Engin Ceber işte bu eylemde, “Ferhat Gerçek’i öldüren polis hâlâ tutuklanmadı” pankartı kaldırırken gözaltına alındı, dövüldü, tutuklandı, dövüldü ve öldü. Ne iktidar partisinden bir ses var, ne de muhalefetten. “İşkenceye sıfır tolerans” diye yola çıkanların vardığı yer “işkenceye sıfır tepki.” Cumhurbaşkanı Gül Engin Ceber’in işkence sonucu ölümüyle ilgili soruya “Eskiye benzer bir olay olursa artık hemen ilgilenilir ve her türlü tedbir alınır” cevabı verdi. Metris’teki ölüm olayını soruşturmak üzere cezaevinin infaz savcısı görevlendirildi. Ceber’in avukatları tepkili: O savcının kendisi soruşturulacakken soruşturan o oldu
Metris Cezaevi’nde dövülerek komaya sokulan Engin Ceber’in götürüldüğü Şişli Etfal Hastanesi’nde öldüğü haberlerinden günler sonra Adalet Bakanlığı’ndan ses geldi. Bakanlık kısa bir yazılı açıklamayla müfettiş görevlendirildiğini duyurdu. Önceki gün iddiaları araştırmak üzere Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Savcı Cevdet Doğan’ın suçlamaların muhatabı olan görevlilerden biri olması ise soruşturmanın selameti konusunda kuşku uyandırdı. Bir başka tartışmalı nokta da işkenceyle suçlanan jandarma ve infaz memurları açığa alınmadan Ceber’le aynı koğuşta kalanların tanık olarak ifadesinin alınması.
“AÇIĞA ALINMALILAR” • Bu gelişmelere rağmen idari bir soruşturmanın başlatılmış görünmediğini söyleyen Engin Ceber’in avukatı Taylan Tanay “Çünkü, bir idari soruşturma başlatılsa, işkence sorumlusu olan cezaevi personelinin ve müdürün hemen açığa alınması gerekirdi. Oysa bu kişiler görev başındayken, tanıkların korkmadan doğruyu söylemesi mümkün değildir. Çünkü kimse infazını yakmak istemeyecek, en azından ‘iyi hal’den erken tahliye şansını kaybetmek istemeyecektir” dedi.
TANIKTAN ‘TEHVİLLİ İKRAR’ • Avukat Talay, Savcı Cevdet Doğan’ın ifadesine başvurduğu Ceber’in koğuşunda kalanlardan birinin verdiği ifadeyi de anlatarak, bu ifadenin aslında bir ‘tehvilli ikrar’, yani ‘dolaylı itiraf’ olduğunu söyledi. Talay, cezaevi görevlilerinin kendilerini bu suçtan sıyırmak için ölümden sadece polisleri sorumlu tutmaya çalıştıklarını ve söz konusu tanığın ifadesinin de bunu gösterdiğini belirterek “Ancak ifadede aslında işkenceye ilişkin önemli bilgiler veriyor” dedi.
SAYIMDA AYAĞA KALKAMADI • Adı açıklanmayan tanığın ifadesinde şu bilgileri verdiği öğrenildi: “Salı günü sabah 07.00’deki sayımda Engin Ceber kusuyordu ve hasta olduğunu söylüyordu. Bu nedenle sayımda ayağa kalkmak istemedi. Bunun üzerine iki gardiyan kollarından tutup ayağa kaldırdı. Bu sırada bu iki görevlinin arasından süzülüp yere düştüğünü gördüm. Biz soğanla ayıltmaya çalıştık.”
Savcının sorusu üzerine, yere yumuşak düştüğünü, kafasını sert biçimde çarpmadığını da ekleyen tanığın, Ceber’in sürekli olarak polisler tarafından gördüğü işkenceyi anlattığını aktardığı da belirtildi.
SUÇ DUYURUSU YAPILACAK • Avukat Taylan Tanay ise “Sayımı ayakta yapmaya zorlamaları bir yana, madem sabah 07.00’de fenalaşmıştı, neden onca zaman sonra saat 14.00’te hastaneye kaldırıldı” diye sorarak, gözaltına alan polis ve müdürleri, İstinye Polis Karakolu, tutuklama kararı veren hâkim ve savcılar, cezaevindeki gardiyan ve jandarmalar ile cezaevi müdürü ve savcıları hakkında pazartesi günü suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
SÖYLEDİ AMA KURTARAMADIK • Engin Ceber’le cezaevinde yaptığı son görüşmede, yani 7 Ekim pazartesi sabahı kendisine “Beni buradan sağ çıkarmayacaklar” dediğini aktaran Av. Tanay, Ceber’in, cezaevi görevlilerinin koğuştaki ülkücü ve bazı adli tutukluları “Bu sizin de infazınızı yakar” diye kışkırtmaya çalıştıklarını söylediğine de dikkat çekti. Avukat Tanay, sorumluların ortaya çıkarılmasının yanı sıra halen tutukluluğu sürdürülen üç işkence mağdurunun uğradığı hak ihlallerinin sürmesinin engellenmesi gerektiğini de vurgulayarak, şunları söyledi:
HYSK’YA BİLDİRİLECEK • “Bir cezaevinde eğer 8-9 gün süren bir işkence varsa, ya cezaevinden sorumlu savcının bilgisi altında yapılmaktadır ya da eğer haberi yoksa yükümlülüklerini yerine getirmemiş demektir. Biz hem cezaevi müdürü hem de savcıları hakkında Hâkim Savcılar Yüksek Kurulu’na da suç duyurusunda bulunacağız. Tutukluluklarına itirazımızı red ederek, cezaevinde tutulmalarını sağlayan hâkim ve savcılar hakkında da HSYK’na şikayette bulunacağız. Çünkü Cihan Gün, Özgür Karakaya ve Aysel Doğan’ın tahliye edilmemelerinin nedeni işkenceyi saklamaya çalışmalarıdır.”
