AYAKLAR BAŞ OLUNCA...

AYAKLAR BAŞ OLUNCA…


 


            TÜRK İŞ, DİSK, KESK’in, işçilerin birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ın Taksim Meydanında kutlanacağını açıklamalarına karşı, İstanbul Valiliğinin Taksim Meydanının 1 Mayıs’a kapalı olduğunu açıklamasının ardından dikkatler AKP hükümetinin tavrına çevrilmişti.


            AB’ ci, Liberal “sol” çevreler, demokrat geçinen bazı “aydınlar”, optimist (iyi niyetli) bir düşünceyle 1 Mayıs’ın Taksim Meydanında kutlanması, 1 Mayıs’ın tatil olması için, demokrat olarak gördükleri AKP iktidarının olumlu tavır takınacağını bekliyorlar ve yorumlarını bu yönde yapıyorlardı. Ancak beklenen olmadı, ve beklenen bizim gibi pesimist (kötümser) düşünenlerin beklendiği gibi oldu. Yani AKP iktidarı,Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına kapalı olduğunu, 1 Mayıs’ın tatil olamayacağını ilan ederek, 1 Mayıs’ın “işçi Bayramı” olduğunu lütuf buyurdular. Patronlar örgütü TÜSİAD ise, Taksim Meydanını ve tatili teğet geçerek, İşçilerin birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayısın “Çalışma Bayramı” olarak kutlanmasını buyurmuşlar.


            AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan, 1 Mayısla ilgili hükümetin tavrını bizzat kendisi açıklayarak, yüzbinlerce emekçinin bir araya gelmesini, güçlerinin farkına varmasını, kafalarında “baş olmak” gibi bir düşüncenin oluşmaması için Taksim Meydanını emekçilere yasaklarken “ayaklar baş olunca kıyamet kopar” söylemiyle de bırakın “ayakların baş olmasını” emekçilerin Taksine çıkması bile uykularını kaçırmaktadır. AKP iktidarı, bu tavrıyla da kimi temsil ettiğini, kimin iktidarı olduğunu çok açık olarak kamuoyuna duyurmaya devam etmiştir. Bu karar ve açıklama karşısında, AB’ci Liberal sol, bazı “demokrat” ve “aydınlar” hayal kırıklığı yaşamıştır. Sınıflı toplumlarda “kimin için” sorusunu es geçenler böyle hayal kırıklığını her zaman yaşamaya devam edeceklerdir.


            AKP iktidarı ve başbakanın halkı aşağılayan tavrına ilk kez de şahit  olmuyoruz. Daha dün SSGSS Yasasına karşı çıkan “Emek Platformu” yöneticilerini “yalancılıkla” suçlaması, Taban fiyatını az bulan köylüye “gözünüzü toprak doyursun”, ürününü satamayan üreticiye “ananı da al git”  söylemleri hala hafızalarımızda. Sadece Başbakan mı? AKP iktidarının bakanları, bürokratları temsil ettiği sınıfın penceresinden halkı aşağılamaya devam ediyor. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, “Gecekondular yıkılmadan terör bitmez” söylemiyle gecekonduda oturanların tümünü “terörist” ilan edebiliyor. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “İstanbul yatırımcılar için bir fırsattır. Biz iş adamlarımıza, elimizden geldiğince bu fırsatı vermeye çalışıyoruz” diyerek bir milyon iki yüz konutun yıkılacağını ve yoksulların İstanbul dışına sürüleceğini dile getirerek iktidarlarının kimin için, kime karşı olduğunu çok açık olarak belirtiyorlar. Belirtiyorlar ama bunu görmeyen, görmek istemeyen ve devamlı hayal kırıklığı yaşayan AB’ci Liberal sol, bazı “demokrat” ve “aydın” ların nerede yaşadığını da biz merak ediyoruz. “İki Türkiye” dedikleri bu olsa gerek.


            Başbakan Recep Tayip Erdoğan dan “ayaklar baş olunca kıyamet kopar” sözü için TÜRK İŞ, DİSK, KESK özür dilemesini istiyorlar. Bize göre bir gerçeğin dile getirilmesi, temsil ettiği bir sınıfın (burjuvazi) kaygısını dile getirmesi özrü gerektirmez . “ayakların baş olması”(halk) “başlar” (burjuvazi) için kıyamettir.


            TÜRK İŞ, DİSK ve KESK in yapması gereken, Başbakandan özür beklemek değildir. Başbakanın temsil ettiği burjuvazi adına kaygısını duyduğu, uykularının kaçtığı, bu gerçeği “ayakların baş olması” için sınıf mücadelesini yükseltmektir.