Üniformalı vahşet

Ankara ve İzmir’de gerçekleşen iki farklı olayda polis ve zabıta, üniformalarından aldıkları güçle, iki kişiyi daha öldürdü
17 yaşındaki Soner Çankal’ın polis tarafından 19 Kasım Çarşamba günü Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Yenidoğan semtinde vurularak öldürülmesi olayının görgü tanıkları, Çankal’ın bacağından vurulduktan sonra yakalanarak polisler tarafından uzun süre dövüldüğünü, ardından Hakan adlı polis amirinin “Soner’se sık kafasına!” emri üzerine kafasına ateş edilerek öldürüldüğünü ifade ettiler.
Ankara’nın Altındağ ilçesinde oturan 17 yaşındaki Soner Çankal, 19 Kasım akşam 22.00 sularında evinin bulunduğu Mevlana Caddesi’nde arkadaşlarıyla amcasına ait otomobilde oturuyordu. Daha önceden “hurda çalmak” suçundan kesinleşmiş cezası bulunan Çankal, kendisini öldürmekle tehdit ettiği belirtilen Hakan adlı polisin amirlik yaptığı dört kişilik bir Yunus ekibinin arabayı aramak istemesi üzerine paniğe kapılarak kaçmaya başladı. Görgü tanıklarının anlattığına göre kovalama sırasında girdiği bir ara sokakta bacağından vurularak yakalandı. Yakalandığı yerde dört polis tarafından ölesiye dövüldüğü belirtilen Çankal’ın “Kurtarın beni” diye bağırdığı, bu sırada Hakan adlı polisin “Soner’se sok kafasına” demesi üzerine, Ahmet isimli polisin ateş etti. Polisin, Çankal’ın “tedavi gördüğü hastanede öldüğü” açıklamasına tepki gösteren görgü tanıkları, Çankal’ın olay yerinde öldüğünü düşünüyorlar.
Silah ve uyuşturucu bıraktılar
Olayın ardından mahallelinin olay yerine uzun bir süre yaklaştırılmadığı, ambulansın gelmediği, olayın üzerinden birkaç saat geçtikten sonra gelen ambulansın ise boş döndüğü de iddialar arasında. Yine birkaç el duyulan silah seslerinin ardından Hakan adlı polisin ufak bir silahı Çankal’ın eline tutuşturduğu, daha sonra gelen bir arabadan Çankal’ın cesedinin yanına içinde uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen bir poşetin atıldığı da iddia edildi. Çankal’ı öldüren tetiği çeken Ahmet adlı polisin ise Çankal’ın cesedinin yanına bırakıldığı iddia edilen bir bıçakla elini yaraladığı da iddialar arasında. Ahmet adlı polisin yüzünü tırnakladığının da görülmesi, olaya çatışma süsü verilmek istendiği şüphesi yaratıyor. Polisin basına, “Çankal’ın ailesinin polislere saldırdığı”nı söylemesi ve “Olay yerinde bir tabanca, uyuşturucu madde ve bir bıçak ele geçirildi” şeklindeki açıklamaları da bu şüpheyi arttıracak nitelikte.
Çankal’ın vücudunda 2’si belinde, birer tane de kafa ve bacağında olmak üzere 4 tane kurşun izi olduğu belirtiliyor. Çankal ailesinin avukatı Özgür Yılmaz, delillerin iyi toplanmadığını ve tanıkların hâlâ dinlenmediğini söyledi. Polisin çok yakından ateş ettiğine dair ciddi iddiaların olduğunu belirten Yılmaz, otopside vücudunda cidid darp izi görüldüğünü aktardı. Olay yerinde kriminal incelemenin yapılmadığını kaydeden Yılmaz, mermi kovanlarının Çankal’ın ailesinde olduğunu bildirdi.
Daha önce tehdit edilmiş
Otopsi raporunda ateşli silahla öldürüldüğü tespit edilen Çankal’ın babası Muammer Çankal, Hakan adlı komiserin daha önce de evlerine gelerek Soner’i öldürmekle tehdit ettiğini ifade etti. Çankal’ın babaannesi Şerife Çankal da, tornunun uyuşturucu satıcısı olarak yansıtılmasına tepki göstererek, “Yiyecek ekmekleri yoktu” dedi. (Ankara/EVRENSEL)
Mahalleli öfkeli

