Anayasa Tartışmaları Üzerine:
Değiştirmek istiyor musunuz?
AKP hükümeti yeni bir anayasa değişikliğine hazırlanıyor. Yeni Adalet Bakanı Sadullah Ergin, değişiklikle ilgili son olarak şu açıklamayı yaptı: "Anayasanın günümüz koşullarına uyarlanması için kendi parti grubumuz içinde çalışmalara başladık. Daha sonra yetkili organlar, barolar, TÜSİAD, TOBB, üniversiteler ve muhalefet partileriyle tartışarak değişmesi için meclise getireceğiz." Basına yansıyan haberlere göre, düşünülen anayasa değişiklikleri içinde, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin uzatılması, siyasi partilerin kapatılmasının engellenmesi, Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkının tanınması, gibi konular yer alıyor. AKP hükümeti 2007'de seçimlerin hemen ardından, 1982 Anayası'nın yerine, "sivil bir anayasa" hazırladıklarını açıklamıştı. Ancak ne 12 Eylül Anayasası'nda bir değişikliğe gidildi, ne de 12 Eylül kurumları kaldırıldı. Anayasa değişikliklerinin halk tarafından tartışılacağı ve halkın oyuna sunulacağı vaatleri de lafta kaldı. Halka, ne düşündüğü sorulmadı yine. Bugün de farklı bir şey olmayacağı kesindir. Zira Adalet Bakanı, kimlerin görüşlerini alacaklarını sayarken, onların içinde yine halk yoktur, devrimci, demokratik örgütler yoktur. Anayasanın niteliğini belirleyen sistemdir: Anayasalar bir sistemin temel yasasıdır ve o sistemin niteliğini yansıtırlar. Bütün yasaların dayanağını oluştururlar. Anayasalar, mevcut sistemin yasal düzeydeki omurgasını oluştururlar. O nedenle de, "anayasal düzeni yıkmaya" teşebbüs edenlere ağır cezalar öngörülür. Anayasalar anlaşılacağı üzere, toplumdaki sınıflardan bağımsız değildir. Sınıflar mücadelesinin gelişim seyrine göre şekillenirler. Hukuk bir üst yapı kurumudur ve alt yapı tarafından belirlenir. Eğer bir ülkede kapitalist ilişkiler mevcutsa, anayasalar kapitalizmin ihtiyaçlarına ve çıkarlarına göre şekillenir. Eğer bir ülkede sosyalist bir sistem varsa, o ülkenin anayasasında halkın çıkarları esas alınır. Bir toplumun anayasası, o toplumda geçerli olan siyasal düzeni korumayı amaçlar. O nedenle de, ne devlet herkesin devletidir, ne de anayasa tüm halkın anayasasıdır. Bir anayasa nasıl yapılır? Anayasanın nasıl yapılacağı her şeyden önce iktidarın niteliğiyle ilgili bir sorundur. Anayasaların yapımı, genellikle bir alt-üst oluş sürecinin sonucudur. Tarihte bir çok örneğinde görüldüğü gibi yeni bir anayasanın yapılması, yeni bir devletin kuruluşuyla iç içe geçmiştir. Anayasalar üzerinde iki farklı değişiklik yapılabilir. Birincisi; niteliğiyle ilgili yapılan değişiklikler. İkincisi; mevcut anayasa üzerinde yapılan kısmi değişiklikler. AKP de anayasada değişiklik konusunu, kendi sınıfsal özüne uygun olarak ele alıyor. Anayasa yapımını, üç beş akademisyene havale ederek, oligarşinin kurumlarına, meclisteki burjuva partilerine tartıştırarak meseleyi geçiştiriyor. AKP'nin daha önce yaptığı değişiklikler ve bugün yapacağını açıkladığı değişikliklerle, 12 Eylül Anayasası değişmiş olmuyor. Bizim ülkemizde anayasalar nasıl yapıldı? Kısaca bakalım. Bugüne kadar ülkemizde 1921, 1924, 1961 ve 1982 olmak üzere toplam 4 anayasa yapıldı. İlk anayasa, işgal altındaki bir ülkenin kurtuluş güçlerinin hazırladığı bir anayasaydı. 1924 Anayasası bağımsızlığını kazanmış bir devletin anayasası oldu. 27 Mayıs darbesinin ardından hazırlanan 1962 Anayasası, nispi hak ve özgürlükleri içeren bir anayasaydı. 1982 Anayasası ise cuntanın anayasası oldu. "Sivil yönetime", "demokrasiye geçiş" vaadi ve faşist terörle halka onaylattırıldı. 