İçeriğe Atla

Üniversite A.Ş.!

Yazıcı-dostu sürümArkadaşa gönderPDF

Üniversiteleri sermayenin hizmetine açma çabaları durmak bilmiyor. Üniversiteleri öğrencilere ve bilim insanlarına kapatan YÖK, patronlara ise kapıları sonuna kadar açıyor. YÖK, yükseköğretim ve akademik faaliyetlerin planlanmasında, yükseköğretim kurumları dışında yer alan ve ‘dış paydaşları’ söz sahibi yapacak. Türkiye’nin 2001’de katıldığı ‘Bologna Süreci’ gerekçe gösterilerek yapılacak uygulama sonucunda sanayi, ticaret ve meslek odaları ve ‘sivil toplum Örgütleri’nin ‘görüş’, ‘öneri’ ve ‘desteklerinin’ alınması öne sürülen danışma kurulları kurmaya hazırlanıldı.
ŞİRKETLERİN EMRİNE VERİLECEK
“Bologna Süreci” doğrultusunda YÖK’ün hazırladığı yönetmelik taslağına göre, kurulacak danışma kurullarının, ‘yükseköğretimin paydaşlarının’ ihtiyaçları doğrultusunda programlarını geliştirilmesine katkıda bulunacakları ileri sürülüyor. Böylece üniversitelere şirketlerin ihtiyaçlarına uygun çalışmalar yaptırılacak.
17 EKİM’E KADAR SÜRE VERİLDİ
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Yükseköğretim Kurumlarında Danışma Kurullarının kurulmasına ilişkin yönetmelik taslağını, Üniversite rektörlüklerine, İleri teknoloji enstitüsü rektörlüklerine ve Vakıf meslek yüksek okulu müdürlüklerine gönderdi. Rektörlüklere gönderilen yönetmelik taslağın, 17 Ekim 2009 tarihine kadar başkanlığa bildirilmesi istendi.
KURULDA KİMLER OLACAK
YÖK öncülüğünde, üniversitelerin bulunduğu her ilde kurulacak olan danışma kurullarındaki üyeler ise şöyle:
*O ildeki sanayi ve ticaret odası başkanları,
*Üniversite mezunlar derneği başkanı,
*TMMOB’ya bağlı meslek odaları,
*Milli eğitim müdürü ve diğer kamu kuruluşları içinden valiliğin belirleyeceği iki kurum müdürü,
*O ildeki paydaş olan diğer ‘sivil toplum örgütlerinden’ ikisi
*İlin belediyesi ile büyükşehir belediye başkanı.
KURUL ÜYELERİ PATRONLAR
Üyelerin görev süresi ise üç yıl olarak öngörülüyor. Söz konusu yönetmelik taslağına göre, üniversite ile bağlantısı dahi olmayan sanayi ve ticaret odaları, belediyeler, üniversite üzerinde neredeyse tamamen söz sahibi olabiliyor.
Taslakta, kurul üyelerinin görev ve sorumluluklarında ise şunlar yer alıyor: Kendilerine önceden gönderilen gündemi içeriği (Üniversitenin fiziksel ve yapısal konuları, eğitim-öğretim ve araştırma program ve politikaları, üniversitenin gelişme stratejisi vb.) itibariyle inceler, gündem konularına yönelik görüşlerini belirler. Kurul amacına uygun olarak, konulan tartışmaya, görüş ve önerilerini açar, kurul başkanına yazılı olarak iletir. Kurul kararları tavsiye niteliğindedir. Ancak, kurul tarafından belirtilen hususlar gereken iyileştirmeleri yapabilmek amacıyla değerlendirilir ve üniversitenin ilgili kurullarına sunulur.


ÖĞRENCİLER NEREDE SÖZ SAHİBİ?
Patronlara üniversitelerde söz sahibi olma ‘şansı’ tanınırken bu sene üniversitelerde yapılan akademik yıl açılışlarında öğrenciler, yine söz sahibi olamadıkları gibi üniversitelerinin resmi açılış törenlerine katılamadılar. Hatta, birçok üniversitede Cumhurbaşkanı veya bakanın akademik yıl açılışına gelmiş olması, üniversite kapılarında öğrencilerin bekleyişine, polisin ise yoğun ablukası sahne oldu. Üniversitelerinin açılışının kendilerine kapalı olmasını protesto eden öğrencilere bir de yetki tartışmasını da beraberinde getiren özel güvenlikçilerin müdahalesi oldu. Kocaeli Üniversitesi ve Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde yaşanan olay da özel güvenlikçilerin dahi üniversiteler üzerinde, öğrencilerden daha çok söz sahibi olduğunu gösterdi.
BOLOGNA NEDİR?
1999 tarihinde 29 Avrupa ülkesinin eğitim bakanlarının bir araya gelmesi ile başlayan ve 2010 yılına kadar Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’nın oluşturulması için ortaya konan hedef ve reformlar olarak tanımlanan Bologna Süreci, ‘öğrenim reformu’ olarak nitelendiriliyor. Tarif her ne kadar böyle olsa da süreç asıl olarak, eğitimin kâr getiren bir piyasa alanı olarak yeniden yapılandırılması ve sermaye çevrelerinin ihtiyaçlarını gözeten bir yapıya kavuşturulma projesi olarak değerlendiriliyor.
Bu sürecin eğitimi, kalite, etkinlik, rekabet ve Avrupa emek piyasası gibi daha çok bir işletmenin kavramlarıyla tanımladığını belirten akademisyenler, ‘Bologna Süreci’ ile bilimsel akademik faaliyet sermayenin bir parçası, öğrencilerin de emek gücü olarak görüldükleri eleştirisi yapıyorlar. Bologna Süreci ile amaçlananın, eğitimin kamusal alandan çıkarılarak, sermayeye nitelikli emek gücü kazandırmak ve eğitim alanını kârlı bir yatırım alanı olarak değerlendirmek olduğu belirtiliyor.
İMZA KAMPANYASI BAŞLATTILAR
Taslağına karşı üniversite bileşenleri, görüşlerini YÖK’e iletmek üzere imza kampanyası başlattı. Üniversitelerde yaşanan dönüşümün son halkası sayılabilecek bu taslakla ortaya çıkacak dönüşümden kaygı duyan üniversite bileşenlerinden araştırma görevlileri, profesörler, öğretim görevlileri, doçentler ile öğrenciler imza kampanyası başlattıklarını duyurdular. İmza metninde, bu yönetmelik taslağı ile sermaye ve siyaset kurumlarının temsilcilerinin üniversitenin bilimsel işlevlerini doğrudan belirleyen konuma gelmelerinin amaçlandığı belirtildi. Tamamen piyasa güçlerinin eline geçen üniversitelerde iş güvencesi ile akademik özerkliğin ortadan kalkarak, taşeronlaşma ve esnek çalışma uygulamalarının hızlanacağı ifade edilen imza metninde, üniversitenin şirketleşmesi sonucunda toplum yararını değil sadece kârlılığı hedefleyen öğrenciler yetiştireceğine dikkat çekildi.
(İstanbul/EVRENSEL)