ÇAPSIZLIK..!
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” Dizeleri ile büyük şair Nazım Hikmet, ormanla toplumsal yaşamın benzerliğine dikkat çekerek özlemlerini dile getiriyor.
Biz de ormanla toplumsal hayattaki benzerliğe, şair olmadığımız için şiir le değil de bir yazıyla, bir başka açıdan dikkat çekmek istiyoruz.
Ormanda biraz zaman geçirenler, ormanı biraz tanıyanlar, ormanlarda değişik yaşlarda, değişik çaplarda, değişik cinslerden ağaçların bir arada olduğunu görürler.Yine ormanı tanıyanlar, yaşları büyük, çapları kalın ağaçların, çevresindeki yaşları ve çapları küçük genç ağaçlar üzerinde baskı yaptığını, bu genç ağaçların büyümesini, çap artımını ve gelişmesini olumsuz yönde etkilediklerini de bilirler
İdare süresini (kesim yaşı) aşmış yaşlarıyla bu çaplı ağaçların yanına yaklaşıldığında, bazılarının belli bir yaştan itibaren çürümeye başladığı ve bu çürümenin devam ettiği, bazılarının ise çürümelerinin tamamlanması sonucunda ağaç gövdesinin ve kalın dallarının içinin tamamen boşaldığı (kovuk) görülür. İşte bu çaplı, çürüyen ve içi kovuk, yaşlı ağaçlar. çevresindeki genç ağaçların gelişmesine de engel olurlar. Bu ağaçlar ormancılar tarafında “azman” olarak adlandırılır. Ormanın sağlığı ve devamlılığı, genç ağaçların gelişimi için, “azman” ağaçların kesilip orman dışına çıkarılması için, açar köküne baltayla aynayı, vurur aynaya damgayı ormancılar.
Çapları, 70, 80, 100, 120 cm ve daha da geniş olabilen. Çürümüş, içi kovuk bu ağaçlardan yapacak enval de elde edilemeyeceği için “dikili ağaç zabıtnamesinde” karşısına “çürük, kovuk” notu düşülerek eta (servet) hesabına da dahil edilmezler. Çaplar minimum 8 santimetreye kadar olan sağlam ağaçlar eta olarak kayda alınırken, yaşlı, çürümüş, içi kovuk bu “azman” ağaçlar “çapsız” lar sınıfına dahil edilir. Bu “azman” ağaçlar ancak yakacak olarak kullanılırlar. Ormanların yoğun olduğu bölgelerde ise, Orman köylüleri tarafından bu “azman” ağaçlar cinslerine göre yakacak olarak dahi tercih edilmezler.
Yaşlı, çürümüş, görünürde çaplı, özünde ise “çapsız” olan bu “azman” ağaçların yaşaması ve ayakta kalması tamamıyla çevresindeki genç ağaçlar sayesinde olmaktadır. Örneğin bu genç ağaçlar perde görevi görmeseler, bir rüzgarda bu “azman” ların ayakta kalması mümkün değildir.
Birde ormanda yaşlı ve çaplı olmalarına rağmen çürümemiş, içi kovuk olmayan ağaçlar da var. İşte bu sağlıklı büyüyen yaşlı ve çaplı ağaçlar, genç ağaçlara zarar vermediği gibi ormanın sağlığına da zarar vermezler. Tam aksine bol tohumlarıyla yeni gençliğin gelmesini, ormanda değişik yaş ve çap guruplarında ağaçların bir arada “kardeşçesine” yaşamasını sağlarlar. Bu ağaçlar, “azman” ağaçlar gibi ormancılar tarafından kesilip ormanda çıkarılmasının aksine, “tohum ağacı” olarak muhafaza edilerek ormanların devamlılığını sağlarlar.
Toplumsal yaşamda da durum ormandaki yaşamdan farklı değildir. Örgütlü geçmişten gelen, 1980 12 Eylül Faşist cuntasının estirdiği terörle(sopa politikası) sinen, devletin uyguladığı liberal politikalar ile burjuvaziye yapılan sermaye transferlerinden kırıntılar(havuç politikası) alan, 1990 yıllarda emperyalizmin revizyonist yöneticilerle ortak darbesi sonucu çökertilen sosyalizmle inançlarını kaybeden bu zevat, sendikalara, TMMOB ve bağlı odalara akbabalar gibi çöreklenmişlerdir.
