SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNE AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK ANCAK…!
Odamız, çevrenin ve doğal varlıkların korunması yönünde hukuksal alanda
yürütmüş olduğu mücadelelerden birinde daha başarı kazanmıştır.
31 Aralık 2004 gün ve 25687 sayılı Resmi Gazete’nin yayımlanarak yürürlüğe
giren “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği” ile içme ve kullanma suyu
havzalarımızın korunmasına yönelik önlemler hiçe sayılarak, içme ve
kullanma suyu havzalarımızın yok edilebilmesinin önü açılmıştı.
Bu noktada, söz konusu yönetmelik ile gündeme gelen içme ve kullanma suyu
havzalarımızın yok edilmesinin yönelik uygulama ve girişimlerin önüne
geçmek amacıyla; Odamızca, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, 31
Aralık 2004 gün ve 25687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği”nin 16. maddesi, 17.maddesi,
18.maddesinin “d” bendinin ikinci ve üçüncü cümleleri ile “e”, “f” ve
“g” bentleri, 19. maddesinin “e” bendi, 20.maddesi, 31. maddesi, 37.
maddesi, 39. maddesi, 51. maddesi ve 53. maddesinin yürütmesinin
durdurulması ve iptali yönünde dava açılmıştır.
Odamızca açılan söz konusu davada; Danıştay 8.Dairesi 26.12.2007 tarih ve 2005/1176 E. 2007/8091 K. sayılı kararı ile16.
maddenin (a) bendinin ilk cümlesi, 17. madde birinci paragraf ilk
cümle, 17. madde (a) bendi birinci cümlelerr, 19. madde (e) bendi, 20.
maddenin (a) bendinin 3. paragrafının 2. cümlesi, (b) bendi 1. paragraf
2. cümlesi, (b) bendi 2. paragraf 2. cümlesi, (b) bendi son paragraf ve
36. madde (b) bendi’nin iptaline karar vermiştir.
Yönetmeliğin adı geçen maddelerinin iptali ile dava sonucunda elde edilen kazanımlar aşağıda özetlenmiştir:
-
İçme ve kullanma suyu rezervuarına her türlü atık su deşarjının önüne geçilmiştir.
-
Mutlak koruma alanı 100 metreden 300 metreye çıkartılmıştır.
-
“Rezervuardan 1 km’lik mesafeden itibaren” madencilik faaliyeti yapılmasının önüne geçilmiştir.
-
Uzun
Mesafeli Koruma alanı içerisinde kalan tüm faaliyetlerden kaynaklı
olarak oluşan atık suların deşarjı konusunda, teknik ve ekonomik açıdan
mümkün olmayan durumlarda atık suların ileri arıtma teknolojileri
kullanılıp, 1. Sınıf su kalitesine getirilmesi şartıyla havza içine
deşarjına Bakanlığın uygun görüşü alınarak izin verilebilecektir.
-
Uzun
Mesafeli Koruma alanı içerisinde kalan sanayi kuruluşlarına ait atık
suların deşarjı konusunda, ancak teknik ve ekonomik açıdan mümkün
olmayan durumlarda, atık suların ileri arıtma teknolojileri
kullanılarak,2. Sınıf su kalitesine getirilmesi şartıyla havza içine
deşarjına izin verilebilecektir.
-
Uzun
Mesafeli Koruma Alanı içerisinde Ancak, 4/9/1988 tarihinden veya
kaynağın içme ve kullanma suyu kaynağı kapsamına alındığı tarihten önce
mevcut olan, uzun mesafeli koruma alanındaki yerleşimlerin atık
sularının ileri arıtma teknolojileri kullanarak 3.Sınıf su kalitesine
getirilmesi şartıyla havza içine deşarjına izin verilebilecektir.
-
20.
maddedeki bu iptaller ile uzun mesafeli koruma alanında belirli
şartlarla da olsa atık suların havza içine deşarjının önüne geçilmiştir.
-
Uzun mesafe koruma alanı sınırının kısıtlanmasının önüne geçilmiştir.
-
Bir yıl içinde birinci cezai işlem ile ikinci cezai işlem arasında izne aykırı deşarj yapılmasına göz yumulmasının önüne geçilmiştir.
ANCAK;
konu yargı aşamasında bulunurken, bu arada yargılama sonunda verilen
karar henüz tarafımıza tebliğ edilmeden yönetmelikte değişikliğe
gidilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığınca Su Kirliliği Kontrolü
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 13 Şubat 2008
tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Böylece yine uygulamada çelişkiler ve hukuka aykırılıklar
yaratılmıştır. Aşağıda kısaca özetlenen bilgi notu ile, yeni
değişikliklerin doğuracağı sonuçlar ve hükümetin mevcut su kaynaklarını
koruma politikası bir kez daha gözler önüne serilmektedir.