12 Eylül'den itibaren iktidara gelenlerin hepsi, '82 Anayasası'na sırtını dayararak ülkeyi yönetti, hiçbiri bu anayasayı değiştirmedi. Bu anayasaların ortak özelliği, halkın katılımıyla yapılmamış olmasıdır. Hiçbirinin yapımında halkın iradesi dikkate alınmamıştır. Burjuva demokrasilerinde, yeni-sömürgelerde anayasalar nasıl yapılıyor? Burjuva demokrasilerinde ve yeni-sömürge ülkelerde anayasalar halkın katılımıyla yapılmamıştır. Anayasaların niteliğini belirleyen, iktidardaki tekeller olmuştur. Tekellerin ve devlet bürokrasisinin hazırladığı anayasalar, çeşitli propaganda ve aldatma yöntemleriyle halka onaylattırılmıştır. İster burjuva demokrasisiyle, isterse de faşizmle yönetiliyor olsunlar böyle ülkelerde halkın anayasayı tartışabilmesi, önerilerini sunabilmesi, yeniden şekillendirmesi mümkün değildir. Çünkü sistem, halkın iradesine göre şekillendirilmemiştir. Belirleyici olan tekellerin iradesi ve istekleridir. Göstermelik olarak referandumlar yapılsa bile, bunlar halkın gerçek iradesini yansıtmaz. Sosyalist ülkelerde anayasalar nasıl yapılıyor? SSCB'de yapılan 1936 Anayasası, halkın katılımının sağlaması açısından önemli bir örnektir. Anayasa taslağı en geniş şekilde halkın tartışmasına sunulmuştur. Sovyetler Birliği'nde yaşayan bütün halkların dillerine çevrilmiş 60 milyon nüshanın, 5.5 ay boyunca halk tarafından tartışılması sonucunda anayasaya son şekli verilmiştir. Küba'da 1975 yılında yapılan Anayasa'da da halkın katılımı temel alınmıştır. 6 milyon Kübalı, taslağı halk örgütleri aracılığıyla tartışmış, önerilerini sunmuştur. Halkın tamamının tartışmalara doğrudan katılımı temel alınmıştır. 141 maddenin 60'ında değişiklik yapılan taslak, halkın % 95'inin katıldığı özgür ve demokratik bir seçimle kabul edilmiştir. Halkın iktidarda olduğu ülkelerde, anayasaların yapımında temel olarak belirleyici olan halktır. Halka bakış açısındaki farklılıklar: Anayasanın yeniden yapılması veya değiştirilmesi sürecine halkın katılımının nasıl sağlandığı, sistemin halka nasıl baktığının da göstergesidir. Halkın gerçekten anayasa yapımına katılması, halk demokrasisinin geçerli olduğu halk iktidarında mümkündür. Bütün bir halka ulaşıp, anayasanın en geniş şekilde tartışılmasını sağlayabilmek için halka bakış açısının farklı olması gerekir. Böyle bir bakış açısı ancak demokrasi anlayışının, halka güvenin, halkın ülke yönetimine katılımının temel alınmasının ürüdür. Sosyalist sistemle, kapitalist sistem arasındaki en temel farklılık, anayasaların yapımına halkın iradesinin yansıyıp yansımamasıdır. Kapitalist bir sistemde, halkın anayasa yapımına katılımı demagojiden ibarettir. Sosyalist bir sistemde ise, halk o anayasanın yapımının asli unsurudur. Zaten iktidarda olan halktır. Anayasa, halkın çıkarlarını korumak içindir. Bu nedenle de halk anayasanın yapımından, tartışılmasına ve son şeklinin verilmesine kadar her aşamasında işin doğrudan içindedir. Kapitalizmin anayasasının amacı, sömürücü egemen sınıfların hakimiyetinin garanti altına alınmasıdır. Anayasa tartışmaları da bu sınıflar arasında yürüyen bir tartışma olarak kalmaktadır. Halktan istenen de taraflardan birinden yana olmasıdır. Bu anlayışta ise halka güvenme, değer verme yoktur. Kapitalist sistemde anayasanın sınıfsal niteliği gizlenir, anayasa tüm halkın anayasasıymış gibi gösterilir. Oysa sosyalist sistemde anayasanın sınıfsal niteliği gizlenmez. Anayasa, tüm halkın anayasasıdır. Halka güven ve değer verme üzerine şekillenen bakış açısının ürünü olan bir başka anayasa taslağı ise; Haklar ve Özgürlükler Platformu tarafından, Bağımsız Demokratik Türkiye İçin hazırlanan Halk Anayasası Taslağı olmuştur. 