düşer. Bu enerji ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Problem, zengin kuzey ülkelerinin kişi başına 600 kilo tahıl tüketmeleridir. Bunun önemli bir kısmı hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Aşırı hayvansal gıda tüketimi sorun olmaktadır. (Bkz: FAO (2000).
“Bir yıl önce çiftçi eline geçen fiyat sütte 36 kuruş, ette 9 lira iken devlet fiyatlara müdahale etmeyi düşünmüyordu. Elimize geçen fiyat sütte 80 kuruşa, ette 18 liraya çıkınca ise hemen müdahale ediliyor? Bu durum çok canımızı sıkıyor.”
Uluslararası Tohum Günü patentsiz tohumlarla çiftçilerin biyoçeşitlilik haklarını savunmak ve ABD işgal kuvvetlerinin Irak’ta çıkardığı 81 Numaralı kararı eleştirmeyi amaçlamaktadır.
Dünyadaki çeşitli kuruluşlar, eylemciler, çiftçiler ve organik tarım savunucuları, 26 Nisan Uluslararası Tohum Gününde aşağıdaki konularda halkı eğitmek ve medyayı bilgilendirmek istemektedirler.