1.)
Danıştay kararı gereği yönetmeliğin 17.maddesindeki Mutlak koruma
alanı, içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden
itibaren (100 metre yerine) 300 metre genişliğine çıkartılmıştır. Bu
olumlu bir düzenlemedir. Ancak; bu kez yönetmeliğin 18.maddesindeki
kısa mesafeli koruma alanı (mutlak koruma alanı sınırından itibaren)
900 metreden 700
metreye düşürülmüş. Yani mutlak koruma alanı için genişletilen 200
metre, kısa mesafe koruma alnından çalınmış. Üstelik kısa mesafeli
koruma alanı içinde "Bu
alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur. Dondurulan binalarda mevcut
yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını
değiştirmemek şartıyla gerekli tadilat ve bakım yapılabilir." ibaresiyle, su havzasının kısa mesafeli koruma alanı içinde kirletici olabilecek yapılara bir anlamda AF getirilmiştir.Ayrıca 2000 ila 2.200 metrelik mesafelerdeki kirletici faaliyetler korunmuştur.
2.)
Yönetmeliğin 20.maddesi birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, uzun
mesafeli koruma alanlarındaki, 04.09.1988 tarihinden önce ve içme ve
kullanma suyu kapsamına alınmadan önce kurulmuş olan kirletici faaliyet
yapan tesislerin ürettikleri atıkları havza dışına çıkarmadan
çalışmalarına olanak sağlanmıştır. Bu şekilde özellikle
yüzeysel sularla beslenen baraj havzalarının kirlenmesine yol
açılacaktır. Diğer yandan yapısı gereği kirliliğe yol açan madencilik
faaliyetine, hangi koşulda olursa olsun izin verilmesi, su havzalarının
kirlenmesine yol açacaktır. Yönetmelik değişikliği ile Uzun mesafeli koruma alanında çöp depolama ve bertaraf tesisi yapılabileceği düzenlenmiştir.
Çöp depolama ve bertaraf tesisleri, çevre ve halk sağlığı için risk
oluşturan birinci sınıf gayrisıhhi müesseslerdir. Su havzası içinde çöp
alanı ya da bertaraf tesisi kurulması, suların kirlenmesine, çevre ve
halk sağlının tehdit edilmesine yol açacaktır.
3.) Yönetmeliğin 39.maddesi b bendindeki "Atıksu deşarj izni verilirken idare tarafından konulmuş hükümlere uygun şekilde deşarj yapılmadığı tespit edilerek bir yıl içerisinde iki defa cezai işleme tabi tutulan işletmelerin faaliyeti belirli bir süre durdurulur, Bu süre sonunda da idarece istenilen şartların yerine getirilmediğinin tespiti iptal edilir"hükmü hakkında iptal kararı verilmiştir. Bu kez ilgili düzenleme "b)
Atıksu deşarj izni alan faaliyetlerden ilgili idare tarafından
belirlenen hükümlere aykırı davrananlara, aykırı faaliyeti düzeltmek
üzere bir defaya mahsus olmak üzere; aykırılığın sebebi, alıcı ortam
özellikleri ile kirlilik yükü dikkate alınarak bir yılı aşmamak şartı ile süre verilebilir.
İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nce verilecek süre yerinde yapılacak
inceleme değerlendirme sonucuna göre tespit edilir ve bu süre sonunda
da idarece istenilen şartların yerine getirilmediğinin tespiti
durumunda deşarj izin belgesi iptal edilir...."
biçiminde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle de atıksu deşarj izni alan
faaliyetlerle ilgili idare tarafından belirlenen hükümlere aykırı
davrananlara, aykırı faaliyeti düzeltmek üzere bir
yıla kadar süre verilebilecektir. Yani; bir yıl boyunca kirletmek
serbest bırakılmaktadır. Su havzalarının bu anlayışla korunamayacağı
ortadadır.
Öte
taraftan izinler ve izinlerin iptali yetkisi yalnızca İl Çevre ve Orman
Müdürlüklerine tanınmıştır, su havzalarını korumakla yükümlü olan
Büyükşehir Belediyeleri Su İdarelerinin yasadan doğan yetkileri böylece
yok sayılmaktadır.
Hükümet
bir yandan doğal varlıklarımızı tehdit eden yasal düzenlemeleri
“uygulamaya alırken” öte taraftan hukuksal süreçleri işlemez kılan,
kurunlar arasında yetki karmaşası yaratan, yağma ve talanın önünü açan
politikalara da devam etmektedir.
Odamız,
bilimsel ve teknik bilgi birikimi ve kamusal sorumluluğunun bilinciyle,
doğal varlıklarımıza sahip çıkmaya, yağma ve talan politikalarına karşı
bilimsel, toplumsal ve hukuksal alanda mücadele etmeye devam edecektir.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
|