Alev Şahin Serbest Bırakıldı

Alev ŞahinAnkara’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne katıldıkları gerekçesi ile tutuklananların yargılanmasına başlandı. 20 Haziran Cuma günü 11 Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan duruşmaya tutuklu tutsaklardan Bilgehan Karpat, Tuncer Gümüş, Erdinç Eroğlu, Murat Korkut, Didem Akman, Alev Şahin, Funda Tosun, Gültaç Harmancı, ve Ezgi Şahin Katılırken tutuksuz yargılanan; Ebru Gürler, Elif Atar, Bünyamin Keneş, Bayram Dalyan, Şahan Uyanık, Berna Yılmaz ve Meliha Kulu katıldı.
Sözlü yapılan savunmalarda; demokratik ve yasal çerçevede gerçekleşen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe katıldıkları gerekçesi ile yargılanmalarının hukuksuz olduğunu ifade eden tutsaklar şunları dile getirdi; “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yasal bir mitingdir. Yıllardır tüm dünya’da çeşitli etkinliklerle kutlanır. Polisin yüksek güvenlik alarak gerçekleştirilen eylem esnasında hiçbir olay yaşanmadı. Bizlerle alana kadar geldiler, aramalarda bulundular, o ana kadar hiçbir olay yaşanmadı. Fakat 17 gün sonra evlerimizden uzun namlulu silahlarla kuşatılarak sabahın erken saatlerinde evlerimizden yurtlarımızdan, terör estirilerek gözaltına alındık. Suç unsuru olarak ise evlerimizde bulunan yasal dergiler kitaplar gösterilmiştir. Hatta bir A4 kâğıdının köşesine karalama maksatı ile çizilen yıldız örgüt üyesi olarak gösterilmemize neden olmuştur. Ankara polisi yasal eylemler sonrasında ev basarak insanları tutuklatmayı alışkanlık haline getirmiştir. Hiçbir hukuki dayanak yoktur. Bizler daha önce ki gözaltılarımız ve davalarımızdan kaynaklı tutuklu bulunuyoruz. Gözaltı sürecimizden tutukluluk sürecimize kadar tüm yaşananlar hukuksuzluk örneğidir. Bizler aramalara eşlik ettirilmedik kim nerden aldı nereye ne koydu bilemiyoruz. Yaşanan bu hukuksuzluklara kaşı tahliyemizi ve beraatımızı talep ediyoruz.”
Yapılan savunmalarının ardından Avukat Selçuk Kozağaçlı söz alarak savunmasında en ağır suçlamalara değineceğini söyledi. Kozağaçlı; bir eylemden 17 gün sonra bir savcının “gecikmede sakınca” iddiasıyla evleri bastırdığını dile getirerek, hakim kararı olmadan bu baskınların yasadışı ve hukuka aykırı olduğunu söyledi. Ev baskınlarının çevrede iyi bir intiba yaratmadığını söyleyerek bir çok müvekkilinin yurtlarından atıldığını ve bir kısmının da evlerinden taşınmak zorunda kaldığını ifade etti.
Kozağaçlı açık havada çekilen video görüntülerinin örgüt üyeliğine delil sayıldığını söyleyerek Diyarbakır olaylarını örnek gösterdi. Orada yaşanan olaylarda insanların taşlarla silahlarla çatışma ortamı yaratılarak katledildiğini ve açılan davaların örgüt üyeliği olarak açıldığını ifade etti. Orada ki yargılamanın da yanlış olduğunu ifade eden Kozağaçlı, “burada oturanlar örgüt üyesi değil ellernde silah, top, tüfek, örgüt bayrağı, örgüt amblemi, örgüt sloganı yok. Burada öğretmen mimar öğrenci gazeteci var” dedi.
Kozağaçlı savunmasında türbanlı tektipleri, başbakanın korumasının giydiği kıyafetlerinde tek tip olduğunu diğer ülkelerde 8 Mart’ta da aynı şekilde bir çok insanın aynı şekilde giyindiğini resimlerle gösterdi. 1996’da 1 Mayıs’a tektip kıyafetlerle katılanların da fotoğraflarını gösteren Kozağaçlı, HÖC’ün silahlı bir örgüt olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.
“Ankara’da 2007-2008 yılları arasında örgüt üyesi türemiş olamaz” diyen Kozağaçlı hakime şuan karşısında bulunanların pek çoğunun yeni olduğunu ve bundan sonra geleceklerin daha da yeni simalar olacağını çünkü Ankara Polisinin sürekli insanları ldtutuklatmaya çalıştığını ifade etti. Selçuk Kozağaçlı’nın ardından söz alan Betül Kozağaçlı popüler kültürün dizilerinin Mahir çayan’ın hayatını işlediklerinde Cemil Çiçek’ten ödül aldıklarını, fakat Mahir Çayan’ın Bütün Yazılar kitabını bulundurmanın örgüt üyeliğiyle suçlanmasına neden olduğunu söyledi. Avukat Özgür Yılmaz ise “Yıkımları Durduralım” sloganlı kitapçığın suç unsuru sayılamayacağını ifade ederek, emniyetin göazltılar sürecinde aileleri zorla getirerek, çocuklarına ifade vermeye zorlamalarını istemlerinin hukuk dışı olduğunu ifade etti.
Savunmaların ardından verilen karar neticesinde; Alev Şahin, Funda tosun, Gültaç Harmancı ve Ezgi Şahin tahliye olurken, Bilgehan Karpat, Tuncer Gümüş, Erdinç Eroğlu, Murat Korkut, Didem Akman’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
Mahkeme ara verildiğinde HÖC Ankara Temsilciliği ve +İvme Dergisi bir basın açıklaması yaptı. HÖC adına yapılan açıklamayı Onur Yıldırım okudu. Açıklamada “Polis Hukuk Tanımıyor. Demokratik Eylemlere Katılmak Suç Mu?” pankartı açılarak, “8 Marta Katılmak Suç Değildir”, “Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganları atıldı. Yıldırım; açıklamasında hukuksuzluğun çok kötü boyutlara vardığı ve demokratik hakları kullanmanın dahi suç olarak sayıldığını ifade ederek, bu davanın sıradan bir dava olmadığını bu ülkede hukukun nasıl ayaklar altına alındığını nasıl bir komediye çevrildiğini söyledi. Yıldırım her türlü baskıya rağmen haklarımız ve özgürlüklerimiz için hayatın her alnında örgütlenmeye devam edeceklerini söylediler.
HÖC’ün açıklamasının ardından +İvme dergisi de bir basın açıklaması yaptı. “Alev Şahin’e Özgürlük” pankartının açıldığı eylemde İvme adına açıklamayı Dilek Üstünalan okudu. Açıklamada iktidarın ben istediğimi yaparım ülkeyi satarım mantığı ile hareket ettiğini dile getirilerek, iktidarın bir an önce baskı ve saldırı politikalarına son vermeleri gerektiği ifade edildi.
Mahkemeye TMMOB Genel Sekreteri Hakan Genç ve TMMOB’a bağlı odalardan yöneticiler “8 Mart’ta bizde vardık” kokartlarıyla katıldılar. Mahkemeyi yaklaşık 100 kişi izledi. Yapılan basın açıklamalarına 40 kişi katıldı.