Hakların adı var kendi yok

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin yıl dönümünde “bayramı olan tek ülke” diye övünen Türkiye’de çocuk hakları ihlalleri artarak sürüyor. İHD, özellikle son dönemde çocukların tutuklanarak, cezaevlerine konulduğuna dikkat çekti.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabulünün 19. yılı nedeni ile dün yazılı bir açıklamayla çocukların haklarını hatırlatan İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye’nin söz konusu sözleşmeyi 1990 yılında kabul etmesine rağmen, altına imza attığı sözleşmenin kurallarını ihlal ettiğini kaydetti.
Açıklamada, BM Çocuk Hakları Komitesi ve BM İnsan Hakları Komitesi’nin kararlarında “Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır” hükmüne dikkat çekti.
Türkiye’de ise özellikle son dönemde çocukların tutuklanıp cezaevine konulduğu ve “Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri”nde yargılandıkları kaydedilen açıklamada, Diyarbakır’da 15-18 yaş arası 55 gözaltı ve kötü muamele, 15 serbest bırakılma, 40 tutuklama; Van’da 13 gözaltı ve kötü muamele; Mersin’de 15 gözaltı ve kötü muamele, 7 tutuklama, 8 serbest bırakılma; Gaziantep’te 2 tutuklama; Adana’da 31 gözaltı ve kötü muamele, 15 tutuklama, 16 serbest bırakılma olduğu kaydedildi.
Açıklamada, Türkiye’de yanlış politikalar sonucu dezavantajlı konumdaki çocukların sayısında sürekli bir artış yaşandığı; çocukların sokağa düşme nedenlerinin de gittikçe çeşitlenmeye başladığı vurgulandı.
Türkiye’nin, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ‘kitle iletişim araçları, çocuğun kendi dilini, kültürünü ve dinini kullanma” haklarını düzenleyen 17, 29 ve 30. maddelerine koyduğu çekinceleri kaldırmamış olduğunun altı çizilen açıklamada, “Türkiye AİHM’in zorunlu din dersinin kaldırılması ile ilgili kararını uygulayarak inanç yönünden tek tip çocuk yetiştirme politikasını terk etmelidir. Çocukların ve ailelerinin anadilde eğitim talebini görmeli, kendi kültürlerini yaşama geçirme hakkını tanımalıdır” denildi. (Ankara/EVRENSEL)