Patronlar altın basıyor işçiler kuruş sayıyor

Aliağa’da bulunan demir çelik fabrikaları kâr oranlarını artırıyor. İşçiler ise giderek yoksullaşıyor
MESS üyesi metal patronları ile işkolunda örgütlü sendikalar arasında toplusözleşme görüşmeleri devam ediyor. Türk Metal üyesi işçiler, gelişmelerle ilgili kendilerine bilgi verilmemesinden yakınıyor. Türk Metal ile MESS arasında yapılan görüşmelerin ücretin yer aldığı 36. maddeye kadar geldiği belirtilirken, kapsam ve yararlanmanın ele alındığı, grup zammı, yeni işe giriş ile fazla çalışma süreleri ile ücretlerin düzenlendiği 6, 17 ve 28. maddelerde de uyuşmazlık tutulduğu işçilere gelen duyumlar arasında.
Türk Metal üyesi demir-çelik işçileri, Aliağa’daki örgütsüz haddehanelerde çalışan işçilerle neredeyse aynı koşullarda çalıştıklarını bu durumun TİS’lerde değişmesini beklediklerini söylediler. Servis duraklarında işe giderken veya iş dönüşü görüştüğümüz işçiler konuşmaya çekiniyor. En son Ege Çelikte alacakları için dava açan 20 işçinin işten çıkarılması bütün işçiler üzerinde baskı oluşturmuş.
Çıplak ücret hesaplanmalı
19 yıllık bir Ege Çelik işçisinin saat ücreti şu anda, 5.79 YTL. Bu işçi günlük 43.25, aylık ise brüt 977 YTL alıyor. Vergi düşüldükten sonra ise net ücreti 664 liraya geliyor. Bu ücretin üzerine ikramiye vs. sosyal haklar giydirildiğinde ise aldığı para 1000-1200 YTL dolayında oluyor.
Bu ücretlerde çalışan bir Ege Çelik işçisi, ikramiye ve sosyal hakların ücretlere eklenmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün aldığım ücret en düşük memur maaşından bile düşük” dedi. Yıpranmanın, iş yükünün, stresin en fazla yaşandığı işkolunun demir-çelikler olduğunu dile getiren işçi, “Biz zamanında asgari ücretin 4 katını alıyorduk, 5.79 lira en yüksek ücret olamaz. Aliağa dışındaki diğer demir çelik fabrikalarında usta işçiler
2 bin 5 yüz-3 bin lira arasında çalışıyor” diye konuştu. Sendikacıların kendilerini daha çok bilgilendirmesi gerektiğini söyleyen Ege Çelik işçisi, “Tavan ve taban ücretler net olarak belirlenmeli ve ona göre hareket edilmeli” dedi. İşe 1-2 yıl önce başlayan genç bir işçi ise işe giriş ücreti olarak ikramiye dahil 750 YTL aldığını, bekar olduğu için geçinmesine yettiğini anlattı. Henüz bir sözleşme deneyimi yaşamadığını ifade eden genç işçi, sendika hakkında da pek bir bilgisi olmadığını söyleyerek yeni sözleşmeden en iyisini beklediğini söylemekle yetindi.
‘Enflasyon oranı, sıfır zamdır’
Uzun yıllar demir çeliklerde çalıştığını söyleyen, bir dönemde temsilcilik yaptığını belirten bir işçi ise hükümetin açıkladığı rakamlarla, en son memurların yaptığı toplu görüşmelerin işçiler üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi. Memur görüşmelerinin ardından işçilerin beklentisinin değiştiğini ifade eden işçi, “En fazla ihracat rekorları kırılan bizim işkolumuzda, patronlar demir değil altın basıyor. Yine bu bölgedeki fabrikalar 2001 krizini çok fazla ihracat yaparak atlattı. Son 5 yıldır demir çelik fabrikaları altın basıyor ama maalesef bunun azıcık bir kısmı bile işçiye yansımıyor” diye konuştu. İDÇ’yi İDÇ yapanın kendileri olduğunu ifade eden deneyimli bir işçi ise, “Enflasyon rakamları yanıltıcı, kimse inanmıyor. Ama patronlar ısrarla enflasyon rakamında diretiyorlar. Enflasyon oranında zam demek, sıfır zam demek” dedi.
Şimdilerde kredi kartı borcundan dolayı kıdemini isteyen işçilerin bulunduğunu belirten, İDÇ işçisi, şöyle devam etti: “Eskiden hastalık, kaza gibi çok özel durumlarda nadiren karşılaşılırdı böyle durumlarla. Şimdi herkes borçlu. Böyle olunca işsizlik 2-3 kat daha korkutucu oluyor. Yani baskı daha çok artıyor. İşverenler de bunu çok iyi kullanıyor.”