GÜL: HEMEN İLGİLENİLSİN • Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ceber’in işkence sonucu öldüğü iddiasının, Türkiye aleyhine AB İlerleme Raporu’nda ifadelere neden olabileceğine ilişkin bir soru üzerine, insan hakları konusunun gerçekleştirilen köklü reformların başında geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, “Bütün gözlemler şunu göstermiştir ki; Türkiye’de bu konularda olağanüstü gelişmeler vardır. Yine bu reformların en önemlilerinden biri de şeffaflıktır. Dolayısıyla bu şeffaflık ortamı içerisinde herhangi bir yanlış yapılabilirse, eskiye benzer herhangi bir olay söz konusu olursa bunlar saklanamaz artık. Bunlarla hemen ilgilenilip, bunların tekrarlanmaması için ne gerekirse her türlü tedbir alınır” dedi.
YARGITAY’DAN İŞKENCEYE TOLERANS • Engin Ceber’in işkence sonucu ölümü, siyasetin kalbi Ankara’da duyulmadı. Ne “işkenceye sıfır tolerans” sloganıyla yol çıkan AKP hükümeti ne de muhalefet Ceber’in ölümüyle ilgilendi. Yargıtay ise Ceber’in ölümle pençeleştiği günlerde işkenceden yargılanan sekiz polis için beraat istedi.
AB SÜRECİNE RAĞMEN • Nezarethane ve cezaevlerinin AB’ye uyum sürecinde ıslah edilmesi, buralarda yaşanan işkence olaylarını ne yazık ki bitiremedi. Ceber’in ölümü, cezaev-lerinin karanlık tarihine eklenen son olay oldu.
SİYASETÇİLER SUSKUN • Olayıyla ilgili Ankara’da sadece TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun AKP’li başkanı Zafer Üskül temasta bulundu. Üskül, Adalet Bakanlığı’ndan bilgi istedi. Cezaevlerinin bağlı bulunduğu Adalet Bakanlığı ise olayı soruşturmak üzere Metris Cezaevi’ne bir müfettiş gönderdi.
YARGITAY’IN KARARI • Bu arada Yargıtay’ın aldığı bir karar ise Ceber’e işkence yapanlara “oh” dedirtti. Yargıtay, Ceber’in ölümle pençeleştiği günlerde imza attığı bu kararında İzmirli Alparslan Yelden’in dokuz yıl önce işkenceyle öldüren polislerin beraatini istedi. Yelden, kız arkadaşı Rima’nın ölümünü soruşturan polisler tarafından 2 Temmuz 1999’da İzmir’de gözaltına alındı. İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde işkenceye maruz kaldığı iddia edilen Yelden 14 Temmuz’da hayatını kaybetti.
10 POLİSE DAVA AÇILMIŞTI • Olayla ilgili soruşturma başlatan İzmir Savcılığı, Faili Meçhul Olayları İnceleme Bürosu’nda görevli polislerin ifadelerini aldı. Polisler işkence iddialarını reddetti. Ancak otopside, Yelden’in vücudunda travmatik bulgulara rastlandı. Soruşturma sonunda, aralarında başkomiser ve komiserlerin de bulunduğu 10 polis hakkında ‘işkence sonucu ölüme sebebiyet vermekten’ 22.5’ar yıl hapis istemiyle dava açıldı.
İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda sekiz sanık, 17 Mayıs 2006 tarihinde ‘kastı aşan müessir fiil’ suçundan üç yıl dörder ay hapis cezasına çarptırıldı. İki sanıksa beraat etti. Bu karar, hem sanık polisler hem de Yelden ailesi tarafından temyiz edildi. Başvuruyu inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ‘sanıklara beraat etmeleri gerekirken ceza verildiği’ gerekçesiyle mahkûmiyet kararını bozdu.
Taraf/İNCİ HEKİMOĞLU/ANKARA - Istanbul - 12.10.2008