Çankal, Karşıyaka Mezarlığı’nda öfke ve gözyaşları arasında toprağa verildi. Çankal’ın yakınları defin işlemi sırasında polislere lanet yağdırdı. Mahallenin gençleri Hakan adlı polisin sürekli kendilerini darp ve tehdit ettiğini anlattılar. Polisin sürekli tacizine maruz kaldıklarını belirten gençler, kağıt ve hurda toplayarak yaşamını sürdüren arkadaşlarının öldürülmesine isyan ediyorlar. Mahallede oturan kadınlar da polisin tutumundan şikayetçi. Çocuklarının sürekli polisler tarafından şiddet gördüğünü, yakınlarından haraç kesildiğini söyleyen kadınlar, 17 yaşındaki Çankal’ı öldürenlerin yargılanmasını istiyorlar.
Zabıta telsizle kafasına vurup öldürdü

Eşiyle yürürken seyyara müdahale eden zabıtayı uyardı başına telsiz yedi. Aldığı darbenin etkisiyle yere düşen kişi yaşamanı yitirdi.
İzmir’in Güzelyalı semtinde, sokakta gördükleri seyyar satıcıya müdahale eden zabıta ekibinden H.D, yoldan geçerken tartışmaya karışan emekli işçi 57 yaşındaki Doğan Kalender’in başına telsizle vurdu. Eşinin gözleri önünde aldığı darbeyle yere düşen Kardelen başını kaldırım taşına çarptı, komalık oldu ve kaldırıldığı hastanede 3 gün sonra öldü. Eşinin hiç uğruna öldürüldüğünü söyleyen Şerife Kalender, “Zabıta terörünün kurbanıyız. Hesabını adalet önünde soracağız” dedi.
Tartışmaya müdahale etti
Olay, geçen salı günü, saat 11.00 sıralarında, Güzelyalı 15 sokakta meydana geldi. Bir bisiklet fabrikasından emekli Doğan Kalender, eşi Şerife Kalender’le birlikte yürüyüşe çıktı. Bir süre yürüyen iki çocuk babası Doğan Kalender, sokak içinde Konak Belediyesi’nde görevli zabıta memurlarının bir seyyar satıcının tezgahına el koyduklarını zabıta memurlarının seyyar satıcı ve yoldan geçenlerle tartışmasına tanık oldu. Olay üzerine Kalender, “Ayıp yaptığınız arkadaşlar” dedi. İddiaya göre bu söz üzerine zabıta memurlarından biri, Şerife Kalender’in kolunu tutarken, buna engel olmak isteyen Doğan Kalender’in başına da diğer zabıta memuru H.D. elindeki telsizle vurdu. Aldığı darbeyle yere düşen Kalender, başını kaldırıma çarptı.
Zabıta serbest
Kalender, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen ambulansla Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanenin Beyin Cerrahisi Yoğun Bakım Bölümü’nde tedavi altına alınan Kalender, 3 gündür sürdürdüğü yaşam mücadelesini dün, sabah saatlerinde kaybetti. Hastane bahçesinde endişeli bekleyiş içinde olan eşi Şerife, oğulları Gencer ve Caner, babalarının ölüm haberiyle yıkıldı, yakınları tarafından güçlükle sakinleştirildi.
Şikayetçi olunan zabıta memuru H.D. ise, sevk edildiği adliyede, nöbetçi mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Kafasına telsizle vurdular
Şerife Kalender, “Eşim de, uyarıda bulununca kafasına telsizle vurdular. Düşerken başını kaldırıma çarptı ve hiç yoktan öldü. Beni de itip üzerime saldırdılar” dedi.
Avukatları aracılığıyla zabıta memurunun tutuklanması ve ceza alması için hukuk mücadelesi başlatacaklarını belirten Şerife Kalender, “Hangi çağda yaşıyoruz. Eşim, hiç yoktan öldürüldü. Zabıta terörünün kurbanıyız. Acımız çok büyük. Hesabını adalet önünde soracağız” diyerek tepkisini dile getirdi.
Ölüm karşısında sadece: ‘Üzgünüz’
Olayla ilgili Konak Belediyesi Zabıta Müdürü Mustafa Duman, meslektaşları H.D’nin görevine devam ettiğini belirterek, şunları söyledi: “4 kişilik ekibimiz, yolda gördükleri bir satıcıya müdahale ediyor. Bu sırada, vatandaşların da katıldığı bir arbede yaşanıyor ve söz konusu kişi, yere düşüyor. Ne şekilde düştüğü anlaşılamadı. Ancak bizim memurlarımız tarafından vurulması söz konusu değil. Üzgünüz.” (İzmir/EVRENSEL)