Dikili’de Uluslararası çevre konferansı yapıldı. 29 Ağustos 2008 günü “DİKİLİ BARIŞ DEMOKRASİ VE EMEK ŞENLİKLERİ” çerçevesindeki etkinliklerden biri de “Temiz, Sağlıklı Çevre ve Su İnsan Hakkıdır” başlıklı konferans idi.
Üç oturumdan oluşan çevre konferansının birinci oturumunda “Suyun ticarileşmesine karşı Mücadele” tartışıldı. Bu tartışmada esas olarak temiz, içilebilir sularımız ve su kaynaklarımız üzerinde dönen dolaplar ve bu kaynakların uluslar arası tekellere kurban edilmesi ve bunlara karşı dünyadan mücadele örnekleri anlatıldı.
Tartışma Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’in kısa konuşmasıyla başladı. Özgüven konuşmasında “Su parası olmadığı için insanların sularını kesmemiz isteniyor. Biz insanların sularını kesmediğimiz için mahkemelerde yargılanıyoruz. Oysa su haktır, suyu kesmek insan haklarına aykırıdır. Belediyeler insanlara hizmet götüren yerler olmalıdır. Belediyelerin ticarileşmesi isteniyor, buna engel olunması gerekir.” diyerek kısaca düşüncelerini ifade etti.
Oturumu “Türkiye’de Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu” Yürütme Kurulu Üyesi Tores Dinçöz yönetti.
Dinçöz “Kasım ayında İstanbul’da yapılacak olan 'Dünya Su Formu Hazırlık toplantısı' yapılacak. Burada sularımıza ilişkin bir dizi kararlar alacaklar. Biz bu toplantıda ne kararlar aldıklarını bilmiyoruz. Bütün temiz, içilebilir sularımızın özelleştirmesi için yasalar çıkarma hazırlıkları içindeler. Bunları biliyoruz. Mücadelemizle onların sularımızı kirletmesini, sularımızın özelleştirilip zenginlere, uluslar arası şirketlere satılmasını engelleyebiliriz” diyerek sözü Kanada’dan katılan Mari Spirito’ ya bıraktı.
Mari Spirito “Mavi Gezegen” adlı uluslar arası bir örgütün üyesi olduğunu söyledi. Esas olarak Amerika’lı olduğunu belirterek “benim ülkem olan Amerika ile sizin ülkeniz olan Türkiye’nin su sorunu birbirine çok benziyor. ABD’de bütün göllerdeki suyun yüzde 40 düzeyinde kirlilik oranı özellikle tarımda kullanılan ilaçların bitkileri öldürdüğü belgelerle biliniyor. Bu ilaçlar Avrupa Birliği ülkelerinde kullanılması yasak ilaçlar. Ama bakıyoruz bu ABD’de kullanılıyor. Nestle’yi hepiniz bilirsiniz, bir markadır. Nesle aynı zamanda temiz su şişeleyici bir şirkettir. Yerli halkın susuz kalması pahasına suyu alır, çeker ve şişeleyerek satar. Bunu dünyanın her yerinde yapar.” şeklinde konuştu. Emperyalist şirketlerin ne denli gözü dönmüş olduğunu somut örneklerle anlattı. Ve sözlerini ”Biz suyu yaşamak için kullanmak isteyenlerin çığlığıyız. Onu ticari olarak görenlerin değil” diyerek tamamladı.
Arkasından Hollanda’dan katılan Satako Hoedeman söz aldı. Hoedeman merkezi Amsterdam da bulunan Ulus Ötesi Enstitü’den geldiğini belirterek dünyada su için verilen mücadele örneklerini anlattı. Bolivya’dan Kaliforniya’dan ve başka ülkelerden örnekler verdi. Hoedeman konuşmasında suyun kirletilmesi ve bitirilmesi konusunda muhalefet yapmadıklarını aynı zamanda çözüm için de önerilerde bulunduklarını da anlattı. Güney Afrika’da suyun kontörle satılmasına karşı yürütülen mücadeleyi ve bu mücadele sonucunda bu uygulamanın geri alınmasını anlattı. “Mandela’nın ülkesinde Mandela’yı hapishaneden çıkaran halk kontörle su satılmasına karşı kontörleri kırarak bu uygulamayı da geri aldırmayı başardılar” diyerek konuşmasını bu konuda neler yapılabilir hakkında önerilerle tamamladı.
Prof. Dr. Beyza Üstün (Yıldız Üniversitesi) konuşmasında, “5. Su Formu İstanbul’da yapılacak. Neden İstanbul’da yapılacak biliyor musunuz, çünkü suyumuzu ne kadar kirletmiş olsalar da hala çok fazla temiz suyumuz var. Ve onlar da bunun farkındalar. En iyi ihtimalle 2050’de en kötümser ihtimalle 2010’da temiz suyumuz kalmayacak. Altın para etmeyecek, güç suyu olanın olacak. Yasalarla suyun korunma altına alınması gerekir, ancak su da parası olanın artık. Sanayileşme Küçük Çekmece havzasını kirletti. Ticarileşme iki boyutta oluyor. Temiz suların olduğu yerler korunmaya alınması gerekirken tam tersine yerleşim yerlerine açılarak villalar yapılıyor. Elmalı barajında olduğu gibi. Yeraltı sularının haritaları çıkarılarak 2009’dan itibaren su tekellerine açıyor. Su haktır. Sadece insanın değil bütün ekosistemin hakkıdır.” sözleriyle toplanacak olan Su Platformunun ne anlama geldiğini anlattı.
Son olarak söz alan Prof. Dr. Fuat Ercan ise konuşmasında, kapitalizmin nasıl vahşi bir sömürü yarattığını su üzerinden anlattı. “4. Dünya Su Formunda, Form başkanı “bizler su ailesiyiz” diyor. Bu aile çeşitli ülkelerdeki su kaynaklarını değerlendirme adına suyun özelleştirilmesi için neler yapılacağını tartışıyorlar. 2009’da 5. yapılacak olan Su Formu hazırlık toplantısında alacakları kararların hazırlığı içindeler. Mesela bu aileye DSİ’yi katacaklar, yani DSİ’de ticari bir şirket gibi çalışacak. Kapitalizm suyu su olmaktan çıkardı. Diyor ki ‘sanayileşmek için su gerekiyorsa, neden suyu satmayalım’. İşte böyle gözü dönmüş, her şeyi en temel hakkımız olan suyu bile kar için satılacak meta yapan bir kapitalizm var karşımızda” dedi.
Bu oturum saat 13.00’da bitti. 2. ve 3. oturumda da “Yaşam Hakkı ve Çevre, yaşamın savunulması kapsamında Çevre Hakkı” başlıklarında tartışıldı.















