Emniyet Genel Müdürlüğünün vermiş olduğu iftar yemeğine TMMOB’nin de kurumsal olarak katılmasını Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada +İVME Dergisi 15 no’lu açıklaması ile eleştirmişti. 11/10/2008 Tarihinde yapılan Danışma Kurulu'nda da bu eleştirilere ilişkin kürsüden birşey söylenmemesine rağmen gerek danışma kurulu öncesinde gerek sonrasında yapılan birebir konuşmalarda emniyetin iftarına katılınmasının “insani bir ilişki” olduğu, “bu iftar yemeği eleştirisini yapanların (+İVME kastediliyor) TMMOB’yi yıpratma planları” olduğu çeşitli ortamlarda ve çeşitli etkili kişiler tarafından dile getirildi.
Temel ilkeleri hiçe sayanlar, temel ilkelerden ödün verenler, bu ilkelere sahip çıkma cesaretini gösteremeyenler, omurgasız siyasetleri ile hep bu olguları “insani bir ilişki” diyerek, “yıpratmayı” da unutmadan işin özünü yok sayarak savunmaya geçerler.
Ne demektir “insani ilişki”?
Bilerek ya da bilmeyerek kullanılan “insani ilişki” hemen insanlar arasında “insani olmayan ilişki” tarzı mı varı çağrıştırıyor. TMMOB, Emniyet Müdürlüğü ile “insani ilişki” içerisinde bulunurken, kimlerle “insani olmayan ilişki” içerisindedir diye düşünüyor insan ister itemez. Ve aklımıza hemen TMMOB Genel Kurulunda bir kadın mimar arkadaşın eleştirilerine karşı “kürsüde mikrofonla aşk yaptığını” söyleyen mühendis arkadaşa tavırsız kalışı, TMMOB yönetiminin mevcut çizgisine karşı örgüt içi muhalefete her türlü baskıyı ve sansürü uygulaması, Örgütün en yetkili organı olan Genel Kurul kararlarını uygulamaması, Genel Kurul'da öğrencilerin konuşturulmaması vb. geliyor.
İnsanlar arasındaki ilişkiler doğal olarak “insani” olmak zorundadır. Doğal olan bu ilişki tarzına burjuvazi kendi egemenliği ve sömürüsünün devamlılığı açısından bakar. İçinde insan olmayan, her şeyin para ve sömürünün olduğu, her şeye kar ve daha çok kar açısından bakan burjuvazi “insani ilişkilerini” de bu amaçla kullanır. Bu amaçlarına ters düşen herkesi düşman olarak görür ve yok etmek için katleder. Yasal dergi satanları kurşunlar, işkenceyle öldürür. Yerde çaresiz yatan genç kızı tekmeler. Hastaneleri, mahalleleri, hakları için yürüyen işçileri, memurları mühendisleri, vb. biber gazına boğar. Lokantada eşiyle yemek yiyen yaşlı adamı tokatlar. Barınma hakkını kullanan yoksulların evlerini başlarına yıkar. Küçük kız, erkek çocukları panzerle ezer. Kısaca, insani haklarına sahip çıkmak isteyen herkesi işkenceden geçirir, kaybeder vb.
Devrimci ideoloji ise, içerisinde insan olmayan (sömürüyü temel alan ideolojiler) burjuva ideolojisine karşı insanlık adına devamlı bir savaş halindedir. İnsanlık tarihi aynı zamanda sınıf mücadelesi tarihidir. İşin gerçeği budur. Sınıf mücadelesinde ara yol da yoktur. İcazetle, ağlayarak hiçbir yere de varılmaz. Ağlayarak burjuvaziyi ikna edebileceğiniz tek bir konu yoktur. Çünkü gerçekler merhametten daha güçlüdür. Bunu böyle görmeyenler, burjuvaziye inanıyor demektir. Temel haklar ve özgürlükler mücadelesinde burjuvaziden merhamet, icazet bekliyor demektir. Gerçek şudur, içinde insanı temel alan ideoloji ile, içinde insan olmayan ideolojinin “insani ilişkisi” de olamaz. Bu konuda ara bir yol arayanlar zavallıdır. Örtülü veya açık olarak burjuva ideolojisinin saflarımızda serpilip gelişmesine hizmet ederler.
Emniyet Müdürlüğünün iftar yemeğine TMMOB’nin katılmasına böyle bakmak gerekir. Bu ilişkinin “insani bir ilişki” olmadığını sınıflar gerçeğinden bakıp karşı çıkmak da TMMOB’nin “yıpratılması” amacını değil, tam aksine TMMOB yönetiminin savunduğunu söylediği “Tarihsel Çizgiyi” hatırlatmaktır. Teoride emekten, halktan, adaletten yana diyeceksin, “tarihsel çizgi” diyeceksin. Pratikte de bu kavramlara sahip çıkanları yok etmek için her türlü faşist baskıyı uygulayan kurumla aynı masada “insani ilişkiler” adına iftar yemeği yiyeceksin, TMMOB üyeleri de buna sessiz kalacak. Yok öyle bir şey.
TMMOB Yönetiminin bu pratik çizgisi, içinde emek, hak, adalet ve insanı barındırmayan burjuva ideolojisinden beslenerek, gıdasını burjuva ideolojisinden alarak yürüdüğü bir yoldur. Bu yolun emek, hak, adalet açısından bataklık bir yol olduğunu söylemek ve uyarmak bizlerin vazgeçilmez tarihsel görevidir. Bu görev gerçekten emekten, haktan, adaletten ve insandan yana olanların da görevidir. Unutmayalım ki, zalimin ideolojisinden beslenenler mazlum olamazlar, mazlumların haklarını savunamazlar.
Mehmet GÖÇEBE