1997 yılında ilk baskısı yapılan taslak 200 Bin adet dağıtılarak, halka ulaştırılmıştır. Daha sonra 2001, 2002 yıllarında tekrar basım ve dağıtımı yapılmıştır. Son olarak 2007 yılında 120 Bin adet basılarak, dağıtılmıştır. Halk Anayasası Taslağı halka güvenme ve anayasayı halka maletme yanıyla örnek bir çalışmadır. AKP anayasa değişikliğini kimin için istiyor? AKP öncelikli olarak bu anayasa değişikliğini kimin için, ne için istediğini açıklamalıdır. Bu değişiklikler halk için yapılacaksa, bunun yolu; yukarıda da anlatığımız gibi sistemin ve halka ilişkin bakış açısının değişmesinden geçmektedir. Bu da AKP'nin boyunu aşan bir değişimdir ki, AKP hükümeti zaten böyle bir değişimin olmasını engellemek için halka her türlü baskı, yasak ve terörü uygulamaktadır. AKP'nin anayasa değişikliğini kimin için yapacağı sınıfsal olarak baştan bellidir. Değişiklik tekeller için yapılacaktır. AKP, bugüne kadarki anayasa değişikliklerinde hangi yöntemler izlenmişse, o yöntemleri izlemeye devam edecektir. Daha önce de AKP'nin yapacağı anayasa "emperyalizmin ve oligarşinin anayasası" olacaktır demiştik. Bugün de değişen bir şey olmayacaktır. AKP'nin yapacağı da kendinden önceki iktidarlar gibi sistemin ihtiyacı olan değişiklikleri yapmak ve anayasayı revizyondan geçirmektir. Tüm bu değişiklikler emperyalist tekellerin ihtiyaçları ve AB'ye giriş sürecindeki İstekleri doğrultusunda yapılmaktadır. Yine sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve halkın katılımı sağlanmayacaktır. Bu nedenle de AKP'den, ne demokratik bir anayasa ne de katılımcılık beklemek boşuna olacaktır. Halk güçlerinin çıkarını savunacak olan, "demokratik bir anayasa" değil "halk anayasası" dır. Halkın anayasasını istemek, halkın iktidarını istemektir. AKP'nin yapacağı anayasal değişiklik ancak kendi iktidarını güçlendirmeye yarayacaktır. Bu nedenle de halk için değişen bir şey olmayacaktır. *** İster burjuva demokrasisiyle, isterse de faşizmle yönetiliyor olsunlar böyle ülkelerde halkın anayasayı tartışabilmesi, önerilerini sunabilmesi, yeniden şekillendirilmesi mümkün değildir. Çünkü sistem, halkın iradesine göre şekillendirilmemiştir. Belirleyici olan tekellerin iradesi ve istekleridir. Göstermelik olarak referandumlar yapılsa bile, bunlar halkın gerçek iradesini yansıtmaz. Bu tür ülkelerde kitle örgütlerinin, sendikaların anayasa değişikliklerinde söz hakkı ya çok sınırlıdır ya da göstermeliktir. * Halkın gerçekten anayasa yapımına katılması, halk demokrasisinin geçerli olduğu halk iktidarında mümkündür. Bütün bir halka ulaşıp anayasanın en geniş şekilde tartışılmasını ve son şeklinin verilmesini sağlayabilmek için halka bakış açısının farklı olması gerekir. Böyle bir bakış açısı demokrasi anlayışının, halka güvenin, halkın ülke yönetimine katılımının temel alınmasının ürüdür. |
| Kaynak; Yürüyüş 2009.05.24 |
| Bu yazı 115 kez okundu |
- gocebe yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 498 okuma



İlgili İçerikler
- Sandıktan çıkan "seçmenin özgür iradesi" değildir.
- DİSK: "Özgürlükçü - Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa"
- Hukuki Bakış
- TMMOB 12 Eylül'ü Yargılamaktadır...
- Paneli Dikkatle Dinleme Suçu
- TMMOB: "Ekonomik Krizin Faturası Emekçi Halka Ödettirilmek İsteniyor"
- Kriz nedeniyle 2B gündemde
- Site Kapatmalar ve Dergi Toplatmalar Devam Ediyor
- Talanda sınır yok;
- Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu- Basın Açıklaması

Değiştirmek istiyor musunuz?

