İçeriğe Atla

Chavez'in Enternasyonal Önerisi

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

CHAVEZ’İN ENTERNASYONAL ÖNERİSİ

1943 yılının Mayıs ayında Komintern’in kapısına kilit vurmaya karar veren Stalin, bu konuda Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi’ni ‘ikna’ etmekte hiç zorlanmaz. 15 Mayıs 1943’te, KEYK Prezidyum üyeleri, Dimitrov, Togliatti, Florin, Kolorov, Gottwald, Kopling, Kusinen, Marty, Pieck, Thorez ve Jdanow, Komintern seksiyonlarına, “Uluslararası işçi hareketinin yönetici merkezi olarak Komünist Enternasyonal’in dağıtılması(nı)” önerirler.

O zamana kadar Komintern merkezinin önerilerine ‘ters düşmeyen’ Komintern seksiyonları, Üçüncü Enternasyonal’in dağıtılması önerisini de ‘selamlayıp’ onayladılar. 8 Haziran 1943 tarihinde Üçüncü Enternasyonal resmen lağvedildi.

Tek ülkede sosyalizm politikasına ve bürokratik sosyalizme karşı çıkan Troçkist muhalefetin 1938 yılında Paris’te kurduğu Dördüncü Enternasyonal bir yana, Komintern geleneğinden gelen uluslararası komünist hareket, 8 Haziran 1943’ten bu yana enternasyonalsizdir.

İkinci emperyalist paylaşım savaşından sonra dünyanın üçte biri kapitalist pazarın dışında kalmış, sosyalist sisteme dahil olmuştu. Ve emperyalist sistemin karşısında etkin bir caydırıcı güç durumundaki Sovyetler Birliği, politik iktidarı ele geçirmeyi başaran devrimci hareketlerin sosyalizme çıkmasında temel güvence sayılıyordu. Küba devriminden yıllar sonra, “Sovyetler Birliği olmasaydı, sosyalist Küba olmazdı” diyen Fidel Castro bu gerçeği ifade ediyordu.

Devrimini gerçekleştiren ülkelerin karşılaştıkları emperyalist kuşatmayı bertaraf eden Sovyetler Birliği’nin ‘desteği’ ile yetinen ve enternasyonalsiz ‘yaşamaya’ alışan uluslararası komünist hareket, bürokratik sosyalizmin çökmesinden sonra, nihayet, enternasyonalin yaşamsal önemini görmeye başladı.

Durumu şöyle özetlemek mümkün; bir ülkede devrim yapabilir, iktidarı ele geçirebilirsiniz, ama şayet uluslararası sermayenin kaçınılmaz saldırısını etkisizleştirecek denli aktif bir uluslararası komünist dayanışma yoksa, sosyalizme çıkamazsınız. Enternasyonalsiz bir sosyalist gelecek mümkün değildir artık…

Bu düşüncenin etkisiyle belki, geçenlerde gazetelerde yer alan “5. Enternasyonal Kuruluyor” başlıklı haber beni heyecanlandırmaya yetti!. Ne var ki, bu durum çok kısa sürdü; haberin ‘içine’ girince heyecanım sönüverdi.

Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez, 19 – 20 Kasım 2009 tarihinde Caracas’ta gerçekleştirilen Birinci Sol Partiler Uluslararası Buluşması’nın kapanışında 5. Sosyalist Enternasyonal’in kurulmasını önermiş. Ve Chavez’in yeni enternasyonal önerisi, 39 ülkeden 55 örgütün onayını almış.

Chavez, yaptığı konuşmada, “5. Enternasyonal, Karl Marx, Fredrich Engels, Vladimir İlyiç Lenin’in düşünceleri ile Simon Bolivar, Francisco Morazan, Agusto Cesar Sandino, Ernesto Che Guevara, Salvador Allende, Maurrice Bishop ve Camilo Torres gibi Latin Amerikalı devrimcilerin düşüncelerini kaynaştırmalıdır.” demiş.

Bu sözler, enternasyonal dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyan komünistlere ‘çekici’ gelebilir; Chavez’in önerdiği Sosyalist Enternasyonal’in, Temmuz 1951’de kurulan Sosyalist Enternasyonal’den çok, komünist enternasyonal pratiklerine ‘yakın’ olacağını umut edenler çıkabilir.

Chavez’in ülkesindeki komünistler, 5. Sosyalist Enternasyonal önerisine kuşkuyla yaklaşıyor. Öneri, Latin Amerika’nin iktidardaki sol partilerince destekleniyor. Almanya’da Sol Parti (Die Linke), Fransa’da Sol Parti (Parti de Gauche) ve Portekiz’deki Sol Blok temsilcileri 5. Sosyalist Enternasyonal’in kurulması önerisiyle ‘ilgilendiklerini’ açıkladılar. Brezilya Komünist Partisi ve Yunanistan Komünist Partisi dahil pek çok komünist parti ise, Chavez’in önerisine karşı çıkıyorlar.

Bolivarcı herkes gibi Amerikan emperyalizmine ‘düşman’ olan, fakat kapitalist Avrupa’nın emperyalist devletleri ve Rusya ile dostluk ilişkileri kurmak için özel bir çaba gösteren Chavez’in, bazen “kapitalizmle bir sorunum yok”, bazen de “kapitalizme karşıyım” dediği biliniyor. Ama bir şey daha biliniyor; Chavez’in kapitalizm karşıtlığı, Venezuella kapitalizminin ‘aşırılıklarını’ törpülemekten ve gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermeye çalışmaktan ibarettir. Ve iktidarının on birinci yılına girmekte olan Chavez’in ülkesinde kapitalizmle birlikte, kapitalist sömürüyü disipline eden devlet cihazı yerinde durmaktadır.

Mesele budur; nereden bakarsanız bakın, Bolivarcı Chavez’in yolu, kapitalizmi ‘terbiye edip’ onun ömrünü uzatmaya ayarlı sosyal demokrasinin yolundan çok farklı gözükmüyor.

Bu yüzden, fazlaca ihtiyaç duyulan yeni enternasyonalin olmazsa olmazlarından sayılması gereken “kapitalizme karşı ilan edilmiş savaş” düşüncesine mesafeli duran Chavez’in Beşinci Sosyalist Enternasyonal önerisi, kapitalizmi ‘terbiye etmeyi’ değil, tasfiye etmeyi amaçlayan komünistlerin ilgisini çekmez, fakat belki, kendilerini her zaman emeğe ait değerleri ‘kullanarak’ yenileme ihtiyacı duyan sosyal demokratların ilgisini çekebilir...

Sadık Varer www.enternasyonalle.com