“Ve havalandı güvercinler,
Vedalaşıp diğerleriyle.
Umuda kanat çırpanlar,
Ürkek değillerdi bu sefer.
Cesur, asi ve kararlı
Ve havalandılar birer birer…”
Sevgili Murat,
6 Nisan’da göndermiş olduğun mektup, elime ancak 15 Nisan’da geçti. Öncelikle mektubuna teşekkür ederim. Hiç önemi yok beyaz kağıt ya da renkli kağıt olmasının. Önemli olan dostane satırlarının ulaşmış olması, demir parmaklıklar ardından sesinin duyulmuş olması.
Burada hayat nasıl geçiyor anlamıyorum desem yeridir, garip ama öyle, yani hızlı geçiyor demek istiyorum. Günlerimiz gayet programlı ve düzenli. Ayrıca gündemimiz de yoğun, bol bol okuyorum, bol bol yazıp çiziyorum. Kitap okumak için fazlasıyla sakin bir yer. Belki biliyorsunuzdur, biz 5 bayan ayrı hücredeyiz ama, kapılarımız açık ve gün boyu ve hatta yatana kadar bir aradayız. Ama girişte dayatılan onursuz aramada direndiğim, karşı çıktığım için didem, ben ve Ezgi 7 gün hücre cezası aldık. Uygulanması Mayıs’ın ikinci haftasını bulabilir ama bakalım şimdilik bir aradayız.
Sizlerin neler yaptığını (ivme) dergiden okuyorum (bugün geldi) daha önce de Ozan ve İrem mektup yazmıştı ve içinde Mimarlar Odasının yaptığı açıklamayı koymuşlardı. Takip edebiliyorum yani geç de olsa ulaşıyor. Tüm çabalarınıza teşekkür ediyorum, ancak burada olmam nasıl bir hukuksuzluk örneğidir ki, sebebi 8 Mart gibi yasal bir eyleme katılmak. Dolayısıyla süreç mimarları da tutukluyor, öğretmenleri de, hemşireleri de. Yani sancılarını bizler de hissediyoruz. Bu da mücadelemizin haklılığını bir kez daha kanıtlıyor.
Mimarlar Odası ile ilgili olarak da, basın bildirisi bile bir adımdır, ancak açıkçası daha ötesinde bir ilerleme beklemiyorum. Sen de iyi bilirsin…
Sizler nasılsınız, umarım tüm arkadaşlar iyidir, sekretarya bir tutsak verse de, dimdik ayaktadır sanırım:) Gerçi sık sık toplanıyormuşsunuz, benim girmem mi gerekiyordu diyorum bazen:) Ama öyledir zaten, süreç ne kadar ağır olursa, mücadele de o kadar ivme kazanır.
Bir isteğim olup olmadığını sormuşsun Muratcığım, sadece ivmenin son sayısı (Kentsel Dönüşüm) bir adet bana gönderirseniz sevinirim. Yine Temel Haklar aracılığıyla iletebilirsiniz. Onun dışında tüm ihtiyacım sizlerden bir iki satır da olsa dostça selamınızı almak. Burada başka bir şeyin değeri yok o kadar. Yani hala yazmamış olan arkadaşlara ufak da olsa bir sitem yoluyorum, belki hakkım yoktur, çünkü dışarısının yoğunluğu malum, nacak yine de yazmadan edemedim. Bu arada şu anda hepimiz mektup yazıyoruz nerdeyse, çünkü mektubu ancak pazartesi ve Çarşamba gönderebiliyoruz. Senin mektubunda bugün gelince hemen yazayım dedim. Kantinden aldığımız ufak bir radyo var, pek çekmese de şu anda yakaladığı kanalda “Bodrum Bodrum” çalıyor, hafif gitar ezgileri fonda… Ve dışarıda tatlı bir bahar havası, havalandırmamızı kapattılar ama –düşüncemi de kilitleyemezler ya- dolaşıyorum şu anda Yüksel’i…
Volta atmayı öğrendim Murat, gerçekten tutsaklığın törpüsüymüş, bir de türkü tutturuyorum bazen, kimse tutsak alamaz irademi, ancak öyle sanıp, yanılırlar. Şimdi hesap burada, ama asıl hesap dağlarladır, umut dağlarla ve kavga ve sevda hep dağlarladır. Biraz Ahmet Arif Hoca’dan alıntı yaptım, sever misin bilmiyorum ama seversin gibime geliyor.
Murat, Umut ve Naime Ana’yla hücrelerimiz yakın, göremiyoruz elbette ama duyabiliyoruz seslerini. Garip bir duygu; çok yakınlar ama bedenen, çok uzaklar ama bedenen, ama aslında sesimizin ulaştığı her yerde bir aradayız, mesela şu anda sen de buradasın, değil mi? Karışık mı oldu :)
Kardeşin nasıl, Burak neler yapıyor, ona da selamlarımı iletirsin, haberi var mı? Gerçi kampanyadan falan dolayı duymayan kalmamıştır herhalde:))) Bir gün öyle bir pankartta adımın yazacağını düşünürdüm ama öğrenciyken, yani ununu elemiş duvara asmış bir mimarken değil, kısmet tabi bu işler, kimin kafasına ne zaman eserse o zaman, yani 8 Mart’ta esmiş belli ki. Biz en azından –bayanlar olarak- bu konuda hiç değilse kadın mücadelesi açısından temsili bir günden dolayı buradayız, yani anlaşılabilir ve açıklanabilir bir durum. Bir de F’deki erkek arkadaşlar var ki, mücadelemizde yalnız bırakmadılar bizleri… Belki onlar açısından unutulmayacak olan yanı bu. Onlardan da haber aldık; Murat, Tuncer ve Erdinç iyiler ve bir aradalar. Ancak Bilgehanımıza yaptıkları işkenceden dolayı-haberin vardır belki- kulak zarını patlatmışlar. Avukatlardan iyi olduğunu ve yanında yurtseverlerden bir çocuk da olduğunu yani yalnız olmadığını öğrendik. Ancak yeni gelişmeler hakkında bilgi verebilirsin belki.
Bir isteğin var mı Murat; Sincan ellerinden varsa bir isteğin başımla beraber. Ancak bizlerin şöyle bir isteği olacak, cumartesi akşam 20.00 ile 23.00 arası Özgür Radyo’da istek programı oluyor, oradan da bize selamlarınızı iletebilirsiniz türkülerin notaları arasından. Yani biz dinliyoruz, sizleri de aynı atmosfere bekleriz. Fırsat olursa da, “Ulaşır M’ola” Gültaç da “Filistin Günlüğü”nü istiyoruz, istek de yaptık vallaha:)
Şiir için çok sağ ol, hiç okumamıştım ve beğendim…
“Demir parmaklıkları hücrelerin
Söyler hürriyetin türküsünü”
Sonsuza kadar…
Önce seni, sonra da yazan yazmayan tüm arkadaşlarımızı kucaklıyor; kavgamızın aleviyle, umudumuzun kararlığıyla ve zafere olan inancımla hepinize selam ve sevgilerimi gönderiyorum.
Kendine iyi bak Murat;
En kısa zamanda görüşmek dileğiyle,
Dostlukla, umutla…
Alev
Alev'den Mektup Geldi
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun



















Son yorumlar
4 gün 3 saat önce
1 hafta 4 gün önce
2 hafta 3 gün önce
4 hafta 2 saat önce
4 hafta 3 gün önce
4 hafta 4 gün önce
6 hafta 6 gün önce
7 hafta 5 gün önce
12 hafta 5 gün önce
16 hafta 21 saat önce