EREN KESKİN* / Türkiye’de, işkencenin belgelenmesinde en önemli sorun, “resmî bilirkişilik” kurumu olan Adli Tıp Raporları’nın tek ve kesin delil olarak kabul edilmesi. Oysa Adli Tıp, bir devlet kuruluşu. Bir devlet organının gerçekleştirmiş olduğu işkence eylemini yine bir devlet kurumu olan Adli Tıp’ın raporlaması isteniyor.
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in, 14 yaşındaki bir kıza tecavüzünün ardından tutuklanması ve Adli Tıp’ın vermiş olduğu rapor “dayanak” yapılarak, tahliye edilmesi, medyada yoğun biçimde tartışılmakta.
Kadına yönelik şiddet, yaşamın tüm alanlarında görülmekte. Biz de, 11 yıldır “Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu” olarak devlet güçleri tarafından cinsel işkenceye uğrayan kadınlara hukuki yardım vermekteyiz. Ve 11 yıldır, Adli Tıp’ın “siyasi işlevini“ anlatmaya çalışıyoruz. Bizlerin, nice işkence olayının ardından tartıştırmaya çalıştığımız “Adli Tıp” raporları ne yazık ki bugün Hüseyin Üzmez davası sayesinde tartışılmaya başlandı.
AİHM TÜRKİYE’Yİ NEDEN MAHKUM ETTİ
Biz şunu söylüyorduk; “İşkence bir devlet politikasıdır. Çünkü sadece fiili olarak işkenceyi yapan işkenceci değildir suçlu olan. İşkencecileri yeterince sorgulamayan savcılar, dava açılsa bile zaman aşımından düşüm kararı veren ya da davayı, ‘beraatla’ sonuçlandıran hâkimler ve işkenceyi belgelemeyen Adli Tıp hekimleri, hepsi bu sistematiğin parçaları durumundalar”.
Türkiye’de, işkencenin belgelenmesinde en önemli sorun, “resmî bilirkişilik” kurumu olan Adli Tıp Raporları’nın tek ve kesin delil olarak kabul edilmesi. Oysa Adli Tıp, bir devlet kuruluşu. Bir devlet organının gerçekleştirmiş olduğu işkence eylemini yine bir devlet kurumu olan Adli Tıp’ın raporlaması isteniyor. Oysaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) Şükran Aydın-Türkiye davasında, gözaltında tecavüze maruz kalan Şükran Aydın’a karşı Türkiye’yi mahkûm ederken gerekçe olarak “mağdurun durumunun bağımsız bir hekim raporu ile belgelenmemiş olmasını” göstermişti. Bu karara rağmen, Türkiye’de yargı hala bağımsız hekim raporlarını yeterli delil olarak kabul etmemekte ısrar ediyor.
Kadına yönelik şiddeti sistemden kopuk olarak tartışmak mümkün değil! Hiç unutmayalım ki, üç yıl önceye dek “namus cinayeti” işleyen katillere, “tahrik” nedeniyle ceza indirimi uygulayan bu devletin kendisiydi.
“Türk İslam Sentezi” denilen ve devletin “resmî ideolojisini” oluşturan anlayış, son derece “militer” ve “erkek egemen” bir bakış açısıdır. Hüseyin Üzmez de bu bakış açısı ve ideolojinin “en basit” örneklerinden biridir.
Evet, Hüseyin Üzmez’i bir “Adli Tıp” raporu kurtardı. Bugüne dek işkence yapan birçok polis ve askeri kurtardığı gibi...
BİR BERAAT ÖRNEĞİ DAHA
Bu yazıda Adli Tıp’ın “kurtaran raporları”na bizden bir örnek vermek istiyorum.
“Gencecik iki kızdılar. PKK üyesi oldukları iddiasıyla İstanbul Terörle Mücadele şubesinde gözaltına alındılar. Gözaltında, çırılçıplak soyuldular, vücutlarına elektrik verildi, makatlarına hortum sokuldu. Bir polis, çırçıplak soyunarak onlara tecavüze yeltendi. Genç kızlar, daha sonra Devlet Güvenlik mahkemesi savcılığına sevk edildiler. Mahkeme binasındaki Adli Tıp şubesinde vücutlarındaki “fiziksel tahribatlar” tespit edildi. Daha sonra talebimiz üzerine dosya Adli Tıp Kuruluna gönderildi. Adli Tıp Kurumu verdiği raporda, mağdurların “fiziksel ve ruhsal travmaya maruz kaldıklarını” tespit etti.Dava aşamasında, dosya bir kez daha Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Ve Adli Tıp Kurumu bir kez daha mağduriyeti tespit etti. Bir süre sonra “ne olduysa oldu” sanık polislerin avukatları dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesini istedi. Adli Tıp Genel Kurulu oy çokluğu ile verdiği raporda kendi raporlarını çürüterek “işkenceye kesin tıbbi delil yok“ dedi. Ve bu rapor üzerine mahkeme, sanık polisler hakkında beraat kararı verdi”.
Son raporda imzası olan hekimlerin bir kısmının Hüseyin Üzmez’i kurtaran raporda da imzalarının olması ise hiç şaşırtıcı değildi.
Esas şaşırtıcı olan, Hüseyin Üzmez’i kurtaran rapor medyada tartışılırken, işkencecileri kurtaran raporların yıllardır tartışılmamış olması...
Kaynak; Taraf
* Avukat / keskineren@gmail.com















