Adalet Gerçeği Paneli

HHB PaneliAdalet Gerçeği Paneline Çağrı
2008.06.25

Halkın Hukuk Bürosu'nun 29 Haziran'da İstanbul'da yapacağı "Türkiye'de Adalet Nasıl İşliyor- Paneline yaptığı çağrıyı ve Basın duyurusunu yayınlıyoruz:

PANEL DAVETİYESİ

Ankara'da, Adana'da, Sivas'ta
Ocak ayından itibaren
bahaneler icat edilerek,
sudan gerekçelerle
40 kişi tutuklandı.

Bu hukuksuzluğa karşı çıkmak için
9 temmuz'da Ankara'ya
mahkemeye gidiyoruz.

Aynı gün Adalet Bakanı ile bir görüşme
yapılarak, hukuksuzluğa son verilmesi istenecek.

Türkiye'de adalet nasıl işliyor-
gelin Türkiye gerçeğini görün!
adalet gerçeğini görün

TARİH:29 HAZİRAN 2008 PAZAR
SAAT :14:00-18:00
ADRES: Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü Konferans Salonu BS 2
Kurtuluş Deresi Cad.No:47 34440 Dolapdere/İSTANBUL

Halkın Hukuk Bürosu Tel: 0(212)296 31 59

HALKIN HUKUK BÜROSU

 

*

ÜLKEMİZDE “ADALET” NASIL İŞLİYOR-

- Yasal Yayın,
- Yasal Dernek,
- Açık Hava Toplantısı,
- İnfaz Protestosu,
- Amerikan Emperyalizmine karşı mücadele
- …
KANUNSUZ BİR “SUÇA” İLİŞKİN DEĞERLENDİRME;
Yeni Tipte “Örgüt Üyeliği”

2005 yılında ülkemiz önemli bir ceza hukuku kanunlaştırma hareketine sahne oldu. Alanın temel yasaları olan Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu ile birlikte yüzlerce kanun, tüzük ve yönetmelik elden geçirildi ve yeniden düzenlenerek yürürlüğe sokuldu.
İddia; modern, özgürlükçü ve Avrupa uyum programına uygun düzenlemeler yapıldığı yönündeydi.

Başta biz avukatlar olmak üzere birçok hukukçu ve akademisyenin de içinde bulunduğu uzmanlar; kanunlaştırma hareketinin bir reform değeri taşımadığına, önemli hatalar barındırdığına ve tehlikeli uygulama sonuçlarına yol açabileceğine dikkat çekti.

2005-2007 dönemi, yargısal organların temel hak ve özgürlükleri yerleşik yüksek mahkeme kararları çerçevesinde ve -aslında çok da yüksek kabul edilemeyecek- eski standartlar üzerinden okumaya devam ettiklerini düşündürecek bir hareketsizlik içerisinde geçti.

Bugün, yeni bir yargısal anlayışın eşiğinde olduğumuz anlaşılmaktadır. Adli kolluk, savcılar, tutuklama incelemesi yargıçları, dava yargıçları ve mahkemelerin adeta merkezi bir karar almışçasına anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlükleri daraltıcı ve yerleşik uygulamadan ayrılan yargısal pratikler sergilemeye başladığı görülmektedir.

Ankara’da, pilot bir uygulama yapıldığı izlenimi uyandıran seri soruşturmalarla; basın açıklamaları, olaysız açık hava toplantıları, anmalar, kapalı salon etkinlikleri, protesto gösterileri, sendika ve meslek odası çalışmaları, öğrenci toplantıları soruşturma ve kovuşturma konusu edilmekte, tutuklamalar yapılmakta, bu etkinlikler bağlam ve gündemlerinden çıkarılarak TERÖR SUÇU kapsamında değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

Şüpheli-sanık profili buna uygun olarak hızla değiştirilmektedir. Bugüne kadar siyasal suçların “gediklisi” kabul edilen üniversite öğrencilerinin yanı sıra, memurlar, sendika çalışanları, öğretmenler, mimarlar, meslek odası yöneticileri, avukatlar soruşturulmaya, tutuklu veya tutuksuz yargılanmaya başlamıştır.

Panelimizde ayrıntılı olarak değerlendireceğimiz ve tamamı 2007-2008 adli dönemlerine ilişkin birçok yargısal örnekten bazı dikkat çekici notlar ekte sunulmuştur.

Elbette bugün yaşananlar; Şemdinli davasından bu yana süre giden yargı-siyasal iktidar-ordu ilişkisinden, anayasa yargısının ve yüksek mahkemenin içerisinde bulunduğu tıkanıklıktan, kapatma davalarından, dinleme skandallarından bağımsız değildir. Kısaca yönetememe ve adalet sağlayamama krizlerinin bir dışavurumudur.

Ancak belki de bütün bu popüler siyasal/yargısal sorunlar içerisinde siyasal, sendikal, mesleki ve toplumsal muhalefeti asıl ilgilendiren temel hak ve özgürlüklerde meydana getirilmeye çalışılan büyük daralmadır. Bunun açıkça bir anayasa değişikliğine, yasama faaliyetine, tüzüğe, genelgeye dayandırılmak yerine adeta yargının “durumdan vazife çıkarmasına” dayandırılması endişemizi artırmaktadır.

Ankara’da neler olmaktadır-
Her ne ise; şu anda göründüğü istikamette tamamlanması, ülke geneline yayılarak yüksek yargıya onaylatılması ve yerleşik hale getirilmesi halinde nasıl bir ülkede yaşıyor olacağız-

2007 yılı Kasım ayında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mithat SANCAR denetiminde gerçekleştirilen Türkiye Sosyal ve Ekonomik Etütler Vakfı (TESEV) araştırması kapsamında bir rapor yayınlandı.

“…Hâkim ve savcıların, yargı faaliyetine ve çeşitli toplumsal-siyasal meselelere ilişkin yaklaşımları hakkında bilgi edinme ve fikir verme, yani yargıya egemen olan algı ve zihniyet yapıları hakkında bir yoklama yapma amacını taşıyan bu ilk çalışma, belli bir yöntem çerçevesinde hâkim ve savcılarla yapılan “derinlemesine mülakat” üzerine inşa edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’nin çeşitli kentlerinden 51 hâkim ve savcı ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirildi...”

Temel araştırma konularından birisi olarak görüşülenlere; eğer karşı karşıya geldiğini düşünürseniz “Devletin çıkarlarını mı, Adaletin gereklerini mi gözetirsiniz-” sorusu yöneltildi. Verilen cevaplarda, bilhassa DGM’den dönüştürülen özel yetkili mahkemelerde görev yapan hâkim ve savcılar yönünden çok büyük bir ekseriyetle “Devletin bekasını tehlikede gören hâkim/savcının adaletten ayrılabileceği” yönünde bir kanaat bulunduğu raporlanmıştır.

Aynı döneme işaret eden bu tespit ve soruların cevabı birlikte düşünülmek zorundadır.

29 Haziran 2008 günü yapacağımız panelde soruşturma ve kovuşturmalarla bizzat ilgilenen avukatların görüşleri, örnek dava dosyaları ve adli/idari uygulamalar çerçevesinde bu konudaki görüşlerimizi sizlerle paylaşacağız.

Ve bu hukuksuzluklara ve adaletsizliklere karşı çıkmak ve duyarlılığımızı ifade etmek için 9 Temmuz 2008 günü Ankara’da Adalet Bakanlığı ile görüşmeye giden ÇHD’li avukatlarla birlikte orada olacağız...
Saygılarımızla.

Halkın Hukuk Bürosu