TMMOB ve bağlı odalarda çöreklenen bu yaşlı, çapsız, içi kovuk, azman zevat, apolitiklik ve örgütsüzlük nedeniyle odalarda halen yönetici ve etkin konumlarını devam ettirmektedirler. Düzene yüzünü dönen, düzen içi kültüründen beslenen bu çapsızlar, her şeye kendi çıkarları açısından bakarlar. Bu çapsız yönetici ve etkin zevat, yalnızca kendilerinin değil, yöneticisi olduğu ya da etkin bulunduğu kurumların da çürümelerini ve içlerinin boşaltılmasını da bilerek ve isteyerek yaparlar. Çünkü, bu çapsız, çürümüş, içi kovuk yönetici ve etkin zevat’ın çıkar ve yaşam alanları da bu kurumlardır. Bu kurumları kendilerine ve düzene uyumlu hale getirmek ayakta kalmalarının da tek geçerli yoludur. Onun içindir ki yöneticisi ve etkin oldukları bu kurumlarda dinamik, sağlıklı ve örgütlü olan her türlü gelişimin karşısında yer alırlar. Çıkar ve yaşam ortamlarını kaybetmemek için, sağlıklı, dinamik, örgütlü yapıların bu kurumlarda etkin hale gelmemeleri için çok iyi bildikleri her türlü bizans oyunlarına ve yöntemlere baş vurmaktan da geri kalmazlar.
Bugün odalarda etkin durumda olan bu çapsızlar, geçmişlerinde değişik örgütlü yapıların içinde yer aldıkları ve hatta bazılarının yönetici konumunda oldukları da bir gerçektir. Bunlardan çoğu Örgütlü geçmişlerinde değişik siyasi yapılanmalarda bulunmakla beraber bugün çürümeleri sonucunda içlerinin boşalmasıyla birlikte her şeyi kullandıkları gibi bu ideolojileri de savunuyor görünürler. Ama savunuyor göründükleri ideolojiyi gerçekte savunan örgütlü yapılar içinde yer almazlar, onlarla birlikte hareket ediyor gibi gözükürler ama kişisel çıkarlarına dokununca gerçek yüzleri açığa çıkıverir. Bu çapsız zevat, kişisel çıkarlarına ters düşen örgütlü yapıların bu kurumların yönetimlerde yer almaması için de ne gerekiyorsa onu da yaparlar.
Bu çapsız yönetici ve etkin zevat, hangi ideolojiyi savun(m)uyor olursa olsun, bunların örgütlülüğü, düzeniçiliğin, çürümüşlüğün, çıkarcılığın, rant’çılığın birlikteliğidir. Yöneticisi ve etkin oldukları kurumlara da bu anlayışla bakarlar ve bu anlayışı hakim kılmaya çalışırlar.
Çapsız, içi kovuk yönetici ve etkin kişilerin yöneticiliğini yaptığı ya da etkin olduğu bu kurumlarda, Ülke, meslek ve meslektaş sorunları mücadelesinde yaptığı veya yapacağı hiçbir şey yoktur. Böyle bir hedefleri ve programları da yoktur. Ama bu kurumlarda kalmak, yönetici olmak için, bağımsızlık, özgürlük, eşitlik vb. gibi kavramların özde olmasa da söz de savunulması gereken kavramlar olduğunu çok iyi bilirler ve bu anlamda da bu kavramlara sahip çıkıyor görünürler.
Bu çapsız zevat’ın odalarda mühendis mimarların örgütlenmesi gibi, odaların, bağımsız demokratik bir Türkiye’nin yaratılması mücadelesinde aktif yer alması gibi bir hedefleri yoktur ve olmamıştır. Onların amacı yaşam ve çıkar ortamları olarak gördükleri odalarda mevcut statükonun bozulmamasıdır. Yöneticisi ve etkin durumda bulundukları odalarda da yaptıkları etkinlikler de hep bu statükonun güçlendirilmesine hizmet etmektedir.
Bu zevat “sol” ideoloji adına kitlelerin ve üyelerin hep geri yönünü geliştiren etkinlik ve söylemleriyle, bedeller ödenerek kazanılan hak ve özgürlüklerin kullanılmasının da hep karşısında yer alarak icazetli, uzlaşmacı bir politika izlemektedirler. Bu zevata karşı verilecek ideolojik ve siyasal mücadele burjuvaziye karşı verilen mücadele ile bir bütün olarak ele alınmalı ve birlikte yürütülmelidir.
Genç ağaçların sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için çürümüş, içi kovuk idare süresini(kesim yaşı) doldurmuş “azman” ağaçlardan kurtulmak ormanlar için ne kadar önemliyse, ülke ve toplum sağlığı için de yukarıda özellikleri anlatılan zevat dan kurtulmak o derece önemlidir.
Deneyim elbette saygıdeğerdir. Bilgi aktarımı da insan topluluklarının gelişimine ve ayakta kalmasına hizmet eder. Ama her “yaşlı” “tohumluk” olamamaktadır. Aralarda işte böyle çürümüş ve içi kovuk olanlarda çıkmaktadır.
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İVME Dergisi















