105'incilikten 129'unculuğa - Dibin de Dibi Varmış[*]
SİBEL ÖZBUDUN
“Kaynağına ulaşmak için,
akıntıya karşı yüzmek gerekir.”[1]
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009 tarihli “Küresel Kadın-Erkek Eşitliği Raporu” Türkiye’nin 2006’dan bu yana, bu alanda (da) sistemli bir biçimde konum yitirdiğini ortaya koydu. 134 ülke içerisinde, 105’inci sırayı “tutturduğumuz” 2006’dan bu yana, üç yıl içerisinde 129. sıraya düşmüşüz…
Ne yazık ki, bu “tenzil-i rütbe”nin nedenlerini açığa çıkartacak ampirik araştırmalar ortada yok. Bu nedenle de kimi “akıl yürütmeler”le ya da “hipotezler”le yetinmek durumundayız - şimdilik…
Yine de gerilemenin, iki sürece denk düştüğünü görmek, önemli, bence. Bunlardan ilki küresel kapitalizmin ekonomik krizi…
Krizlerin birçok bakımdan kadınların konumlarında kırılmalara yol açtığı, bilinen bir olgu. İlk işten atılanlar arasında olmaları; krizle birlikte sosyal bütçelerde gidilen kısıtlamaların özellikle kadınları etkilemesi/mağdur etmesi; kadınlara destek sağlayan mekanizmaların oluşturulmasında gidilen “tasarruflar”; geleneksel cinsiyet rollerinde “eserip beserip kotaranlar” olmanın yükü; (erkek) işsizliğinin, katmerleşen geçim sıkıntılarının, itirazlarını örgütlü bir tarzda sokağa dökemeyen toplumda erkek şiddeti olarak kadınların başında patlaması - dolayısıyla da vahşet görüntüsü alan kadınlara yönelik şiddet…
Krizin dünyayı kadınlar için daha güvensiz bir yer hâline getiren neo-liberal politikaların bu ülkede tüm hızıyla yürürlüğe sokulduğu bir döneme denk düşmesi -gerçekte neo-liberal politikaların doğrudan bir sonucunu oluşturması- kadınların konumunu daha da vahim kılan bir başka etken, hiç kuşkusuz. Çünkü yukarıda sıraladığım koşullar aslında neo-liberal siyasaların kriz dönemlerinde “sıkıştırılmış” olarak ortaya çıkan sonuçlarından ibaret. En özlü biçimiyle, kapitalizm koşullarında aşağıdan yukarı, emekçilerden patronlara, yoksullardan zenginlere kapsamlı bir “kaynak transferi” olarak tanımlayabileceğimiz neo-liberalizm, kadınların kazanımlarını da berhava eden bir saldırganlık, çünkü.
“Kriz bütün dünyayı etkiledi; kadınların durumu neden Türkiye’de geriliyor?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Haklısınız.
Bu soru bizi ikinci sürece getiriyor. Kadınların pozisyon yitirdiği 2006-2009 yılları, AB’den umudunu ikinci plana atmış bir AKP iktidarına denk düşüyor, dikkat ederseniz. İktidar partisinin “Kadın Hakları” makyajına giderek daha az ihtiyaç duyduğu… iktisadî ve siyasal kaygan zeminde kırılgan konumunu ancak “taşra muhafazakârlığı”nı kaşıyarak koruyabileceğini düşündüğü… Krizin etkisini “sadaka ekonomisi” ile, yoksul mahallelere erzak/ev eşyası/kömür dağıtarak hafifletme yoluna gittiği (ve “sadaka ekonomisi”nin ancak kadınların geleneksel rollerinin pekiştirilmesiyle yürütülebileceği)… istihdam daralmasını “kadınlar kırıp dizlerini otursunlar evlerinde, en az da üç çocuk yapsınlar” dubaracılığıyla çözümlemeye çalıştığı… ve gerçekte en derinlerdeki referans koordinatlarını, “küresel cinsiyet eşitliğini sağlama” konusunda pek de iddialı olmayan İslâm dininin oluşturduğu AKP iktidarı…
Görmek gerek, Türkiye AKP iktidarıyla birlikte, deyim yerindeyse dümeni, kadim ideali “Çağdaş uygarlık seviyesine (Batılılaşarak) erişmek”ten, “modern(ist) bir İslâm ülkesi” olmaya doğru kırdı.
“Çağdaş uygarlık” ilüzyonu bu ülkede kadınları 134 ülkede arasında 105. sıraya “yükseltebilmişti”!
Bakalım “modern(ist) İslâm ülkesi” bizlere kaçıncılığı layık görecek!
6 Kasım 2009 10:33:25, Ankara.
N O T L A R
[*] Kaldıraç, No:106, Aralık 2009…
[1] Stanislaw Jerzy Lec.
- yazıları
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 867 okuma



İlgili İçerikler
- 105’incilikten 129’unculuğa - dibin de dibi varmış!
- İstanbul İKK Kent'le İlgili Birlikteliğe Çağırıyor
- Özgürlük Mücadelesi ve Hukuk
- Çözüm: Siyasi Eşitlik ve Yeniden Yapılanma[*]
- Bu Abluka Dağıtılacak, Bu Kuşatma Yarılacak!
- IBM’de Sendikal Haklara Saygı İstiyoruz!
- Suyu da Sattılar, Cengiz Ağabey!
- İsmail Beşikçi İçin[1]
- Basın Açıklaması: TEKEL İşçilerine Destek İçin Açlık Grevindeyiz...
- TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Açıklaması


