Unutulmuşluğun mahallesi

Her geçen yıl bir öncekini aratıyor. Zorunlu ihtiyaçları bile karşılamakta zorlanan halk Hükümete tepkili
“Krizin bizi etkilemesi için ne olması gerekiyor? Hepimiz açlıktan ölelim, o zaman kriz geldi diyecekler.”
Bunları söyleyenler, Avcılar ilçesine bağlı Tahtakale Mahallesi halkı. Saat 4 olmasına rağmen, pazaryeri bomboş duruyor. Kadınların ellerindeki fileler ve poşetlerin içinde tek tük alınmış malzemeler var. Eskiden saat 4’te herkes pazara çıkardı. Bu saatler tam da pazarın ucuzlayacağı saatler olarak algılanırdı. Pazarcılar genelde öğleden sonra satış yapar ve yüzleri gülerdi. Fakat şimdi bunu söylemek pek mümkün değil. Tahtakale Mahallesi’nin pazarcısı ve halkı, yaşamdan umudunu kesmeye başlıyor. Bir dokununca bin ah işitiyorsunuz. Pazara girip sorularımızı esnafa ve pazara gelenlere yöneltiyoruz. ‘Hayatınızda değişen neler var, kriz sizleri nasıl etkiliyor’ diye sorunca, işte manzara böyle ortaya çıkıyor.
Memleket bitmiş
Pazarda meyve satan Yıldırım Şahin, “Memleket bitmiş. Bir kilo meyveyi satmak için neredeyse el öper hale geldik” diyerek, halkın bitmiş durumda olduğunu, alım gücünün zayıf olduğunu ve alım gücü var diyenlerin doğru söylemediğini vurguluyor. İkinci AKP Hükümeti döneminin tam bir kabus olduğunu söyleyen Şahin, önce çiftçiyi bitirdiklerini, perişan hale getirdiklerini, sıranın kendilerine geldiğini ama bunun farkında olmadıklarını dile getiriyor.
“Bir aydır pazara çıkamıyorum, şimdi çıktım. İki kilo domatesle dönüyorum” diyen Zeynep Kütükçüoğlu, ellerine geçen parayı okul masraflarına mı, pazara mı ayıracaklarını şaşırdıklarını belirtti. Kızına, yüzde seksen çürük raporu olmasına rağmen baba sigortalı diye maaş bağlanmadığını vurgulayan Kütükçüoğlu, belediyenin altı ayda bir erzak dağıttığını, onları da kendi yandaşlarına verdiğini, kendilerinin yine açıkta kaldığını bildirdi.
İnsanlar patates bile alamayacak durumda
Kavun, soğan ve patates satan Enver Korucu ise sattıkları malları neredeyse bedavaya veriyor olmalarına rağmen, yine de alan olmadığını söyleyerek, her geçen yılın bir öncekini arattığını dile getirdi. “Başbakan kriz yok diyor, fakat ben eskiden bu pazarda üç ton patates satardım, şimdi 1.5 ton ancak satıyorum” diyen Korucu, insanların patatesi bile yiyemez duruma geldiğini ifade etti. Korucu sözlerini, “Tek başıma dört çocuk okutuyorum, nasıl geçineceğiz şaşırdık kaldık” diyerek bitirdi.
Pazarın belki de en şansız esnafı olan Şevket Yazar giyim eşyası satıyor. Yazar, işsizliğin ve yoksulluğun alıp başını gittiğini dile getirerek, esnafın krizde olduğunu, cirosunun yüzde otuz düştüğünü söylüyor. “Bir iki parça elbise satınca seviniyoruz. Eskiden sürümden kazanırdık, şimdi herkes pazarlık yapıp alıyor” diyen Yazar, ürünleri paraya çevirmek için malları zararına sattığını ifade ediyor. Peynir-zeytin satan Seyit Becit ise halkın artık bir kilo yerine yarım kilo alarak sorunu çözmeye çalıştığını söyleyerek, herkesin bütçeden kısarak geçinmeye çalıştığını belirtiyor. Okullar açılınca işler açılır diye düşündüklerini, ama tam tersi olduğunu ve 6 aydır doğru dürüst iş yapamadıklarını vurgulayan Becit, tezgahın ağzına kadar dolu olduğunu fakat müşteri olmadığını söyledi. İnsanların geçim derdini ihtiyaçlarının yarısını alarak çözmeye çalıştıklarını ifade eden Becit, “Bunun adı yaşamaksa böyle yaşamayalım daha doğru olur. Kiriz yok diyenler halka sorsun, cevabını mutlaka alırlar” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
Böyle bir başbakan olursa...
Hüseyin Bedel: Elimdeki fileyi görüyorsunuz, üç beş parça ancak alabildim. 625 YTL maaş alıyorum. Yarı aç yarı tok yaşıyoruz. Hayat pahlılığı yetmedi, şimdi hastanelerde katkı payı adı altında soyuluyoruz. Zengine bir şey olmuyor, krizden iki kat zenginleşerek çıkıyorlar. Bizler de iki kat fakirleşiyoruz. Böyle başbakan olduktan sonra patronlar fatura ödemez. Kömür almak için başvuruda bulundum, vermediler, bir kırık gecekondu var diye. Bir elimdeki filelere bakın, bunları bir hafta boyunca yiyeceğiz ve bunlarla idare edeceğiz.’