3 Eylül'de, Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Kocaeli F Tipi'nde Ergenekon davasından tutuklu bulunan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'u ziyaret etti. Ziyaretin arkasından Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Ziyaret, TSK adına gerçekleştirilmiştir" denildi.
Söz konusu ziyaret tartışmasız bir şekilde, Genelkurmay'ın Ergenekon Davası'nda yargılanan generallerini sahiplenmesidir. Bu ziyaret, en üst düzeyde suç itirafıdır.
Genelkurmay bu ziyaretle, tutuklu generallerin tüm yaptıklarını sahipleniyoruz, tüm yaptıkları bizim sevk ve idaremiz altında yapılmıştır, demiştir. Ki doğrusu da budur. Hatırlanacaktır, Susurluk sürecinin bir aşamasında da generaller, kontrgerilla şeflerinden Korkut Eken'le ilgili de benzer bir açıklama yapıp, "yaptığı her şey bizim bilgimiz dahilindeydi" demişlerdir.
Bu kadar uzun yıllara ve ülkenin her köşesine yayılmış kontrgerilla faaliyetlerinin başka türlü, yani ordunun, Genelkurmay'ın bilgisi dışında gerçekleşmiş olması mümkün değildir. Bu anlamda, hapishanedeki generallere yapılan ziyaretin iki yanı son derece önemlidir; ziyaret hiçbir muğlaklığa, yoruma yer bırakmayacak şekilde, TSK adına yapılmıştır. Ve en üst düzeyde sahiplenilmiştir.
Başka bir ifadeyle, Genelkurmay Ergenekon da, kontrgerilla da benim demiştir.
Öyledir de.
Bu ziyaretle birlikte, Ergenekon davası üzerine üretilen teorilerden bir kısmı daha çökmüştür.
Hatırlanacaktır, şöyle teoriler vardı; "Ordu kendi içinde, Susurlukçulardan, eski kontrgerillacılardan kurtulmak istiyor.", "Ordu ile AKP, devletin bağırsaklarını temizlemek için anlaştılar.", "Ordu, eski kadroları gözden çıkardı" ve benzeri...
Söz konusu ziyaret ve genelkurmay açıklaması, bu teorilerin ne kadar altının boş olduğunu göstermiştir. Türkiye'de benzer her gelişmede, benzer teoriler yapılır, fakat istisnasız her seferinde yaşanan gelişmelerle bunlar yalanlanır. Aynı durum, bir kez daha tekrar etmiştir.
Ziyaretin anlamı; kontrgerilla eylemlerinin devletin dışında düşünülemeyeceğidir. Kontrgerilla eylemlerini, ister muvazzaf subaylar, ister emekli subaylar düzenlesin farketmez. Bu biçimsel bir ayrımdır. Asıl olan, bunu yapanların, kimin çıkarları için hareket ettikleri, nasıl desteklenip nasıl korunduklarıdır.
Tüm bunlara bakan herkes, ülkemizdeki kontrgerilla faaliyetinin, bir devlet politikası ve organizasyonu olduğu gerçeğini görecektir. Elbette devlet, yeri gelir, kitlelerin gözünde kendini aklamak için, kimilerini gözden çıkarabilir. Ya da, yargılar gibi yapabilir. Bunların hepsinin örnekleri, ülkemiz tarihinde vardır.
AKP'nin savcılarının hazırladığı Ergenekon İddianamesine bakın; öyle bir kontrgerilla ki, Genelkurmayla bağı yok, MİT'le yok, polisle yok, hükümetlerle yok... Geriye kaldı birkaç emekliyle birkaç itirafçı, mafyacı... Kontrgerillanın, devletten, "emniyet teşkilatından", ordudan, MİT'ten ayrı olduğu, üç beş subayın işi olduğu, AKP'nin Ergenekon iddianamesinin en temel aldatmacasıdır. Çeşitli kesimler, demokratlık, solculuk adına bu aldatmaya ortak oldular.
AKP'ye paralel olarak, AKP ve Genelkurmay'ın birlikte devletin bağırsaklarını temizlediği teorilerini üretip, yaydılar.
Genelkurmay'ın Ergenekon zanlısı orgeneralleri ziyaret ettirmesi bu teorilerin de tekzip edilmesidir. Bu teorilerin sahipleri, yeni yeni teoriler üretmek yerine, oligarşik devlet gerçeğini görmek için çalışmalıdırlar. Genelkurmay bu ülkede dökülen her damla kandan haberdar ve sorumludur. Bunun dışındaki her iddia ve senaryo, oyundur.
Kaynak;07/09/2008 Kurtuluş







