Bilgisayarcı Çocuklar Kazanacak!

2skeleton_at_computer

Efendim malumunuz, bilinen bütün siyasi teorilerin alt üst olduğu; sınıf, emek, işçi, emekçi, patron, sermaye gibi kavramların yüz yıl öncesine göre bir hayli farklılaştığı şüphesiz.

Ben kendi payıma hep şunu savundum: Çalışırken emeğini ortaya koyan ve üretim sürecinde oynadığı rol ne olursa olsun, bizzat yarattığı değerden, üretim, dağıtım, pazarlama mekanizmalarındaki aktörlerden daha az pay alan herkes işçidir, emekçidir.

Bu tanımı daha da basitleştirmek için verdiğim en klasik örnek ise bilgisayar başında ömrünün belki de en güzel günlerini, yıllarını o renkli ekrana gömen; sağlıklarını (göz, eklem vs. düşünüldüğünde), en az bir ağır işçi kadar tehlikeye atan bilgisayar programcıları, mühendisler, coder'lar, sistem mühendisleri, bilgi işlem uzmanlarıydı.

Bu arkadaşlar ürettikleri değerin çok düşük bir oranını maaş olarak alıyor, milyonlarca dolarlık projeler, siteler, sistemler gazetelerin ekonomi sayfalarını süslerken, o sistemn gerçek yaratıcıları, ortalama gelir düzeyine göre yüksek ama telaffuz edilen bu rakamların yanında hayli komik ücretlerle çalışıyorlardı.

Üstelik bilgisayar ekranlarına gömdükleri şey sadece zamanları değil, sağlıkları ve beyinleriydi. Ayrıca başdöndürücü bir hızla gelişen ve yenilenen bilgisayar sektöründe ayakta kalabilmek için yeni programlama dillerini, program sürümlerini vesaireyi de öğrenmeye de zaman ayırmaları gerekiyordu. Gazetelerin "Bilişimci lazım! Hepiniz bilişimci olun!" çağrılarıyla kalifiye eleman arzı sürekli artan bir sektörde yerlerini korumak için hayatlarını o ekranlara gömmeleri şarttı anlayacağınız.

Sektörün sürekli büyümesine, karların artmasına karşın öğrendik ki IBM Türk, çalışanlarına 5 yıldır zam yapmaya gerek duymuyormuş. Bu da yarı yarıya varan bir yoksullaşma demek. İşveren, "eşit işe farklı ücret" uygulamasıyla işyeri barışını baltalama stratejisini de ihmal etmemiş elbette. Taleplere verilen karşılık ise işverenin madenci ya da peynirci ya da bilgisayarcı olmasının hiç farketmediğinin bir kanıtıymış adeta: "Beğenmiyorsan çalışma!"

Şimdi, bu arkadaşlarımız örgütlenmişler, toplu sözleşme hakkını da kazanmışlar ama IMB Türk yönetimi zorluk çıkarmaya devam ediyormuş.

Konu sırf o değil. Konu artık, bilişim emekçilerinin de üye olabilecekleri böyle bir sendika olması. Sendika kime bağlı araştırmaya gerek dahi duymadan buradan bütün bilişim emekçilerine seslenmek istiyorum! (Breh breh!)

Bizim kendi aramızda, yaptığın işi tam anlayamadığımız için "bilgisayarcı çocuk" dediğimiz arkadaşlar!

IBM Türk'teki meslektaşlarınızı yalnız bırakmayın!

Onlar ilk adımı atmış, sıra sizde!

O makinelerin, sistemlerin, kodların, sitelerin, veri tabanlarının siz olmazsanız çalışmayacağını bilmiyor musunuz?
Sendikalı bir bilgisayar uzmanının karizma puanı benim nazarımda +1000 olur, +100.000 olur! RPG'ye harcadığın zamanın bir kısmıyla, gerçek rolünü oyna!

Sendikalı olmak demek, hep beraber hareket ederseniz, "god mode" almak gibi bir şey, FPS'den az kafanı kaldır, hayatının vuruşunu yapmak için hiç olmadı şu kahve molasında bir çıtlat şu konuyu arkadaşlarına!

Yeni çağın belki de en çok emek veren, sağlığını uzun vadede büyük tehlikelere atan emekçisi, mouse tutmaktan bileği tutulan, ekrana bakmaktan gözleri yaşaran, gecelerce oturmaktan ayakları uyuşan siz değil misiniz?

 

Elinizde çok büyük bir güç var. Tek yapmanız gereken bunun farkına vararak güçlerinizi birleştirmek. Güçlerinizi birleştirirseniz, hiçbir level boss, hiçbir bug, hiçbir virüs... hiçbir işveren sizi altedemez. Hakettiğinizi isteyin. Zaten "çok" demeyin. Gencecik hayatlarınızı ortaya koyuyorsunuz, bir düşünün, gerçekten çok mu?

 

Hiç olmadı bir bakın şu linke...

http://bilisimsendikasi.org/

Barış Uygur

Uykusuz