Sendikalar birlikte davranmalı
Aynı işçi, fabrikalarda sendika ve işveren vekilleri arasındaki çizginin kaybolduğunu dile getirerek, “Bu çizgiyi tekrar çizmek gerek. Baştan sözleşmeyi doğru dürüst yapmayınca temsilciler bazen ricada bulunmak zorunda kalıyor, işçi arkadaşları için iyilik yaptığını düşünüyor. Oysa daima işveren, işverenliğini yapar. İşçi sendikası da, işçi sendikalığını yapmalı” diye konuştu. Böyle olmayınca işçilerin bir bölümünün sendikasına değil işverene veya onun vekiline, müdürüne güvendiğini dile getiren işçi, şunları anlattı: “Sendikacıların işçilerin güvenini tekrar kazanması gerekir. Kimse işçiyi suçlayıp, ses çıkarmıyor diyemez. İşsizlik, kredi kartı borçları eli kolu bağlıyor. Ama sendikasına, sendikacısına güvenirse bu işçiler çok şey yapar.”
İyi bir sözleşme için üç ayrı sendikanın birlik olması gerektiğini ifade eden işçi, “Sırf siyasi yelpazenin ayrı yerlerinde diye ayrılar. Bu hem sendikalara hem de işçilere zarar veriyor. Söz konusu ekmekse gerisi teferruat diye düşünüyorum” diye konuştu. Sözleşmelerde ücretler kadar çalışma koşullarının da önemli olduğunu düşünen İDÇ işçisi, sözlerini şöyle bitirdi: “İş sağlığı kurulları çalıştırılmıyor. Yıllık izinler parça parça kullandırılıyor. Oysa bizim işkolumuzda iyi dinlenmek en önemlidir. Yaz aylarında 16 saat çalıştığımız çok oldu. En ufak dikkatsizlik ölümcül kazaları doğurduğu gibi aşırı çalışma kalıcı rahatsızlıklar yaratıyor. Bu konulara dikkat etmek gerekir ama ekonomik sıkıntılardan dolayı herkesin dikkati en önce ücretlerde.Turan Kara” (İzmir/EVRENSEL)

--------------------------------------------------------------------------------
Fabrikalar işçilerin sırtından büyüyor
Öte yandan patronlar Türkiye’nin dev firmalarıyla yarışıyor. En fazla hurda demir alımı yapan ülke Türkiye, en fazla kazanan fabrikalar da demir-çelikler. Bu yıl ki istatistiklerde, Aliağa havzasındaki demir-çelik fabrikalarının kâr toplamının, PETKİM ve TÜPRAŞ toplamından daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bunda en büyük pay ise İDÇ, Ege Çelik (Çukurova) ve HABAŞ’a ait. Birkaç yıl öncesinin ufak haddehaneleri ise kapasite artırımına giderek fabrikaları büyütüyor. Bunların hepsinde işçiler sendikasız, sosyal hakları yok ve günde 12 saat çalışıyor. Aliağa‘daki demir-çelik firmalarının üretim kapasitesi 12 milyon tonun, istihdam ettiği çalışan sayısı ise 5 binin üzerine çıktı. 2008 üretimden satış rakamına göre, bölgedeki çelik fabrikaları ‘i üçe katlarken ‘nin en büyük kuruluşu olan ‘ın büyüklüğüne ulaştı. TÜPRAŞ, 2008’de7.6 milyar üretimden satış rakamına ulaşırken ‘in üretimden satışı, 2.2 milyar oldu. Bölgede faaliyet gösterip ‘nin en büyük 100 firması arasına giren 10 çelik firmasının toplam üretimden satış rakamı ise 5.2 milyar ‘ye ulaştı. (), kapasite artışı ve modernizasyon çalışması yaparken Kar-Demir yeni bir haddehane daha kuruyor. Dört Yıldız Çelik, 350 bin olan yıllık üretim kapasitesini 750-800 bin tona çıkarmak için yatırıma başladı. yeni kurduğu çelikhaneyle yassı demir üretimine başladı. Bölgedeki Demir Çelik Fabrikaları: , , Sözden Haddecilik, Kar-Demir, , Sider Demir Çelik (), Özkan , Habaş , Dört Yıldız , Kocaer Haddecilik, Akdemir Çelik.
Kaynak; Evrensel