EEBM Eğitimi 3. Ulusal Sempozyumu Yapıldı

  EMO Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Mühendislikleri Eğitimi 3. Ulusal Sempozyumu, 16-17-18 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Sempozyumda “Girişimcilik ve Teknoparklar, Akademisyenlerin Taşıması Gereken Akademik Kriterler, Beyin Göçü, Yabancı Dilde Eğitim, Üniversite-Sanayi İşbirliği, Mühendis Meslek Odalarının Sorumlulukları, Hizmet İçi Eğitim” gibi konularda bildirilerin sunulduğu 8 oturum, Akreditasyon konulu bir panel ve Meslek İçi Eğitim, Belgelendirme ve Mesleki Yeterlilik Forumu yapıldı.

Sempozyumun ikinci günü yapılan Akreditasyon Paneli’nin yürütücülüğünü Prof. Dr. Aydoğan Özdemir yaparken; Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Usta, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tülay Yıldırım ve MÜDEK’ten Dr. Erbil Payzın panelist olarak katıldılar. Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki aktif eğitim deneyiminden bahsederek, farklı disiplinlerden öğrencilerin bir araya gelerek oluşturdukları proje ve çalışma gruplarında yapılan uygulamalı eğitimin, öğrencilerin daha iyi öğrenmesini sağladığını, edinilen bilgilerin daha kalıcı ve gelişime açık olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ömer Usta, ABET’in akreditasyon kriterleri hakkında bilgi verdi ve ABET’in, eğitimin geliştirilmesi için izlenmesi gereken yöntem olduğunu savundu. MÜDEK hakkında bilgi veren Erbil Payzın da, farklı akreditasyonların uygun olabileceğini kabul etmekle birlikte, eğitimin kalitesinin arttırılması için üniversitelerin mutlaka bir kurum tarafından akredite edilmesi gerektiğini, MÜDEK’in bunun için zorunluluk arz etmeyen, yalnızca eğitimi geliştirmeyi amaçlayan bir alternatif olduğunu belirtti.


Sempozyumun son günü yapılan Meslek İçi Eğitim, Belgelendirme ve Mesleki Yeterlilik konulu forumun ana gündemini, çokça tartışılan “Yetkin Mühendislik” konusu oluşturdu. Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayrettin Köymen’in ve EMO’dan Orhan Örücü’nün yaptığı konuşmalardan sonra 25 kişinin söz aldığı forumda, yeterli bir tartışma ortamı olmamasına rağmen kürsüden yapılan kısa konuşmalarda, hem bu konunun yeterince tartışılamadığı, hem de yetkin mühendislik konusundaki karşıt görüşler dile getirildi.


Söz alanlardan mühendislik yetkisinin meslek odaları tarafından verilmesi gerektiği görüşünde olanlar, buna gerekçe olarak üniversitelerde verilen eğitimin mühendislik için yeterli olmadığını, üniversitelerde soyut bilgi verildiğini gösterdiler. Mesleği öğrenmek için bir mühendisin yanında deneyim kazanmanın ve üniversitelerde alınamamış bilgilerin tamamlanmasının gerektiğini, ancak ondan sonra mühendis olunabileceğini savundular. Sunumunda İngiltere’deki “profesyonel mühendislik” uygulamasını anlatan Hayrettin Köymen de, hiçbir eğitim sisteminin mühendis yetiştiremeyeceğini, çünkü üniversitelerde rekabet ortamı olmadığını savunarak, mühendislik için serbest piyasanın ve rekabetin gerekliliğini öne sürdü.


Forumda söz alan öğrenciler, mühendisliğin toplumdan bağımsız düşünülemeyeceğini, mühendislikte toplumun yararının amaçlanması gerektiğini söyleyerek bu rekabet anlayışını reddettiler. Ayrıca eğitimin eksikliklerinin akademik kurumlardan başka hiçbir kurum tarafından tamamlanamayacağını, eğitimin hem pratik, hem teorik gerekliliklerinin üniversitelerde tamamlanması gerektiğini belirttiler. 1980 darbesinin ve YÖK’ün üniversitelerdeki eğitimin niteliksizleştirilmesindeki önemli etkisine değinen öğrenciler, darbeden sonra tüm nitelikli akademik kadroların tasfiye edildiğini, eğitimin bilimsellikten uzaklaştığını, eğitimde ABD modelinin benimsendiğini, üniversitelerde gelinen noktanın bunun sonucu olduğunu dile getirdiler ve akreditasyon süreciyle de ders saatlerinin ve teorik derslerin azaltıldığını, eğitimin niteliksizleştirilmesinin sürdürüldüğünü belirttiler. Bunun çözümünün de, üniversite dışında devam eden bir eğitim değil, üniversitelerde bilimsel, çok yönlü, uygulamayı da kapsayan bir eğitim süreci olduğunu söylediler. Yetkin mühendislik uygulamasının da GATS sürecinin bir parçası olduğunu ve öğrencilerin, yeni mezun mühendislerin böyle bir uygulama sonucu, diplomalı işsiz ya da ucuz yardımcı işgücü olmak istemediklerini belirttiler.


Yine yetkin mühendislik ile ilgili konuşma yapan diğer katılımcılar da, bu belgelendirmenin sermayenin pazar paylaşımı kavgası, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve bunların sonucu piyasaya mühendis arzının daraltılması gibi süreçlerle bağını belirterek, bunun emperyalizmin bir politikası olduğunu söylediler. Belgelendirmenin de bir rant kaynağı olduğunu ve TMMOB’nin böyle bir uygulamayı desteklemesinin, üyelerinin ve halkının çıkarını göz önünde tutan demokratik bir meslek örgütü açısından uygun olmayacağını dile getirdiler.


Mühendislik eğitimini ilgilendiren önemli konuların ele alındığı sempozyumda, katılımın yoğun olmaması, özellikle de öğrencilerin katılımının azlığı, panel ve forum gibi tartışmaya açık ortamların yeterli derecede değerlendirilememesi gibi nedenlerle eğitimin ayrıntılı olarak ele alındığı, geniş katılımlı, verimli tartışmalar gerçekleştirilemedi. Sempozyum 18 Kasım’da, Meslek İçi Eğitim, Belgelendirme ve Mesleki Yeterlilik Forumu’nun ardından sona erdi.